Dünyayı Gerçekten Kim Doyuruyor?
- Tarih:
“Dünya gıdasının çoğunu küçük çiftçiler üretiyor.” Bu cümleyi son yıllarda kaç kez duyduğumu hatırlamıyorum. Raporların ilk sayfasında, panellerin açılış konuşmalarında, sosyal medyada sürekli dolaşıyor. İtiraz eden de pek çıkmıyor, çünkü cümlenin içinde insanın hoşuna giden bir şey var: dünyayı, toprağa en yakın duran üretici besliyor.
Rakamlara yakından bakınca iş değişiyor. FAO ekonomistleri Sarah Lowder, Marco Sánchez ve Raffaele Bertini, 2021’de World Development dergisinde dünyadaki tarım sayımlarını ülke ülke derledikleri bir çalışma yayımladı. Ortaya çıkan tablo bu cümleyi doğrulamıyor. Daha doğrusu, cümlenin iki ayrı kavramı birbirine karıştırarak kurulduğunu gösteriyor.
608 milyon çiftlik
Önce sayıya bakalım. Dünyada bugün 608 milyondan fazla tarımsal işletme var. Birkaç yıl önce 570 milyon civarında bir rakam konuşuluyordu (Lowder, Skoet ve Raney, 2016). Gerçek sayı muhtemelen bundan da yüksek, çünkü birçok ülkenin sayımı şirket ve devlet çiftliklerini hiç saymıyor.
Bu işletmelerin yüzde 90’dan fazlası aile çiftliği, yani işin büyük ölçüde ailenin kendi emeğiyle döndüğü yerler. Buraya kadar her şey yaygın anlatıya uyuyor. Sorun bir sonraki adımda başlıyor.
Aile çiftliği ile küçük çiftlik aynı şey değil!
Aile çiftliğini belirleyen büyüklük değil, işi kimin yaptığı. Bin hektarlık bir araziyi bir aile işletiyorsa o da aile çiftliği sayılıyor. Küçük çiftlik ise doğrudan büyüklükle tanımlanıyor. Genelde iki hektarın, yani yirmi dönümün altındaki işletmeler kastediliyor.
FAO 2014’te “aile çiftlikleri dünya gıdasının yüzde 80’inden fazlasını üretiyor” demişti. Bu tespit zamanla, aktarıla aktarıla “küçük çiftçiler gıdanın yüzde 80’ini üretiyor” şekline girdi. İlki doğru, ikincisi değil. Yaygın inanç da büyük ölçüde bu kaymanın üzerinde duruyor.
Aile çiftlikleri gerçekten de dünya tarım arazisinin yüzde 70 ile 80’i arasını işliyor ve değer olarak gıdanın kabaca yüzde 80’ini üretiyor. Ama bu grubun içinde çok büyük aile işletmeleri de var. Küçük çiftlikleri ayrı ele aldığınızda rakamlar bambaşka.
Çiftliklerin yüzde 84’ü, toprağın yüzde 12’si
Yirmi dönümden küçük işletmeler dünyadaki çiftliklerin yüzde 84’ünü oluşturuyor. Sayıca ezici çoğunluktalar. Buna karşılık toprağın yalnızca yüzde 12’sini işliyor ve dünya gıdasının yaklaşık yüzde 35’ini üretiyorlar.
On dönümün altına inince tablo daha da sertleşiyor. Bu büyüklükteki çiftlikler bütün işletmelerin yüzde 70’i, ama ellerindeki toprak dünya tarım arazisinin yüzde 7’si. Dünyadaki çiftçilerin büyük kısmı, on dönüm bile etmeyen bir yerden geçimini çıkarmaya çalışıyor.
Yüzde 35 küçümsenecek bir oran değil. Dünyanın en yoksul bölgelerinde bu, sofraya giren yemeğin önemli bir kısmı demek. Ama “dünyayı büyük ölçüde küçük çiftçiler doyuruyor” demeye de yetmiyor. Başka araştırmacılar farklı yöntemlerle benzer bir sonuca varmıştı. Ricciardi ve arkadaşları 2018’de, iki hektardan küçük çiftliklerin küresel gıda arzının yüzde 30-34’ünü karşıladığını hesaplamıştı.
Toprağın yüzde 70’i, çiftliklerin yüzde 1’inde
Küçük çiftlikler toprağın yüzde 12’sini işliyorsa geri kalanı kimde? Bence çalışmanın en az konuşulan bulgusu bu. Dünyadaki çiftliklerin en büyük yüzde 1’i, yani 50 hektarı (500 dönümü) aşan işletmeler, tarım arazisinin yüzde 70’inden fazlasını kullanıyor. Verisi olan 129 ülkede toprağın yaklaşık yüzde 40’ı bin hektarın üzerindeki çiftliklerde.
Tablonun bir ucunda yüz milyonlarca küçük üretici, öbür ucunda toprağın büyük kısmını elinde tutan nispeten az sayıda büyük işletme var. “Dünyayı aile çiftlikleri doyuruyor” lafı tek başına bu farkı örtüyor.
Ülke zenginleştikçe toprak el değiştiriyor
Bu dağılım ülkeden ülkeye gelişigüzel değişmiyor. Ülkeler zenginleştikçe toprak büyük çiftliklerde toplanıyor. Düşük gelirli ülkelerde beş hektarı aşan işletmeler toprağın yüzde 28’ini kullanıyor. Alt-orta gelirli ülkelerde bu oran yüzde 40’a, üst-orta gelirlilerde yüzde 85’e, yüksek gelirli ülkelerde neredeyse yüzde 99’a çıkıyor.
Küçük çiftliklerin gıdadaki payı da buna göre değişiyor. Çin’de gıda üretiminin değer olarak yaklaşık yüzde 80’i küçük çiftliklerden geliyor. Hindistan’da bu oran yüzde 47, Nijerya dışındaki Sahra-altı Afrika’da yüzde 35. Yüksek gelirli ülkelerde ise yüzde 3’te kalıyor. Etiyopya’daki yarım hektarlık bir tarlayla Fransa’daki orta ölçekli bir işletmeyi aynı politikayla ele almanın neden işe yaramayacağı bu rakamlardan belli.
Zaman içindeki değişim de ilginç. Dünyada ortalama çiftlik büyüklüğü 1960’ta 15,7 hektardı, 2010’da 7,3 hektara indi. İlk bakışta toprağın daha geniş kesimlere yayıldığı düşünülebilir, ama durum öyle değil. Yoksul ve orta gelirli ülkelerde nüfus arttıkça toprak giderek daha küçük parçalara bölünüyor ve ortalamayı aşağı çeken bu. Zengin ülkelerde ve Brezilya, ABD gibi büyük tarım ülkelerinde ise yoğunlaşma sürüyor. Brezilya’da 500 hektarın üzerindeki çiftliklerin topraktaki payı 1970’te yüzde 51’di, 2017’de yüzde 58’e çıktı.
Yanlış tanım, yanlış politika
Bunlar istatistik meraklılarını ilgilendiren ayrıntılar gibi görünebilir, ama politika açısından sonuçları var. Herkes “dünyayı küçük çiftçi doyuruyor” diye düşünüp kaynakları sadece iki hektarın altındaki işletmelere yönlendirirse, toprağın ve üretimin büyük kısmının bulunduğu orta ve büyük ölçekli tarım gözden kaçıyor. Yoksulluk, açlık ve eşitsizlikle ilgili hedeflere ulaşmak için bütün ölçekleri birlikte görmek gerekiyor. Büyük ve kurumsal tarımın çevreye etkisini konuşacaksak da önce onun nerede ve ne büyüklükte olduğunu bilmemiz lazım.
Veri tarafında da bir sorun var. Birçok ülkenin tarım sayımı yalnızca hanelere ait işletmeleri kapsıyor, şirket ve devlet çiftliklerini dışarıda bırakıyor. Bu da ortalama çiftliği olduğundan küçük gösteriyor. Küçük çiftçi efsanesinin bir kısmı belki de bu eksik veriden besleniyor.
Türkiye nerede duruyor?
Türkiye bu tabloda küçük ve parçalı işletmelerin ağırlıkta olduğu tarafa daha yakın. Bunun bir anlamı, küçük üreticinin ülkenin gıdasında önemli bir yer tutması. Öbür anlamı da yukarıda anlatılan kırılganlığın bizde de olması.
Bana göre asıl soru küçük çiftçinin ne kadar ürettiği değil, ürettiğini nasıl ve kime sattığı. Toprağı dağınık, ölçeği küçük, örgütlenmesi zayıf bir üretici fiyatı belirleyemiyor, kendisine söylenen fiyata razı oluyor. Küresel verideki “küçük üretici çok ama gücü yok” tespiti, bizde tarladaki fiyatla market rafındaki etiket arasındaki farkta karşımıza çıkıyor. Küçük çiftçiyi desteklemek gerekiyor, ama yalnızca üretsin diye değil, ürettiğinin karşılığını alabilsin diye.
Lowder ve arkadaşlarının çalışması kulağa hoş gelen bir cümleyi bozuyor, yerine daha karışık ama gerçeğe daha yakın bir tablo koyuyor. Dünyada 608 milyon çiftlik var. Çoğu küçük ve aile emeğiyle çalışıyor, toprağın ve üretimin büyük kısmı ise az sayıda büyük işletmede. Küçük çiftçiler dünyayı tek başına doyurmuyor. Ama özellikle yoksul ülkelerde en az toprakla en çok insanı besleyen, en kolay zarar gören kesim de onlar. Onlar için doğru politika kurmanın yolu da önce bu farkı görmekten geçiyor.
Kaynaklar
FAO (2014). The State of Food and Agriculture 2014: Innovation in Family Farming. Roma: FAO.
Lowder, S. K., Sánchez, M. V. ve Bertini, R. (2021). Which farms feed the world and has farmland become more concentrated? World Development, 142, 105455. https://doi.org/10.1016/j.worlddev.2021.105455
Lowder, S. K., Skoet, J. ve Raney, T. (2016). The number, size, and distribution of farms, smallholder farms, and family farms worldwide. World Development, 87, 16-29.
Ricciardi, V., Ramankutty, N., Mehrabi, Z., Jarvis, L. ve Chookolingo, B. (2018). How much of the world’s food do smallholders produce? Global Food Security, 17, 64-72.



