Picture of Salih Akyüz
Salih Akyüz

İçimizdeki Doktor

A+ A-

İnsan, vücudunun içinde kendisine eşlik etmek üzere var olan bir iç sesle dünyaya gelir. İnsanın iradesi geliştikçe bu rehberin varlığını daha az fark etse de onun işaretleri hayatının sonuna kadar kendisine eşlik edecektir.

Bedenin Rehberliği

İnsan, bebekliği yaşadığı bu dönemde bedeninin verdiği işaretlerle kendine yön bulur. Bazen vücudunun içindeki doktor, bebeğe acıktığını haber verir. İhtiyacı olan gıdayı temin ettikten sonra doyduğunu da kendi iletişim kanalıyla işaret eder. Vücudu dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda esner, bebek de bu işareti takip ederek uykuya dalar. Doktor, bebeğin uykusunu aldığı konusunda bilgi vermeyi de ihmal etmez. Bebek, uyarıyı dikkate alarak uyanır. Bütün ihtiyaçlarını, vücudunun içinde var olan bu doktorun koordinesiyle yürütür. Dünyadaki bu ilk yıllarında bebek, kendi kararlarını hemen hemen hiç veremez. Buraların yabancısıdır. Bunun için çokça yardıma ihtiyacı vardır. Ailesi yanındadır ama doktorun vücudunun içindeki varlığı, başka hiçbir yardımla mukayese edilemeyecek kadar önemlidir.

İradenin Yol Arkadaşlığı

İnsan, yaş almaya başladıkça vücudunun içindeki doktorun kanaatlerinin yanında çocuğun iradesi de konuşmaya ve varlığını ortaya koymaya başlar. Çocuğun iradesi konuşmak istedikçe, vücudunun içindeki doktor aynı oranda geri durur. Doktor, gölgedeki duruşunu öylesine iyi korur ki çocuk, artık kararlarını tamamen kendisinin verdiğini düşünür. Aynı oranda cesareti de gelişir. Artık istediğini, istediği kadar yiyebileceğini, içebileceğini ve yapabileceğini düşünür. Çocuk, belli zamanlarda vücudundaki doktoru tarafından uyarılar almaktadır. Başının, dişinin ve midesinin zaman zaman ağrıması, ona tahsis edilen özel doktorun hâlâ çok yakınlardaki varlığını göstermektedir. Etrafına bakındığında kimseyi görememektedir. Ama dikkatle düşündüğünde, attığı her adımda bedeninden gelen işaretlerin hâlâ kendisine eşlik ettiğini anlayabilir.

Hayat Laboratuvarı

Çocuk, artık genç olmuştur. Bedeninden gelen işaretleri gözlemleyen insan, şimdi davranışların sonuçlarını da gözlemlemeyi öğrenmektedir. Gencin iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, faydalı ile zararlıyı ve adalet ile zulmü davranışların sonuçlarından hareketle ayırt edebilmesi, olgunlaşmaya başladığını gösterir. Bir tarafta, etrafında davranışlarla örneklerini gördüğü yaşam şekilleri bulunmaktadır. Ailesiyle, komşularıyla ve toplum üyeleriyle birlikte zengin bir veri havuzu oluşmuştur. Ticarette, sanayide, tarımda ve siyasette şahit olduğu davranış modelleri ona önemli bir analiz imkânı sunmuştur. Esnaflıkta, eğitim hayatında, komşuluk ilişkilerinde ve cemiyet hayatında karşılaştığı örnekler, yabana atamayacağı altın değerinde bir tecrübe havuzu oluşturmuştur. Kitaplarda gördüklerini ve okuduklarını, toplumda şahit olduklarıyla karşılaştırmaya çalışmaktadır. Şahit oldukları, onun için çok anlamlı bir laboratuvar verisi gibi olmuştur.

İyilik İyidir

Zaman zaman içine doğan düşüncelerle gördüğü sonuçlar örtüşmemektedir. Toplumda karşılaştığı davranışlar, sıkça dile getirilen kabullerle örtüşmemektedir. Bu işte bir terslik vardır. Ya kabuller yanlıştır ya da davranışlarda bir sorun vardır. Tam da bu sırada, öteden beri içine doğan kabuller olduğunu hatırlamıştır. İç sesi, kendisini hatırlatmıştır. Gökyüzüne baktığında, suyu seyrettiğinde, kuşun sesini duyduğunda ve toprağın güzelliğine şahit olduğunda hissettiklerini, geceleri başını yastığa koyduğunda içine doğan düşüncelerle karşılaştırmıştır. Bu muhakemesi sırasında öteden beri içine doğan o düşünceyi yeniden hatırlamıştır. “İyilik iyidir.” Çağları mayalayan bu mana, zamanları aşmış; farklı coğrafyalarda kendisine karşılık bulmuştur. Her şeyi ihata eden böylesi muazzam büyüklükteki dokunuşu tespit ettiğinde, çocukluktan beri kulağının hemen ucunda olan tavsiyeler manzumesinin varlığını bir kez daha hatırlamıştır. Bu hatırlayışıyla birlikte gözlerine can, davranışlarına heyecan gelmiştir. Bu, muazzam bir güçtür. Şahit olduğu her yanlışın ardından hayat, kendini yenilemeye devam etmiştir. Kuşlar uçmayı, rüzgâr esmeyi, güneş doğmayı sürdürmüştür. Kelebeğin kanat çırpışında, karıncanın çalışma gayretinde ve su sesinin ruhu okşayan tınısında hayatın devamlılığı kendisini göstermiştir. Kötülük nice defa ortaya çıkmış, fakat iyiliğin nefesini bütünüyle kesememiştir. İnsan da bütün bu olup bitenlerin arasında, iyiliğin neden vazgeçilmez olduğunu yeniden öğrenir. Bazen bir davranışta, bazen bir bakışta, bazen de kimsenin fark etmediği küçük bir dokunuşta karşısına çıkan iyilik, hayatın hâlâ yaşanmaya değer olduğunu hatırlatır. Belki de insanın en büyük sorumluluğu, kendisine kadar ulaşan bu nefesi başkalarına ulaştırabilmektir. Çünkü iyilik, yalnızca hayatın içinde var olan bir değer değil, hayatı birbirimiz için yaşanabilir kılan bir nefes biçimidir.