Renan Müdafaanamesi Üzerine Bir Değerlendirme
- Tarih:
GİRİŞ
Bir önceki yazıda Namık Kemal’i incelerken en önemli İslamcı metninin “Renan Müdafaanamesi” olduğunu belirtmiştim. Şimdi bu eser üzerinden Namık Kemal fikriyatına göz atmaya devam edelim.
Barbar kelimesi eski Yunancadan günümüze ulaşmış, Türkçeye de geçmiş bir kavram. İlk anlamı Yunanca konuşamayan, ne dediği anlaşılmayan kişiyi tanımlarken, günümüzde kaba, vahşi, düşük düzeyli, medeni olmayan kişileri tanımlar. Eski Yunanlardan beri doğudaki halklar hep barbar olmuştur. Bu gelenek Roma ve sonrası Avrupa uygarlıklarına da geçmiştir. Doğu her zaman barbar, seviyesi düşük olmuştur. Avrupa’nın coğrafi keşifler sonrası zenginleşmesi ve teknik ve bilimde gelişim göstermesi doğuya bakışta kibirli bakışı daha da artmıştır. Haçlı seferleri ile birlikte de doğu ve batı arasında mücadele alanı din üzerinden süre gelmiştir. Batının ilerlemiş, o bakış açısıyla doğunun da geri kalmış olma sebebi hep din üzerinden yorumlanmıştır.
ORYANTALİZM VE RENAN
Napolyon’un Mısır seferi Oryantalizmin ortaya çıkmasında başlangıç kabul edilir. Bu seferle doğu adeta yeni bir coğrafi keşif gibi merak uyandırmıştır. Napolyon’un teşviki ile araştırmalar da önem kazanmıştır. Bu yüzden de özellikle Fransa’da bu konu üzerine gidilmiş ve bilim kürsüleri oluşturulmuştur. Ernest Renan’da tam bu gelenek üzerinde 1800’lerin Fransa’sında karşımıza çıkmaktadır. Renan Fransız bir Oryantalist, Din tarihçisi, Din Eleştirmeni ve filologdur. Din üzerine bir eğitim hayatı olmasına rağmen bu konuda araştırmaları şüphelerini arttırmış, Katolik iken Protestanlığa yönelmiş, daha sonra İncil üzerine araştırmaları İncil eleştirmenliğine onu getirmiştir. İbranice, Keldanice ve Arapça üzerine çalışmalar yapmış ve Sami dinlerini incelemiştir. (İslam Ansiklopedisi) Bu inceleme ve araştırmalar neticesinde 29 Mart 1883 tarihinde Sorbonne Üniversitesinde İslam ve Bilim başlıklı bir konuşma yapmış, daha sonra bu konuşma yazıya geçirilerek yayınlanmıştır. Yayınlanması ile büyük gürültü koparmış, Müslümanların dünyasından önemli itirazlar gelmiştir. Cemaleddin Afgani, Reşid Rıza, Ataullah Bayezidof, Emir Ali, Celal Nuri gibi kişiler reddiyeler yazmışlardır. Bu reddiyelerden biri de Namık Kemal’e ait olan Renan Müdafaanamesidir.
RENAN’IN İDDİALARI
Öncelikle Renan’ın iddiaları üzerine duracak ve daha sonra Namık Kemal’in verdiği cevaplar üzerinden bir inceleme yapacağız.
“Zamanımızın meseleleri hakkında en ufak bir eğitime sahip herkes Müslüman ülkelerin hâlihazırdaki aşağılığını, İslam ile yönetilen devletlerin çöküşünü, kültürünü ve eğitimini sadece bu dinden türeten ırkların entelektüel kısırlığını açıkça görebilir.” Renan Müslüman ülkeleri aşağıda, çöküşte, görmekte ve bunun sebebinin İslam dinini kabul eden ırkların entelektüel kısırlığında bulmaktadır. Müslüman fikirleri ile mutlak gerçeğe ulaşmış, bu konuda fikirleriyle fanatik, kendini ayrıcalıklı kendinden aşağıda gördükleriyle de kendini mutlu hissetmektedir. Müslümanlık onu kabul eden tüm halkların ayırıcı özelliklerini elinden almıştır. Müslümanların askeri ve siyasi güçlü olduğu dönemlerde her ne kadar bazı bilimsel gelişmeler olsa dahi bu İslam’ın bilime hoş görüyle yaklaştığı fikrine delil kabul edilemez. Renan’a göre İslam hep bilime engeldir. Bilimde ilerleme olan dönemler ya İslam dini dışındaki kişilerin getirdikleri ile olmuştur ya da bu ilerlemeyi sağlayanlar aslında dine tam olarak inanmamış kişilerdir. Abbasiler döneminde birtakım ilerlemeler olmasının sebebi İslam öncesi dönemdeki İran hükümdarı Nuşirevan dönemindeki gelişmeler, onun o döneme taşıyan Bermeki ailesi ve saraya kadar giren Hristiyan bilginlerdir. Abbasi döneminde Bilim dili olarak Arapçanın kullanılması onu özel kılmayacaktır. Arapça edebiyatta güçlü olmasına rağmen bilim dili olarak zayıftır. Bilim dili olmasının sebebi siyasidir. O dönemdeki bilimsel ilerlemeler birkaç asır sonra İbni Rüşd ile son bulmuştur. Her ne kadar İbni Haldun gibi önemli bir insan gelse de dönem sonra ermiştir. Bu kişilerin Arapça konuşuyor ve yazıyor olması onların Arap olmasına yorulamaz. Zaten bu gibi düşünürlerin eserleri sonraki dönemlerde Hristiyanlar tarafından okunuyorken Müslümanlar tarafında çoktan unutulmuştur. Hristiyanlar din ve bilimi ayırmışlar, onu vicdanlarında yaşamaya devam etmişlerdir. İslam’da manevi ve dünyevi olan hiçbir zaman ayırt edilemeyeceği için İslam dogmanın krallığı, insanoğlunun taşıdığı en ağır zincirdir. Bunun karşısında ise bilim gerçek hikmettir, bilimin ilerlemeye hizmet eder, insanlığa saygı ve özgürlüğe götürür. Genel olarak Renan’ın görüşleri bu şekildedir. Metinde birçok maddi hata ve mantık hataları bulunmaktadır. İslam’ın bilime karşıt olmasını temellendirecek fikirler ve deliller ortaya koyulmamış, bir ön kabul olarak bu fikir üzerinde tartışma açılmaya çalışılmıştır.

İslam dünyası bu fikrin özetini “İslam terakkiye manidir.” Sözü üzerine kurmuş ve bunun böyle olmadığı açıklanmaya çalışılmıştır. Ziya Paşa’nın deyimi ile;
“İslam imiş devlete pâ-bend-i terakki,
Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı.”
Bu fikrin karşısına da “İslam terakkiye mani değildir.” Sözü üzerinden açıklama getirmişlerdir. Cündioğlu’na göre o dönem yazılan reddiyelerin dört temel özelliği vardır.
- İslam dünyası bir gerileme yaşıyor fakat bunun müsebbibi İslam değildir.
- Müslümanlar yakın zamana kadar büyük bir medeniyete sahipti ve bunun sebebi İslam’dı.
- İslam’ın akla, terakkiye, tefekküre, gelişmeye, bilim ve fenne karşı olduğu bir bühtandır, İslam ilerlemenin engeli değildir.
- Müslümanları bu çöküşten kurtaracak olan yine İslam’dır, İslam’dan uzaklaşmak değil.
NAMIK KEMAL’İN ELEŞTİRİLERİ
Namık Kemal de yukarıda dört maddede özetlenecek görüşler üzerinden Renan’ın fikirlerini eleştirmiştir. Renan Müdafaanamesi İslamcı gelenek üzerinde yukarıdaki dört madde temelinde iddialarını korumaktadır. Nasıl ki Renan’ın görüşleri içerik değişse de öne sürülen savlar üzerinden devam etmekte ise Namık Kemal’in görüşleri de temel iddialar açısından devam etmektedir. Bugün de İslam’ın bilime karşıt olması ve aslında İslam’ın gerçek bilime teşvik ettiği görüleri iki zıt fikir olarak devam etmektedir.
Namık Kemal Renan’ı anlattığı girişte onun hayatını anlatırken nasıl kendi dinindeki görüşlerini de eleştirdiğini anlatarak onun aslında dinin tamamına karşı olduğunu göstermeye çalışır. Renan “aşırı inkarcıdır.” Renan Hristiyan ilahiyatı konusunda bir bilgin olabilir fakat İslam söz konusu olunca döneminin diğer fikir adamları gibi “zihinlere hayret verecek derecede cahildir.” Batılı bilginler İslam konusunda temel bilgilerde bile tam bir cehalet içindedir. Namık Kemal bunu ispat eden bazı örnekler verir. Ona göre Batılı bilginlerin bu konuda bu kadar cehalet göstermelerinin iki sebebi vardır. Ya Hristiyan olduklarından İslam’da sadece eleştirecek yerler aramaktadırlar, ya da tamamen din karşıtı oldukları için dini bir esaret zinciri olarak görürler, ilme en büyük engel olarak tanımlarlar. İkinci grupta sonuçta Hristiyan grup gibi amaçları çelişki aramaktır.
Renan İslam’ı yüzeysel bir bilgiyle eleştirmektedir. Arapça bilgisi oldukça zayıftır. Bunun destekleyen örnekler ortaya koyar. Bu sadece Renan’da değil Batılı birçok bilginde bu şekildedir. Dilini tam manasıyla bilmedikleri bir dini eleştirmektedirler. Din terimlerini bilmedikleri gibi kavramları birbirine karıştırmaktadır. Fikirleri konusunda temelsizdir. Fikirlerine delil getirmek yerine “Ben böyle söylüyorum” demektedir. Namık Kemal etkileri günümüze kadar uzanacak olan Kuran içerisinde bilimsel delillerin olduğu görüşüne dair ayet örnekleri verir fakat daha derinine inmez. Kuran’dan bilimsel deliller bulmak Müslümanları bir yanlışa itmiştir, doğadan bahsedilen ayetlerin mesajı arka plana atılmış, günümüz bilimini doğrulayacak anlamlar ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Bilimle çelişir gibi görünen noktalarda da tevil edilmeye çalışılmış, fakat bu teviller insanların nazarında ters etki yaparak din eleştirisini de beraberinde getirmiştir. Bu tartışmada Kurandan deliller bulmaya çalışmak istenen etkiyi göstermemektedir fakat o dönemde başlayan bu gelenek devam etmektedir.

Yukarıda bahsedildiği üzere Renan Müslümanların iktidar dönemindeki bilimsel gelişmeleri İslam’a değil, ya dışarıdan gelen etkilere veya aslında o gelişmeyi gösteren kişilerin ıslama uzak kişiler olduğu fikri üzerine durur. Bu konuda birçok bilgi hatası da yapmaktadır. Örneğin Bermekilerin dine uzak olduğuna dair hiçbir delili yoktur. Namık Kemal bu maddi ve mantık hataları üzerinde uzun uzun durur. Bu konuda Renan’ın fikirlerini güçlendirecek deliller de günümüzde de mevcut değildir, aksi delil ise bir çoktur. Bu kısımda da Namık Kemal ayet ve hadislerdeki hikmet, ilim, akıl gibi kavramlarla bilimsel gelişmenin teşvikini delillendirmektedir. İslam’da bilimi engelleyen temel bir görüş olmamasına rağmen bu gibi ayet ve hadislerden seçmeci yaklaşımla bağlamından kopartılarak verilen deliller farklı okumalarda itiraza sebep olmaktadır.
Renan’ın iddia ettiği İslam’ın ilime karşıt olması iddiasına karşın Namık Kemal birçok yerde Hristiyanların tarihinden karşı deliller getirerek eleştirir. Namık Kemal’e göre Müslümanların tarihinde bilime karşıt örnek bulunmazken Hristiyanların tarihinde engizisyonla, Galilei, Rousseau gibi bilginlere yapılanlarla örnek bulmak hiç zor değildir. Farabi, İbni Sina, İbni Rüşd yöneticiler tarafından koruma görürken, Hristiyan Batılı bilginler işkencelere uğramıştır. Batı vadettiği özgürlüğü hiçbir zaman vermemişken, özgür Müslümanları hep baskıcı olarak nitelemiştir.
Namık Kemal bir büyük iddiayı dile getirir. “Dinin siyasi kuralları, akıl ve hikmete tamamen uygundur…. İslam Hukuku kitaplarında aslında sadece dini kurallara bağlı evlenme meseleleri hariç tutulduğunda medeni ve ceza hukuku yönleriyle Avrupa hukuku arasında bir görüş ayrılığı yoktur.” Burada İslam hukukunu savunacağım derken bütün Batı hukukunu da kabul ediverir. Sadece evlenme meselesini dışarıda tutar. Namık Kemal burada dinden arınmış pozitif hukuku felsefi temellerine inmeden kabul edip İslamlar eş tutar. Bir hukuk kuralı dine dayanıyor diye onu kabul etmemek yanlıştır, temelde aynı olduktan sonra dine veya akla dayanması onu değerli veya değersiz yapmamalıdır.
Namık Kemal Müslümanların geri kaldığı kabulünün üzerine gitmez. Geriliği açıklamaz ama kabul eder. Bunun sebebini de dışsal iki nedene bağlar. Biri Moğolların istilasıdır, diğerleri haçlı seferleridir. Moğolların istilası büyük bir yıkıma yol açmıştır fakat Müslümanların yüksek medeniyetini ortadan kaldıramamıştır. Sonucunda da Moğollar Müslüman olup İslam içinde erimişlerdir. Haçlı seferlerinin de özellikle ilk dördü önemli yıkıcı etkiler oluşturmuştur fakat Müslümanların durumunu geriletememiş, her iki olayın sonunda Osmanlı, Safevi ve Babür devletleri gibi güçlü siyasi yapılar ortaya çıkmıştır. Namık Kemal bu iki olaydan sonra nelerin olduğunu açıklamamaktadır. Bu iki olaydan sonra da gerileme olmadığına göre gerileme nerede başlamıştır?

GENEL DEĞERLENDİRME
Özetle Namık Kemal Renan’ın görüşlerindeki maddi hataları ortaya koymuş, mantık hatalarını göstermiş, İslam’ın bilim karşıtı olduğunun ispatlanamayacağını açıklamıştır. Namık Kemal ilerleme ve gerileme kavramlarını baştan kabul etmiştir. Bu kavramların ne anlama geldiğini açıklamamıştır. Maddi ilerlemenin hak ve adalet konusunda da ilerleme kaydedip kaydetmeyeceği, küresel bir huzur, adalet, insani bir gelişim sağlayıp sağlamayacağını ortaya koymamıştır. Sömürü bu tartışmanın konusu iki taraf için de hiç olmamıştır. Ayrıca Müslümanların gerilemesi de inceleme dışıdır ve baştan kabul edilmiştir. Gerilemenin sebepleri olarak gösterilen Moğol istilası ve Haçlı seferleri fikri temellendirilememiştir. İlerlemiş batı da baştan kabul edilmiştir. Avrupa eleştirisi doğuya bakışla ilgilidir. Diğer konularda bir eleştiri görülmemektedir. Temelden bir eleştiri getirememiştir. İslam’a bakışta da yukarıda değindiğim gibi tevil götüren bir bakışa sahiptir. Seçilen ayet ve hadislerle deliller getirilmeye çalışılmış, getirilen deliller açıklığa kavuşturulmamıştır. Dönemin İslamcıları ilerleme fikrini kabul etmiş bu fikri eleştirememiştir.
Renan Müdafaanamesi İslamcıların apoloji metinlerinin ilki olmasa da ilkleri arasındadır. Birçok açıdan temel bakışı hala devam etmektedir. Metinler üzerinden okumamız devam edecektir.
KAYNAKÇA
Renan, Ernest. İslam ve Bilim. (29 Mart 1883). Çev. Zehra Bilgili.
Namık Kemal. Renan Müdafaanamesi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1988. Haz. Doç. Dr. Abdurrahman Küçük.
Bilici, Faruk. “Renan, Ernest.” İslam Ansiklopedisi. Cündioğlu, Dücane. “Ernest Renan ve Reddiyeler Bağlamında İslam–Bilim Tartışmalarına Bibliyografik Bir Katkı.” Divan: Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi, 2 (19



