Picture of Eser Gedik
Eser Gedik

Bayrampaşa Hâlinde Kadayıf Satan Akademisyen

A+ A-

Çağları aşan sadece değerler, eserler ve tecrübeler olmuyor. Şirketlerde, kurumlarda, partilerde ve sivil toplum kuruluşlarında yaşanan kronizm ve nepotizm de çağları aşarak doruğa ulaşabiliyor. Bunun farkındalığını belki şu 15-20 yılda daha da net kavrayabildik. İnsanın tarih boyunca keşfetmeye çalıştığı ve ortaya koyduğu faydacılık, günümüzde eşin, dostun, hısım ve akrabanın çocuklarının cüzdanlarını düşünürken aynı zamanda cürümlerinin de örtbas edildiği muhteşem bir kronizme dönüştü.

Öyle terimler katıldı ki dimağımıza, nutkumuz tutuldu. Çalışırsan başarırsın artık tek başına bir anlam ifade etmiyor. Ne çalıştığından çok, neye çalıştığın da önemli. Bir iktidar ilişkisi kurduysan ve buna yönelik protokol ziyaretleri yaptıysan işte bu, tam zamanlı bir çalışmadır.

Çalışmak ve çalmak, dilimizin aynı kökten türeyen fiilleri. Aslında birbirlerine ne kadar benzeseler de mana bakımından ayrı dünyanın kelimeleridir. Günümüzde ikisi olmadan bir makama, bir göreve gelinmesi artık neredeyse imkânsız hâle geldi. Bu kelimeleri, kronizm ve nepotizm gibi tanımları gündemimize sokan ise mütedeyyin camianın yetiştirdiği kişiler oldu.

Bayrampaşa Hâlinde Bir Akademisyen

Gazeteciliğe çeşitli nedenlerle bir dönem ara verip ticarete başladığımda Bayrampaşa’da bulunan kuru gıda hâline gittim. Orada, organik ürünler sattığım dükkân için ürün bakınıyordum. Unlu mamuller satan bir dükkâna girdim. Ürünleri incelerken dükkân sahibinin kitap okuduğunu fark ettim. Esnaf olanlar bilir, onca işin gücün arasında bir esnaf kolay kolay kitap okumaz.

Beni görünce ayağa kalkan dükkân sahibi yanıma gelip, “Ne iş yapıyorsunuz?” dedi. Organik ürünler sattığımı söyleyip konuyu açtım. Gazeteciydim; bir dönem ara verip biraz farklı bir alanda çalışmak istediğimi anlattım.

Tevafuk o ki ismi İbrahim olan bu abi aslında akademisyenmiş. Üniversitede yapılan idari haksızlıklara, torpillere dayanamayıp basmış istifayı ve Bayrampaşa’da ticarete başlamış. Onu görünce gazeteciliği bırakma sebeplerimden çoğunun bu abide olduğunu fark ettim. Ehliyet ve liyakat eksikliğinin yanı sıra iş yerindeki mobbingin yükünü yıllarca çektiğim için İbrahim hocanın anlattıkları beni derinden etkiledi.

Sonra biraz düşündüm ve çevreme dikkatli baktığımda fark ettim ki okumuş, ülkenin faydasına birçok önemli kurumda görev alabilecek kabiliyetteki insanlar ticarete atılıp ekmek parasını kovalamak zorunda kalıyor. Bayrampaşa hâlinde kabzımal olamayacak kişiler ise, medyada, üniversitede ve kamuda yapılan kayırmacılıkla birlikte çok rahat iş ve makam sahibi olabiliyor.

Bir akademisyen gıda hâlinde esnaflık yeleğini giyerken, kritik makamlarda üstünde takım elbise olan ne çok cahil var bir bilseniz.

Kant’ın evrensel ahlak yasası bile gelse düzelmeyecek bir döneme girdik sanki.