Picture of Şahin Ali Şen
Şahin Ali Şen

Ahlak Krizi, Denetimsizlik ve Cezasızlık

A+ A-

Fon kriziyle birlikte yolsuzluk, ülke gündeminde yeniden sürmanşet oldu. Maalesef hangi iktidar dönemi olursa olsun yolsuzluğu bir türlü tarihin çöp sepetine gönderemedik, gönderemiyoruz. Yolsuzluk, bir süre uyku moduna giriyormuş gibi yapıyor ancak bir sabah uyanıyorsunuz, ülke hortlayan yeni yolsuzluk skandalıyla çalkalanıyor. Son örneği de merkezinde siyasilerin, bürokratların yer aldığı, milyar dolarların iç edildiği fon krizi yolsuzluğu oldu. 

Yolsuzluk basit anlatımıyla, kamu veya özel sektörde yetki ve gücün yasal ve helal olmayan yüksek çıkarlar için kötüye kullanılmasıdır. En görünür yolsuzluk türleri siyasi, idari ve ekonomik olanlar. Seçim hilesi, oy ticareti, siyasi rüşvet siyasi alandaki en bilinenleri. Yine siyasilerin çıkar ve rant çevrelerinin lobi ve telkinleriyle yasal düzenlemeler yapması da bunlardan birisi. Bürokratik zeminde 86 milyon vatandaşımıza kaliteli kamu hizmeti sunması için görevlendirilmiş memur veya bürokratların, açgözlülerinin kuralları esnetmesi, ihlal etmesi, göz yumması ya da doğrudan rüşvet alma yoluyla haksız kazanç elde etmesi, halk arasında bilinen en yaygın yolsuzluk türü. Ekonomik yolsuzluk türleri ise finansal piyasaların çeşitliğinin artmasına paralel kamuoyunda en çok konuşulan yolsuzluk türü haline geldi. Nedir bunlar? Borsa, altın, döviz, bankacılık ve fon gibi sermaye piyasalarındaki manipülasyonlar, kara para aklama, vergi kaçırma. Başka türleri de var tabi ki.  İhaleye fesat karıştırma, ticari rüşvet, zimmete para geçirme, görevi kötüye kullanma, iltimas, kayırmacılık… Siyasi tarihimizde bu yolsuzluk olaylarını örneklerini yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Güneş Motel olayı, Banker Kastelli skandalı, Türkbank olayı, beyaz enerji operasyonu, İSKİ yolsuzluğu, Thodex kripto vurgunu, Çiftlik Bank vurgunu gibi. Bugün de fon krizi.

Peki neden bu kadar rahat yolsuzluk skandalları olabiliyor bu ülkede. Kamu yönetiminde, denge ve denetlemenin olmaması, gün ışığında yönetim ya da iyi yönetim ilkelerine riayet edilmediği için.. Bu ilke,  yönetimin halkın denetimine açık olmasını savunur. Nedir bunlar? Kararların kamunun gözünün önünde alınması-şeffaflık; bürokratların ve siyasilerin eylemlerinin sonuçlarını halka ve yasal mercilere vermesi-hesap verebilirlik; vatandaşların bilgi edinme haklarını aktif kullanarak denetim sürecine katılması- katılımcılıktır.

Denge ve denetleme üzerine uzun süredir okumalar yapıyorum. Fon kriziyle tekrar bilgilerimi güncelledim. Gördüğüm şudur: Türkiye’de ihale yasalarındaki yolsuzluğu kapı aralayacak birkaç madde ile Meclis denetimini kısmen zayıflatan gensoru ve sözlü soru denetiminin kaldırılması dışında hem kurumsal hem mevzuat anlamında eksiklik yok denecek kadar az. Sorun uygulamada.

Değerli okuyucularım, isterseniz birlikte bir göz atalım. Meclis denetimi demokrasilerde olmazsa olmazdır. Yönetimde şeffaflığın garantör aktörlerden en önemlisi TBMM’dir. Bu milletin, milli iradenin temsilcileri aracıyla yönetimi-yürütmeyi denetlemesidir ki, çok kıymetlidir.

Dolayısıyla denetim mekanizmalarının en başında TBMM’nin yaptığı siyasi denetimi gelir.  TBMM, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte yürütme organını, yazılı soru, genel görüşme, Meclis araştırması, Meclis soruşturması yoluyla denetler. Denetliyor mu, denetleyebiliyor mu? Tabi ki hayır. Meclis çoğunluğu iktidarı oluşturan partilerde olduğu için muhalefet tarafından verilen bütün önergeler reddediliyor. İktidar kanadı da bu denetim araçlarını kendisi kullanmıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde gensoru ve sözlü soru yöntemi vardı, kaldırıldı. İki etkili denetim yoluydu. Hükümet ve bakanlar gensoru yoluyla düşürülebiliyordu. Milletvekilleri, bakanlara anlık sözlü sorular sorabiliyordu. TBMM’nin denetim gücünün artırılması için tekrar düşünülmeli. Meclis denetiminin zayıflığı birçok zaafa yol açabilir. Hatta TBMM’nin denetim yetkisi özel alana da taşınmalıdır. Mesela ABD’de Kongre, özel şirketlerin sahiplerini ve üst düzey yöneticilerini bile sorgulayabilmektedir. TBMM’de en azından kamudan büyük ihaleler alan ya da kamu-özel işbirliğiyle devlete hizmet üreten şirketlerin yöneticilerini çağırıp hesap sorabilmeli.

TBMM dışında piyasaları ve idareyi denetleyecek birçok kurumumuz var.

Sayıştay; TBMM adına kamu idarelerinin mali işlerini denetliyor. Maalesef, son yıllarda Sayıştay raporlarının Meclis’e intikali noktasında problemler yaşanıyor.

TBMM KİT Komisyonu; Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimini gerçekleştiriyor. KİT Komisyonu raporları da genellikle yargıya intikal ettirilmiyor, Meclis’te kalıyor.  

SPK; Borsa İstanbul başta olmak üzere hisse senetleri, tahviller, fonlar, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, kripto varlık hizmet sağlayıcıları ve gayrimenkul değerleme şirketlerini denetliyor. Görevi, yatırımcı haklarını korumak, piyasa dolandırıcılığını önlemek, manipülasyonların önünü almak ve piyasaların şeffaf işlemesini sağlamak olan SPK’nın fon krizinde görevinde titiz davranmadığını görebiliyoruz. Bilerek mi yapıldı, bilmeyerek mi yapıldı, bunun kararını yargısal süreçler verecek.

BDDK; Mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım bankalarını, faktöring, finansal kiralama ve finansman şirketlerini denetliyor.

TCMB; Ödeme kuruluşları, elektronik para kuruluşları, para piyasaları ve döviz/kambiyo işlemlerini kontrol ediyor.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu; Sigorta, reasürans, emeklilik şirketlerinden ve sigorta aracılarından, acenteler, brokerlardan sorumlu.

MASAK; Kara para aklama, terörizmin finansmanı ve mali nitelikli yasa dışı para trafiğini takip ediyor, analizler yapıyor.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK); Finansal piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerin ve bağımsız denetim firmalarının uluslararası standartlara uygun raporlama yapıp yapmadığını denetliyor.

Borsa İstanbul (BİST); Kendi bünyesinde gerçekleşen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerini gözetliyor. Anlık önleyici tedbirler (devre kesici gibi) uygulayan öz düzenleyici bir kurum.

Devlet Denetleme Kurulu (DDK); Cumhurbaşkanının talebi üzerine tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, meslek kuruluşlarında, vakıf ve derneklerde idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabiliyor.

Kamu Denetçiliği Kurumu; İdarenin işleyişinde şikâyet üzerine insan hakları ve hukuka uygunluk denetimi yapıyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu; Elektrik, doğalgaz ve akaryakıt piyasalarını denetliyor.

Rekabet Kurumu; Piyasada rekabetin bozulmasını önlemek için denetim yapıyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu; Telekomünikasyon ve bilişim sektörünü denetliyor.

RTÜK; Medya ve yayın hizmetlerinin denetimini yapıyor.

Kamu İhale Kurumu; Kamu ihalelerinin hukuka uygunluğunu denetliyor.

Kamu Gözetimi Kurumu; Bağımsız denetim standartlarını belirliyor ve denetim şirketlerini yetkilendiriyor.

Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK); Şirketlerin finansal tablolarını denetleyen ulusal ve uluslararası bağımsız denetim firmaları.

Yukarıdaki kurumlardan da görüldüğü gibi kurumsal yapılar itibariyle bir eksiklik yok. Mevzuatımızda uluslararası standartlara uygun ancak uygulama sorunu olduğu açık ve net.

Bu kurumlara ilaveten…

Kamuoyu denetimi var.

Adli, idari, Anayasal yargı denetimi var.

Medya denetimi var.

Sivil toplum denetimi var.

CİMER yoluyla elektronik denetim var.

Müfettişlerin, denetim elemanlarının, kontrolörlerin kurduğu dernekler var.

Kritik soru şu: Bu kadar her alana yayılmış kurumsal, yargısal, sivil denetim mekanizmaları varken neden sürekli yolsuzluk manşetleriyle uyanıyoruz?

Cevap; doğru ilkeler var, yeterince denetim kurumlarımız var, küçük eksiklikleriyle birlikte uluslararası standartlara uygun mevzuatımız var. Sorun ne o zaman; ahlaki çürümüşlük, yozlaşma, aç gözlülük. Denetimde uygulama sıkıntıları. Denetim birimlerinin hile ve manipülasyonları erken fark etmemesi. İhmaller zinciri. Görevi kötüye kullanma. Yolsuzlukların merkezinde siyasilerin ve üst düzey bürokratların varlığından dolayı denetim birimlerinin cesur davranamaması. Cezasızlık halini de unutmamak lazım. Geçmişteki yolsuzluklarda suçluların gerekli ceza almaması nedeniyle ‘yolsuzluk yapanlara bir şey olmuyor’ duygusunun oluşması, bu gerçeğin yolsuzluk eğilimli insanları cesaretlendirmesi.

Çözüm, toplumsal ahlaki yapıların güçlendirilmesi, denetimlerin zamanında ve etkin bir şekilde uygulanmasıyla toplumdaki cezasızlık kanaatinin ortadan kaldırılmasıdır.  İnşallah fon krizi temiz toplum için milat olur.