Picture of Fethullah Hallaç
Fethullah Hallaç

Bozkırda Yeni Bir Meclis: Kazakistan Ne Değiştirdi, Ne Bekliyor?

A+ A-

Ulu Türkistan‘ın geniş bozkırlarında, bağımsızlığını aldığı 1991 yılından bu yana istikrarlı bir siyasi çizgiyi, dengeli bir iç ve dış politika anlayışını sürdüren soydaş ve dost ülke Kazakistan‘da geçtiğimiz haftalarda seçim heyecanı yaşandı. Ancak bu kez sandıktan çıkan yalnızca yeni bir milletvekili listesi değildi; ülkenin otuz yılı aşkın süredir alışkın olduğu yasama düzeni de değişmiş oldu.

23 Ağustos 2026’da yapılan ‘’Kurultay’’ seçimi, Kazakistan’ın bağımsızlığından bu yana gerçekleştirdiği onuncu yasama seçimi oldu. Bununla birlikte, kendisinden önceki dokuzundan yapısal olarak ayrılan bir özelliğe sahipti. 15 Mart 2026’daki halk oylamasıyla kabul edilen ve 1 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni Anayasa, 1995’ten bu yana işleyen çift meclisli yapıyı sona erdirerek, yerine 145 üyeli tek meclisli Kurultay‘ı getirdi. “Kurultay” adının seçilmesi de tesadüf değildi; bu aynı zamanda bozkırın ortak karar geleneğine yapılan bilinçli bir atıf olarak okundu. 23 Ağustos, bu yeni düzenin ilk fiili sınavıydı.

Sandığın gösterdiği tablo

Merkez Seçim Komisyonu’nun 25 Ağustos’ta ilan ettiği kesin sonuçlara göre, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev‘in siyasi çizgisini, seküler-milliyetçi çerçevede yürüttüğü reform anlayışını temsil eden ve Haziran ayında iktidardaki Amanat Partisi‘ni bünyesine katan Adalet Partisi, oyların yaklaşık yüzde 71’ini alarak 145 sandalyenin 110’unu kazandı. Kırsal kesimin temsilcisi konumundaki Köy Partisi yüzde 6 dolayında bir oyla 10, girişimci çevrelere seslenen yenilikçi ve liberal çizgideki Respublica 9, liberal-muhafazakâr çizgideki Ak Yol 8 ve Ulusal Sosyal Demokrat Parti 8 sandalye elde etti. Sol-sosyalist çizgideki Kazakistan Halk Partisi ile çevreci Baytaq Partisi ise yüzde 5’lik barajın altında kalarak yeni mecliste temsil imkânı bulamadı. Katılım oranı yüzde 74 olarak açıklanırken, oy pusulasında yer alan “tümüne karşı” seçeneği yüzde 2,5 civarında bir karşılık buldu.

Yeni sisteme göre ülkenin tamamı tek bir seçim çevresi sayıldı ve seçmen yalnızca kapalı parti listelerine oy verdi. 2023 seçiminde uygulanan ve belirli bölgelerden tek tek milletvekili çıkarılmasına imkân tanıyan usül kaldırıldığı gibi, bağımsız adaylık da tümüyle sona erdi. Bu, bir partiye üye olmayan vatandaşların ulusal meclise girme kanalının kapanması anlamına geliyor. Aynı şekilde, partisinden ayrılan veya ihraç edilen bir milletvekilinin vekilliği kendiliğinden düşüyor. Bu düzenlemeler, partileri güçlendirirken milletvekilini seçmenden çok parti merkezine bağımlı kılabileceği yönünde eleştirileri de doğal olarak beraberinde getiriyor.

İki farklı okuma

Seçim, uluslararası gözlem heyetlerinin de takibinde gerçekleşti. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu öncülüğünde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi‘nin de katıldığı misyon, 24 Ağustos’ta açıkladığı ön değerlendirmede seçimin teknik açıdan iyi hazırlandığını, seçim gününün genel olarak sakin ve düzenli geçtiğini belirtti. Buna karşılık aynı bildiride, yarışan partilerin tamamının cumhurbaşkanının siyasetini desteklemesi nedeniyle seçmenin önündeki tercih alanının daraldığı, iktidar partisinin kampanya döneminde avantajlı bir konumda bulunduğu ve gözlenen seçmen hareketliliği ile açıklanan katılım verileri arasında farklar tespit edildiği kaydedildi.

Sonuçlar Kazakistan kamuoyunda iki farklı çerçevede karşılandı. Resmî ve devlete yakın yayın organları seçimi, anayasal reformun başarıyla tamamlandığı tarihî bir aşama olarak sundu. Sosyal medyada ve bağımsız yayın platformlarında ise özellikle katılım oranlarına ve sandık başındaki uygulamalara yönelik ciddi itirazlar dile getirildi. Bu iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmadığını, ancak toplumun bir kesiminde açıklanan verilere karşı bir mesafenin bulunduğunu göstermesi bakımından kayda değer olduğunu belirtmek gerekir.

Hızlı işleyen takvim

Seçim sonrası süreç dikkat çekici bir hızla ilerledi. Yeni meclis 28 Ağustos’ta ilk oturumunu yaptı ve başkanını seçti; anayasa gereği hükümet aynı gün görevini iade etti. Üç gün sonra, 31 Ağustos’ta başbakanlık ve yeni Anayasa ile ihdas edilen cumhurbaşkanı yardımcılığı makamına ilk atama yapıldı. Ekonomi yönetiminde büyük ölçüde süreklilik gözlenmesi, mevcut politikaların devam edeceği yönünde bir mesaj olarak yorumlandı. Eylül ayının ikinci yarısında, etnik ve bölgesel çeşitliliği temsil etmesi öngörülen ve yasama önerisi sunma yetkisiyle donatılan yeni bir danışma organının kurulması, ardından da cumhurbaşkanının yıllık ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasını yapması planlandı. ‘Halk Konseyi’ olarak adlandırılan bu danışma organının etnik, bölgesel, sosyal ve sosyo-politik çeşitliliği temsil etmesi bekleniyor. Bir açıdan bu kurulla birlikte oluşan yapıya önceki sistemde olduğu gibi meclis-senato düzenine benzer bir model demek hata olmayacaktır.

Beklentiler

Yeni düzenin en çok tartışılan başlığı ise cumhurbaşkanlığı meselesi. 2022’deki reformla cumhurbaşkanlığı tek bir yedi yıllık dönemle sınırlandırılmış, Kasım Cömert Tokayev de bu çerçevede 2029’a kadar görev yapmak üzere seçilmişti. Ancak yeni Anayasa’nın kabulünün ardından Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar, görev süresi sayacını fiilen yeniden başlatarak Tokayev’in tekrar aday olmasının önünü açtı. Tokayev, seçim günü kendisine yöneltilen soruya, söz konusu kararın hukuka uygun olduğunu ve yeniden seçilme hakkının bulunduğunu belirterek karşılık verdi; adaylık konusunda ise henüz bir karar vermediğini, daha somut bir yanıtı ilerleyen dönemde paylaşabileceğini ifade etti. Bu belirsizliğin bilinçli biçimde korunduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Yeni Anayasa ile ihdas edilen cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı da aynı tartışmayı besliyor: bazı yorumcular bu makamı olası bir devir sürecinin hazırlığı olarak okurken, bir kısım gözlemci makamın daha çok kurumlar arası eşgüdüm işlevi göreceğini, dolayısıyla halef arayışıyla doğrudan ilişkilendirilmesinin erken olacağını savunuyor. Eleştirel çevreler ise parlamentonun tek meclisli yapıya dönüştürülmesi, bağımsız adaylığın kaldırılması ve yeni makamların ihdasının birbirinden bağımsız adımlar olmadığını, bunların bütününün 2029 seçimine giden süreçte iktidara geniş bir manevra alanı bıraktığını ileri sürüyor. Önümüzdeki dönemde bu tabloyu netleştirecek olan, kurumsal düzenlemelerden çok Tokayev’in kendi tercihini ne zaman açıklayacağı olacak gibi görünüyor.

Önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken birkaç başlık öne çıkıyor. Birincisi, yeni meclisin gerçekten bir yasama ve denetim organı olarak işleyip işlemeyeceği. Tek partinin bu ölçüde belirgin bir çoğunluğa sahip olduğu bir yapıda, kalan dört partinin hangi konularda ayrışabileceği ve toplumsal taleplere ne ölçüde ses olabileceği, reformun niteliğine dair asıl göstergeyi verecek gibi görünüyor. Uzmanlar, bu sorunun cevabının seçim gecesinde değil, ancak bir yıllık yasama pratiği sonrasında netleşeceği kanaatinde.

İkincisi, kampanya döneminde gündeme gelen asgari ücret artışı gibi sosyal vaatlerin bütçeye yansıyıp yansımayacağıdır. Enflasyon ve yaşam maliyeti başlıklarının toplumun öncelikli gündemini oluşturduğu düşünüldüğünde, bu alandaki adımların yeni meclisin inandırıcılığı bakımından belirleyici olması muhtemel görünüyor.

Üçüncüsü, temsil meselesi. Bağımsız adaylık kanalının kapanması ve ülkenin tek seçim çevresi sayılması, milletvekili ile belirli bir bölgenin seçmeni arasındaki doğrudan bağı ortadan kaldırmış durumda. Bu boşluğun yeni kurulacak danışma mekanizmalarıyla telafi edilip edilemeyeceği, önümüzdeki yılların tartışma konularından biri olacak.

Türkiye açısından ise tablo, öngörülebilirlik ekseninde okunuyor. Kazakistan, Çin ile Avrupa arasındaki ticarette ağırlığı artan Orta Koridor‘un kilit halkalarından biri konumunda. Kurumsal yapının netleşmesi ve ekonomi kadrosundaki sürekliliğin, uzun vadeli yatırım ve altyapı projeleri için gerekli olan istikrarı destekleyeceği değerlendiriliyor. Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesindeki iş birliğinin de bu zeminde derinleşmesi bekleniyor. Nitekim Türk basınında seçim, ağırlıklı olarak iki eksende yorumlandı: Nazarbayev sonrası dönemin kendi kurumsal düzenini kurma süreci ve Ankara ile Astana arasındaki ilişkilerin somut iş birliği alanlarına doğru genişlemesi.

Kazakistan, bağımsızlığından bu yana sabırlı ve temkinli bir çizgi izledi. Yeni anayasal düzenin bu birikimi daha katılımcı bir kurumsal yapıya taşıyıp taşımayacağını, önümüzdeki dönemde atılacak adımlar gösterecek. Sandık kapandı; asıl sınav ise şimdi başlıyor.

Bu yazı; Kazakistan Merkez Seçim Komisyonu’nun resmî sonuç açıklamaları, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’nun seçim gözlem raporu, Kazakça ve Rusça yayın yapan ulusal haber ajansları ile bağımsız yayın platformlarının aktarımları, Türkiye’deki haber ajanslarının ve düşünce kuruluşlarının değerlendirmeleri ve uluslararası basında yer alan analizlerin karşılaştırılmasıyla hazırlanmıştır.