Eve Dönmek Gerçekten Nereye Dönmektir?
- Tarih:
Odysseia filmini izledikten sonra kafamı çokça kurcalayan tema eve dönmek oldu. İnsan nereye ev derdi, ev neydi, fiziksel bir alan mıydı, ruhumuzu da kapsayan bir detay mıydı? Ev neresiydi hakikaten?
Film birçok eleştiri almış olsa da kişisel fikrim beni çokça etkilediği. Mitolojik örüntünün sanatsal bir boyutta filme çevrilmesi (eskiden de yapılmış evet) ve inanılmaz ruha dokunan müzikler. Zihnimde hala filmden kareler olsa da bu yazının aslında filmle de çok ilgisi yok. Yazı eve dönmeyi ele alıyor özünde. Eve dönmek deyince sevgili psikoterapist/yazar Tuba Karacan’ın “Herkes Evine Dönmek İster” kitabını ele almamak olmazdı. “İnsanın ilk yurdu anne kucağıdır. Orada tutunamamışsa bir daha hiçbir yere hiç kimseye tutunamaz. Bu yüzden bazılarının bir yeri olsa da yurdu hiç olmaz. Hayatı boyunca evim diyeceği bir yer arar durur. Ne yaşamış olursa olsun iyileşmek için döneceği yer yine anne kucağı, baba ocağı olacaktır. Çünkü yara nerede açılmışsa iyileşme de oradadır ve ne kadar uzağa gitmiş olursa olsun, günün sonunda Herkes Evine Dönmek İster…” der ve ekler her eve dönüş bir iyileşme çabasıdır.
Ev; güvenli bağların kurulduğu, insanın kendisini ait hissettiği içsel bir alandır. Uzaklara gittiğinde, parçalanmış kimliğini yeniden bir araya getirme çabasının yaşandığı yerdir ev. İnsanın kendini güvende ve ait hissettiği yer olarak değerlendirebileceğimiz ev, geçmişe ve kendilik algısına dönme çabasıdır. Çocukluğuna özlem diye bahsettiğimiz şey geçmişe dönme çabasıdır. Belki mevcut zamandan bir kaçıştır, belki de geçmişteki o duyguyu özlemdir.
İnsan hayatı boyunca birçok değişiklik yaşar. Çocuktur okula gider, yetişkindir işe gider. Üniversiteyi kazanır gider, evlenir gider, yaşlanır gider, tatile gider, ziyarete gider hep gider. Ama her gidiş de bir dönüş ile taçlanır. Bazen bu dönüş mutmain eder, bazense ızdırap haline gelir. Hangi fiziksel alana döndüğün müdür mevzu yoksa hangi ruh haline büründüğün mü? Fiziksel alanın bir belirleyiciliği mutlaka vardır ancak o fiziksel alana yüklediğin anlamdır asıl belirleyici faktör. Çünkü yıllar sonra aynı fiziksel mekân bir an için geçmişe götürse de orada bırakmaz. Ya entegre olacaksındır ya da geçmişe takılıp kalacak. Geçmişi günümüz ile sağlıkla hemhal etmektir mesele.
Ev dediğimiz şey içinde birçok duyguyu barındıran ve bu duyguların temellerinin atıldığı yerdir. Mekandır ve mekân üstüdür. İçinde bir ruh vardır. Yaşam sevincinin de yaşamdan uzaklaşmanın da öğrenile geldiği yerdir. Eve dönmek yalnızca bir yere geri dönmek midir? Hayır. İnsanın kendisine, geçmişine, bedenine, köklerine ve bazen de kaybettiği bir parçaya dönmektir. İnsan yıllarca bir yerlere gider, değişir, birçok kimlik edinir. Sonra bir gün eve dönmek ister. Peki döndüğümüz yer gerçekten evimiz midir? Yoksa sadece zihnimizde yer edinen bir imgeden ibaret midir? Çocukluk evi ile yetişkinlik evi duygusu aynı şey midir? Fiziksek ev değişebilir ama insanın içindeki ev tasarımı aynı kalabilir. Yaşlanınca köye dönmek isteyen çok kişi duymuşsunuzdur. Ya da çocukluğunun geçtiği o yere dönme çabasını. İnsanın öz yurdu çocukluğuysa insan öz vatanında ne garip ne de parya kalmak istemez. En yaşanılası sandığı o zamana dönmek ister.
Eve dönmek kendine dönmektir. İnsan yaşam boyu dış dünyanın beklentileriyle yaşarken kendine geç kalabilmektedir. Eve dönüş ise dışarıdan içeriye doğru bir yolculuktur. İnsanın en uzun yolculuğu kendisinden uzaklaştıktan sonra yeniden kendisine dönme yolculuğudur. Bu yüzdendir ki; her eve dönüş biraz da kendine dönüştür.
Odysseus evet bir yolculuktaydı, yolculuk İthaka’ya dönme yolculuğuydu. İnsan gerçekten İthaka’ya mı dönmektedir, yoksa yolculuk boyunca kendisine yeniden dönmekte midir? Evden ayrılanla eve dönen kişi aynı mıdır? İnsan yolculukta ‘olma’ ile hemhâldır. Olma hali ile. İnsan her zaman yolculuktadır. Bazen fiziki bazen ruhsal bir yolculuk. Ama her daim yolculuktadır. Bu yolculuk bir eve dönme çabasıdır.
Hasılı kelam; hayatın belli zamanlarında eve dönmek isteriz. Fakat zamanla anlarız ki dönmek istediğimiz ev çocukluğumuzdaki ev değildir. Aradığımız şey o evin bize vaat ettiğini sandığımız duygulardır; güven, aidiyet, görülmek, kabul edilmek gibi. Büyümek/Olgunlaşmak bunu dışarda aramayı bırakıp kendi içimizde aramaya başlamaktır.
Herkes bir gün mutlaka evine döner. Sahi ev neresidir?



