Paşinyan Sonrası Değil, Paşinyan’la Sonrası Ermenistan 2026 Seçimleri
- Tarih:
Güney Kafkasya’nın kırılgan jeopolitiğinde Ermenistan, son yılların en köklü yön değişimlerinden birini yaşamaktadır. Bir yandan Dağlık Karabağ’ın kaybının yarattığı toplumsal ve siyasal travmayla yüzleşen ülke, diğer yandan bağımsızlığından bu yana güvenliğini emanet ettiği Rusya ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle 7 Haziran 2026 parlamento seçimleri yalnızca bir iktidar mücadelesi değil; Ermenistan’ın gelecekte hangi jeopolitik eksende yer alacağına ilişkin tarihsel bir tercih niteliği taşımaktadır.
Nikol Paşinyan liderliğindeki hükümetin savunduğu Batı ile entegrasyon, bölgesel barış ve ekonomik açılım vizyonu ile Rusya yanlısı muhalefetin güvenlik merkezli yaklaşımı arasındaki mücadele, seçimleri adeta bir referanduma dönüştürmüştür. Sandıktan çıkan sonuç ise sadece Erivan’ın değil, Türkiye, Azerbaycan, Rusya ve Avrupa Birliği’nin de dikkatle takip ettiği yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu seçimler, Ermenistan’ın iç siyasetinden çok daha fazlasını; Güney Kafkasya’nın gelecekteki güç dengelerini anlamak açısından da önemli ipuçları sunmaktadır.
Sovyetlerden Kadife Devrim’e:
Modern Ermenistan Cumhuriyeti, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan etti. Ancak bağımsızlığın ilk yılları, Azerbaycan ile yaşanan Birinci Dağlık Karabağ Savaşı, ekonomik abluka, enerji krizleri ve Sovyet sonrası dönemin getirdiği kurumsal yozlaşma ile oldukça sancılı geçti.
Uzun yıllar boyunca ülke siyaseti, Karabağ kökenli liderlerin ve Rusya ile yakın ilişkileri savunan oligarşik yapıların kontrolündeydi. Bu durum, 2018 yılına kadar statükonun korunmasını sağladı.
2018 yılı dönüm noktası olarak yerini aldı. Gazeteci kökenli muhalif lider Nikol Paşinyan önderliğinde başlayan barışçıl protestolar, ülkede “Kadife Devrim” olarak adlandırılan tarihi bir değişimi tetikledi. Paşinyan, yolsuzlukla mücadele ve demokratik reform vaatleriyle başbakanlık koltuğuna oturdu.
Ancak Paşinyan döneminin en büyük sınavı jeopolitik alanda yaşandı. 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı ve ardından 2023 yılında Karabağ’ın tamamen Azerbaycan kontrolüne geçmesi, Ermenistan’da derin bir travma yarattı. 100 binden fazla etnik Ermeni bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Bu büyük kayıp, Ermenistan siyasetini ikiye böldü: Bir yanda yenilgiden Paşinyan’ı sorumlu tutan Rusya yanlısı muhalefet, diğer yanda ise Rusya’nın kendilerini yalnız bıraktığını savunarak Batı ile entegrasyonu tek çıkış yolu gören Paşinyan hükümeti.
Ermeni Diasporası: Küresel Ağın Kuruluşu ve Siyasi-Kültürel Faaliyetleri
Modern Ermenistan devletinin tarihini ve bugünkü siyasi yapısını anlamak, ülkenin sınırları dışında yaşayan ve nüfusu Ermenistan’ın yerleşik nüfusunu geride bırakan Ermeni diasporasını incelemeden mümkün değildir. Ermeni diasporası hem Ermenistan iç siyasetinde hem de ülkenin uluslararası ilişkilerinde belirleyici bir aktör olarak varlık göstermektedir.
1. Diasporanın Tarihsel Kuruluşu ve Coğrafi Dağılımı
Ermenilerin anayurtları dışındaki bölgelere göçü yüzyıllar öncesine (Bizans, Osmanlı ve Safevi dönemlerine) dayansa da, modern anlamda küresel ve örgütlü “Ermeni Diasporası” nın kuruluşu ağırlıklı olarak 20. yüzyılın başındaki gelişmelere dayanır.
Kitlesel Göç Dalgaları: 1915 yılı ve sonrasındaki tehcir ve savaş süreçleri, yüz binlerce Ermeni’nin Orta Doğu (Lübnan, Suriye), Avrupa (Fransa) ve Kuzey Amerika’ya (ABD, Kanada) göç etmesine neden oldu.
Kurumsallaşma Dönemi: Göç edilen ülkelerde kimliklerini korumak isteyen topluluklar; kiliseler, okullar, hayır kurumları ve siyasi kulüpler (Taşnak, Hınçak ve Ramgavar partilerinin yurt dışı kolları) etrafında hızla örgütlendi. Zamanla bu yapılar, bulundukları ülkelerin siyasi mekanizmalarına etki edebilecek güçlü lobilere dönüştü.
2. Diasporanın Temel Faaliyet Alanları
Ermeni diasporası, homojen bir yapı olmamakla birlikte, dünya genelinde belirli ortak amaçlar etrafında oldukça organize faaliyetler yürütmektedir:
Uluslararası Lobi Faaliyetleri ve “Soykırım” Kampanyaları: Diasporanın en aktif olduğu alan, 1915 olaylarının uluslararası alanda “soykırım” olarak tanınmasını sağlamaktır. Özellikle ABD (ANCA ve Ermeni Asamblesi gibi kuruluşlar aracılığıyla) ve Fransa’daki lobiler, parlamento kararları çıkartılması ve Türkiye’ye yönelik siyasi baskı oluşturulması yönünde çok güçlü kampanyalar yürütmektedir.
Ermenistan Devletine Ekonomik ve Siyasi Destek: 1991’de bağımsızlığın ilanından bu yana diaspora, Ermenistan’ın en büyük finansal destekçisi olmuştur. “Hayastan All-Armenian Fund” gibi küresel vakıflar aracılığıyla ülkeye milyarlarca dolarlık altyapı, sağlık ve eğitim yatırımı aktarılmıştır. Ayrıca Karabağ savaşları sürecinde ve sonrasında Ermenistan’a insani ve askeri lojistik destek sağlanmasında öncü rol oynamışlardır.
Kültürel Asimilasyonu Önleme ve Kimlik Koruma: Dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermeni nüfusunun dilini, dinini ve kültürünü korumak adına binlerce hafta sonu okulu, kültürel merkez ve yayın organı bizzat diaspora fonlarıyla finanse edilmektedir.
3. Diaspora-Erivan İlişkilerinde Kırılma Noktaları
Diaspora ile Ermenistan ana karasındaki hükümetlerin ilişkileri her zaman pürüzsüz olmamıştır. Geleneksel diaspora milliyetçiliği, Türkiye ve Azerbaycan ile hiçbir taviz verilmeden mücadele edilmesini savunurken; Nikol Paşinyan hükümetinin özellikle 2020 ve 2023’teki Karabağ mağlubiyetlerinin ardından bölgesel gerçeklikleri kabul ederek Türkiye ve Azerbaycan ile “barış ve normalleşme” sürecine girmesi, diasporanın radikal kanatları tarafından sert şekilde eleştirilmektedir. Günümüzde diaspora, Ermenistan’ın geleceğinin Batı entegrasyonunda mı yoksa geleneksel katı çizgide mi kurulması gerektiği tartışmasında en ağırlıklı seslerden biri olmaya devam etmektedir.
7 Haziran 2026 Seçimleri: Batı’ya Doğru Keskin Viraj
Ermenistan, geçtiğimiz günlerde (7 Haziran 2026) ülkenin geleceğini ve jeopolitik eksenini belirleyecek çok kritik bir parlamento seçimi için sandık başına gitti. Moskova’nın yoğun dezenformasyon kampanyaları ve muhalefeti destekleme çabalarının gölgesinde geçen seçimler, Paşinyan’ın Batı yanlısı ve bölgesel barış odaklı politikasının test edildiği bir referanduma dönüştü.
Açıklanan resmî sonuçlara göre, Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi oyların yaklaşık %50’sini alarak seçimlerden birinci çıktı. Seçim kampanyası boyunca ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkileri derinleştirmeyi vaat eden Paşinyan, zafer konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Ermenistan halkı barışa, bölgesel refaha ve iş birliğine oy vermiştir. Bu iradenin Türkiye ve Azerbaycan’dan da olumlu bir karşılık bulmasını ümit ediyorum.”
Zorlu Bir Barış Süreci
Seçim sonuçları Paşinyan’a hükümeti yeniden kurma yetkisi verse de, partisinin anayasayı tek başına değiştirecek bir süper çoğunluğa (nitelikli çoğunluk) ulaşamamış olması elini zorlaştırıyor. Zira Azerbaycan ile kalıcı bir barış anlaşması imzalanabilmesi için Ermenistan anayasasında yer alan bazı toprak iddialarına yönelik ifadelerin değiştirilmesi gerekiyor.
Yine de 2026 seçimleri, Ermenistan’ın geleneksel hamisi olan Rusya ile bağlarını koparma pahasına ABD ve AB destekli bir bölgesel entegrasyonu seçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Kafkasya’da kartların yeniden dağıtıldığı bu yeni dönemde, Ermenistan’ın attığı adımlar sadece kendi kaderini değil, tüm bölgenin istikrarını belirleyecek.
Seçimin Nabzı: Köşe Yazarlarının Gözünden 2026 Sandığı
7 Haziran 2026 parlamento seçimleri, Ermenistan tarihinin en yüksek gerilimli siyasi atmosferlerinden birine sahne oldu. Uluslararası analistler ve bölge yazarları, sandıktan çıkan sonucu sadece iç politik bir değişim olarak değil, Güney Kafkasya’nın jeopolitik haritasının yeniden çizilmesi olarak yorumladı.
Seçim sürecini ve sonuçlarını değerlendiren prestijli analiz ve köşe yazılarından öne çıkan çarpıcı pasajlar, Ermenistan’ın önündeki dönüm noktasını şu şekilde özetliyor:
1. Bölgesel Değişim ve “Geçmişin Prangaları”
Anadolu Ajansı’ndaki analizinde Kafkasya’nın yeni gerçekliğine odaklanan Aram Kuran, Ermeni halkının sandık başında verdiği kararın psikolojik boyutunu şu cümlelerle köşesine taşıdı:
“Sandıktan çıkan sonuç, sadece Nikol Paşinyan’ın siyasi ömrünü uzatması değil, Ermeni halkının geçmişin prangalarıyla geleceğin belirsizliği arasında yaptığı o zor ve tarihi seçimin ilanı olmuştur. Seçmen, nostaljik bir milliyetçilik vaat eden muhalefet yerine, acı da olsa gerçekçi bir barış vizyonunu kabul ettiğini gösterdi.”
2. Rusya’nın Güç Kaybı ve Batı ile Entegrasyon
Avrupa Politika Merkezi (EPC) Kıdemli Analisti Amanda Paul, seçimlerin ardından kaleme aldığı köşe yazısında Rusya’nın seçimlere yönelik dezenformasyon ve ambargo baskılarına rağmen Ermenistan’ın yüzünü Batı’ya döndüğünü vurguladı. Ancak yazar, coğrafi gerçeklerin tamamen göz ardı edilemeyeceğini şu çarpıcı pasajla hatırlatıyor:
“Ermenistan Batı’ya oy verdi ancak Rusya’yı tamamen terk etmesi imkansız. Paşinyan’ın zaferi, dış politikada radikal bir kopuştan ziyade stratejik bir çeşitlendirme (diversifikasyon) arayışıdır. Erivan artık yumurtalarını tek bir sepete koymak istemiyor; Avrupa Birliği ile entegrasyonu derinleştirirken Moskova ile ilişkileri pragmatik bir zeminde tutmaya çalışacaktır.”
3. “Gerçek Ermenistan” İdeali ve Kilise Çatlağı
Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) yorumunda, seçim sürecinde Başbakan Paşinyan’ın “Tarihsel Ermenistan” mitleri yerine sınırları belli “Gerçek Ermenistan” idealini savunmasının toplumda ve diasporada yarattığı büyük çatlağa değinildi. Yazıda, Ermeni Kilisesi’nin muhalif tavrının sandığa yansıması şu şekilde analiz edildi:
“Kilise yönetiminin aşırı ve ruhani temelden uzak politik tavrı diasporada gözle görünür bir bölünmeye yol açmış, bu tavrın Ermenistan’a zarar vereceği iktidarı eleştiren kesimler tarafından dahi ikrar edilmiştir. Paşinyan’ın normalleşme hamleleri karşısında muhalefetin somut bir antitez üretememesi, Rusya destekli adayların halk nezdinde tam karşılık bulmasını engelledi.”
4. Kafkasya’da Yeni Ulaşım Koridorları
Bölgesel yayın organı Jam-News’e konuşan jeopolitik uzmanları ise seçimin hemen ardından yayımlanan köşe yazılarında, Paşinyan’ın zaferinin Türkiye ve Azerbaycan ile yürütülen normalleşme süreçlerine “can suyu” olduğunu belirtti:
“Ermeni seçmeni, sınırların kapalı kaldığı izole bir ülke yerine, bölgesel ticaret koridorlarına entegre olmuş istikrarlı bir Ermenistan’ı seçti. Bu zafer, Türkiye-Ermenistan sınırının tamamen açılması ve bölgedeki lojistik hatların canlandırılması için Paşinyan’ın eline meşru bir iç siyasi güç vermiş oldu.”
Sonuç
2026 seçimleri, Ermenistan’da sıradan bir iktidar yenilenmesinden çok daha fazlasını ifade etmektedir. Sandıktan çıkan sonuç, Karabağ yenilgisi sonrasında yaşanan toplumsal travmaya rağmen Ermeni seçmeninin geçmişin kayıplarına odaklanan bir siyaset yerine geleceğin imkanlarını önceleyen bir yaklaşımı tercih ettiğini göstermiştir. Bu tercih, aynı zamanda Rusya merkezli güvenlik paradigmasının sorgulanması ve ülkenin dış politika ekseninin daha dengeli, çok yönlü ve Batı ile entegre bir çizgiye taşınması yönündeki iradenin de teyidi niteliğindedir.
Bununla birlikte seçim zaferi, Paşinyan yönetiminin önündeki zorlukları ortadan kaldırmamaktadır. Azerbaycan ile kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması, Türkiye ile normalleşme sürecinin ilerletilmesi, anayasal tartışmaların yönetilmesi ve diaspora ile devlet arasındaki görüş ayrılıklarının azaltılması önümüzdeki dönemin temel sınamaları olacaktır. Ermenistan artık tarihsel hafıza ile jeopolitik gerçeklik arasında yeni bir denge kurmaya çalışmaktadır.
Son tahlilde 7 Haziran 2026 seçimleri, yalnızca Ermenistan’ın siyasi geleceğine ilişkin bir karar değil, Güney Kafkasya’nın önümüzdeki yıllarda hangi istikamette şekilleneceğine dair önemli bir işaret fişeği olarak okunmalıdır. Eğer Erivan yönetimi barış, ekonomik entegrasyon ve bölgesel iş birliği hedeflerini somut sonuçlara dönüştürebilirse, uzun yıllardır çatışmalarla anılan Kafkasya yeni bir istikrar dönemine kapı aralayabilir. Aksi halde seçimlerin ortaya çıkardığı umut atmosferi, bölgenin kronik sorunları karşısında kısa ömürlü bir siyasi başarı olarak tarihe geçebilir. Bu nedenle 2026 seçimleri, Ermenistan için bir son değil; belirsizliklerle dolu yeni bir başlangıcın adı olarak değerlendirilmelidir.



