Batıdan Mektup – Zohran Mamdani’nin Zaferinde Saklı İnsanlık Dersi
- Tarih:
Amerika’nın kalbinde – beton apartmanların gölgesinde, milyarderlerin hedge fonlarıyla oynadığı piyasalardan çok uzakta – acı çeken mahalleler var. Covid-19 pandemisi ve artan konut fiyatları, dünyanın en zengin ülkelerinden birinde insanların barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişememesini gözler önüne serdi. Kiraların yükseldiği, evsizlerin arttığı bu çarpık refah tablosunda bir adam ortaya çıktı: Zohran Kwame Mamdani. Ugandalı-Hintli bir Amerikalı Müslüman, mahalle konut danışmanı ve demokratik sosyalist olan Mamdani, yalnızca seçim kazanmakla kalmadı, adeta bir vicdan hareketinin sembolüne dönüştü.
Toplumun Acıları ve Kapitalizmin Karanlık Yüzü
Mamdani’nin yükselişi, bir ideolojik kalkışmanın ürünü değil; doğrudan insanların yaşadığı trajedilerle beslenen bir dürtüydü. Kampanyasının merkezinde “Kira bir insan hakkıdır”, “Sağlık hizmeti bir insan hakkıdır” ve “İnsanlar kârdan önce gelir” gibi sloganlar vardı. Bu sloganlar bize bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan bir gerçeği hatırlatıyor: kapitalist düzen, barınma ve sağlık gibi en temel ihtiyaçları bile piyasaya teslim ettiğinde, kârlı olan değil, insani olan geriye itiliyor. Mamdani’nin “şirket elitleri, ev sahipleri ve fosil yakıt lobisi” gibi somut düşmanları işaret etmesi, sistemin yarattığı adaletsizliği açığa çıkarıyor. O, evsiz bırakan, emeği yok sayan, göçmenleri yasadışı ilan eden bu acımasız düzeni yalnızca eleştirmekle kalmadı; alternatif bir dayanışma siyasetinin mümkün olduğunu gösterdi.
Mamdani’nin kampanya stratejisi, bizzat çalıştığı konut danışmanlığı deneyiminden gelen sahici tanıklıkla şekillendi. O bir kariyer politikacısı değildi; hayatı boyunca toplum örgütlenmesi yapan, kira hukuku konusunda insanlara yardım eden biriydi. Böylece politikanın yalnızca soyut vaatler değil, günlük hayatta çekilen acılara yönelik somut çözümler üretmesi gerektiğini anlattı. Meclis kampanyasında kirayı dondurma, toplu ulaşımı ücretsiz yapma, kamuya ait süpermarketler açma ve 2030’a kadar asgari ücreti saatte 30 dolara çıkarma gibi vaatlerde bulundu. Bu taleplerin her biri, kapitalizmin gözden çıkardığı kesimlerin haysiyet talepleriydi.
Gönüllü Hareketlerin Gücü ve Umudun Yolu
Mamdani’nin başarısında belirleyici olan unsur sadece radikal talepleri değil; bu talepleri bir halk hareketine dönüştürebilmesiydi. Geleneksel danışman merkezli kampanya modelini reddederek, 26.000’den fazla gönüllüyü seferber eden bir hareket örgütü kurdu. 2025 New York belediye başkanlığı ön seçiminde kapı kapı dolaşan bu gönüllüler, binlerce telefon görüşmesi yaparak seçmenlere ulaştı. Onun ekibi sosyal medyayı bir reklam panosu değil, örgütlenme alanı olarak kullanarak, Türkçe, Bengalce, Yunanca, İspanyolca ve Arapça dâhil yirmiden fazla dilde seçmenlere ulaştı.
Bu hareket yalnızca kentin gençlerini değil; işçileri, göçmenleri, öğrencileri, hatta maddi olarak rahat olan ama adalet isteyen “lüks inançlı” seçmenleri de içine aldı. Sistemin görmezden geldiği
az oy kullanan seçmenleri hedef alması, siyasetin yalnızca elite hitap eden dar bir alan olmadığını, halkın kendi kaderini belirleyebileceği geniş bir meydan olduğunu hatırlattı.
Batı’da Eleştiri, Batı’da Umut
Bir “Batı’dan Mektup” yazarken, kapitalizmin yarattığı enkazı eleştirmek, sömürünün coğrafyasını sergilemek adaletten yanadır. Ancak Mamdani’nin hikâyesi bize Batı’da yükselen umut ışığını da gösterir. New York gibi bir mega kentte, muhafazakâr medyanın İslamofobik saldırılarına rağmen, göçmen bir Müslümanın belediye başkanlığı yarışında eski valiyi yenmesi tesadüf değil. Bu başarı, “zor zamanlarda ancak karanlık çökünce yıldızlar parlar” sözünü hatırlatır.
Zohran Mamdani’nin kampanyaları, ABD’de hâkim olan acımasız kapitalist düzeni paramparça etmedi belki; ama onun zaferi, topluluk dayanışmasının, gönüllü emeğin, cesur ve ahlaki netlikte mesajların neler başarabileceğini ortaya koydu. O, neoliberal rüzgârların sert estiği bir coğrafyada, siyasetin bir yaşam tarzı ve umut kaynağı olabileceğini kanıtladı; kampanyası etrafında bir “atmosfer” ya da “yaşam tarzı markası” oluşturdu ve özellikle Z kuşağı ve genç Y kuşağı içinde ilham verici bir his yarattı.
Son Söz
Bugün Türkiye’de, hatta tüm dünyada siyasete dair güvenimiz sarsılmış olabilir. Ancak Batı’dan gelen bu mektup, bize her koşulda insan onurunu koruyan bir mücadele geleneğinin yaşadığını fısıldıyor. Zohran Mamdani’nin hikâyesi, kapitalizmin en acımasız yüzüyle şekillenmiş bir kentte bile umutlu ve dayanışmacı bir alternatifin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Onun kampanyasında görülen cesaret ve merhamet, bize yalnızca Batı’nın değil, tüm insanlığın ortak bir direniş ve onur mücadelesi içinde olduğunu hatırlatıyor.
Yazı Görseli:
Dmitryshein – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=166970377



