Picture of Salih Akyüz
Salih Akyüz

Eksiğini Arayan Hayat

A+ A-

Hayat, kuytu köşelerde bile sürekli devam eder.

Her zaman kendisine doğru yürüyeceği bir damarın peşindedir.

Hedefine doğru emin adımlarla yürüyüşünü sürdürür.

Sonunda da mutlaka ona ulaşır.

Hayat, her yerde eksiğini arar

Su, kendisi için bir son durak aramaktadır.

Dinginlenmesine yardımcı olacak ve ona rahat bir nefes aldıracak son bir durak…

Engin dağların tepesinden başlamak üzere, ovada da bu arayışının peşinden sürüklenmektedir.

Yolculuğu boyunca birçok farklı tabiatla karşılaşır.

Ama hiçbir yanıltıcıya aldanmaz.

Onlara selam vermeyi ihmal etmez ama yolundan da geri kalmaz.

Hava da eksiğinin peşindedir.

Ulaşamadığı her bir noktayı, kendisine dert edinmiştir.

Oraya mutlaka ulaşılmalıdır ve bir gün ulaşılacaktır da.

Henüz ulaşamadığı o hedefini bulacak ve böylelikle de varlığını gerçekleştirecektir.

O, kendi programının peşindedir.

Hayatı oluşturan bütün parçalar gibi, o da varlık amacını aramaktadır.

Arayışın varlık sebebi

Her arayış, bir eksikliğin işaretidir.

Attığı her adımda eksiğini arar durur.

Çünkü varlığını, ancak tamamlanarak sürdürebilir.

Ona yaslanır.

Artık dayanağı o olur.

Bir yönüyle değerlendirildiğinde, ona artık muhtaç gibidir.

Muhtaçlık, böyle bakıldığında zor gelebilir.

Çiçeğine su yürümeyen ağaç gibi olur.

Gözü, hep onu arar.

‘Bir yerden gelse de, bu hasretlik bitse’ diye bakar.

Vuslat zamanı bilinmeyen bu bekleyiş, ruhu biraz sıkar.

Zıtlıkta tamamlanan eksiklik

Hedefi ile buluşamayan arayışlar, tamamlanmamış bir düşünce olarak kalır.

Tamamlanmamış düşünceler ise yaşam içinde sadece zaman doldurur.

Kendisine hedef seçemeyen ve hedefine ulaşamayan bu arayışlar da pek dikkate alınmaz.

Hedefinden uzak bir yerde bekleyen, sonunda su birikintisine dönüşür.

Durgun su da mikrop barındırır.

Bir arayış biter, başkası başlar

Yüzücünün arayışı, su ile anlam kazanır.

Su olmadan atılan kulaçlar, hiçbir işe yaramayacaktır.

Atılan kulaçların tamlayanı sudur.

Kulaçların tamlananı ise, yüzme arayışındaki insandır.

İnsan, aradığı suya ulaştığında yüzme arayışını tamamlamış olur.

İlacın şifa arayışı, ancak hastalık mikrobuyla karşılaştığı zaman mümkünlük kazanır.

Mümkünlük toprağına ulaşıncaya kadar arayışını bu şekilde sürdürecektir.

Ulaştığında yolculuğu bitecek, rahata erecektir.

Sabunun varlığı, lekeninkiyle zıtlık barındırmaktadır.

Ancak lekeden kurtarma işlevini gerçekleştirdiğinde, varlığı anlam kazanır.

Bu mümkünlüğü yakalayıncaya kadar da yolculuğunu sürdürür.

Lekeyle buluşmaktan ve onu gidermekten imtina eden sabun, amacını gerçekleştirememekle suçlanır.

Dikkate alınmaz.

Cemiyet içinde kazandığı yeri kaybeder.

Henüz bitmeyen arayışlar

Eksiğini arayıp onu tamamlayanlar, menzillerine ulaşmanın huzurunu yaşarlar.

Henüz toprağını bulup da mutlu sona ulaşamamış yolculuklar olduğu, kolaylıkla ulaşılabilecek bir sonuçtur.

Aynı zamanda henüz başlamamış ve adı konulmamış olan yeni arayışlar da başlayacakları zamanı beklemektedir.

Onlar da yolculuklarına başlayacak ve iradeleriyle kendi menzillerini arayacaklardır.

Dünya, bir geçiştir

Atölyede usta, imalatı biten ürünü dükkân içinde tutmaz.

Vakit kaybetmeden kullanılacak yere götürüp montajını yapar ve ödemesini alır.

Eğer ürün hâlâ atölyedeyse, montaj zamanı gelmemiş veya onunla ilgili hazırlık henüz bitmemiş demektir.

Müslümanın yurdu, dünya değildir.

Dünya atölyesindeki varlığı, gideceği yerle alakalı hazırlığını temin etmek içindir.

Bu dünya hayatı, bir hazırlanma yeridir.

O sebeple sağımıza, solumuza, önümüze ve arkamıza baktığımızda eksik görmemiz, son derece normaldir.

Hele aynaya bakma cesaretini kendimizde bulduğumuzda, hataların en fazlasını orada görmemiz çok daha muhtemeldir.

Orada gördüğümüz eksikleri gidermeye çalışmak ise çok daha mantıklı bir adımdır.

Belki de bu yüzden cennetin yolu, dünyadan yani kulların arasından geçmektedir.

Nitekim Mevlana İdris bir şiirinde bu noktaya temas etmiştir.

“Cennetin yolu buradan geçiyor.”

Belki de hayatın bize sürekli eksik görünmesinin sebebi, hayatın tamamlanmamış olması değil; bizi tamamlanmaya doğru yürütüyor olmasıdır.

Su denize, hava boşluğa, yüzücü suya, ilaç hastalığa, sabun lekeye yönelirken insan da kendi eksiğini arar.

Her arayış, aslında bir menzilin habercisidir.

Dünya ise bu arayışların hazırlandığı yerdir.

Bu yüzden insan, gördüğü her eksiklik karşısında hemen ümitsizliğe düşmemeli; bazen eksikliğin kendisinin bir davet olduğunu fark etmelidir.

Çünkü bazı eksikler giderilmek için değil, insanı bir menzile yürütmek için vardır.

Belki de cennetin yolu tam buradan, eksiklerimizin arasından ve birbirimizin hayatından geçmektedir.