Picture of Remzi Çetinkaya
Remzi Çetinkaya

Filibeli Ahmet Hilmi Ve Siyonizm Tehlikesi

A+ A-

Siyonizm yahudi halkının “tarihî yurtlarına dönüşü” mânasında Filistin’de yahudi devleti kurmayı hedefleyen siyasî hareketi belirtir.  Bir yandan Avrupa ekonomisine hakim hale gelen Yahudiler onlara karşı yükselen öfkeyi de görebiliyorlardı. Dreyfus Davası gibi olaylar Yahudileri bazı çözümler bulmaya itti. Bu davayı yakından takip eden Theodor Herzl 1896 Yahudi Devleti isimli kitabı yazdı ve bir hareket başlattı. Bu hareket 1897 yılında ilk Siyonist Kongre ile gün yüzüne çıktı. Dolayısıyla Siyonizm 1900’lerin başı için çok yeni bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı hakimiyetindeki Filistin ve Mezopotamya topraklarına göçler daha önce başlamış olsa da bir siyasi program 1896’da yazılan Yahudi Devleti kitabı ile ortaya çıkmıştır.

Her ne kadar bu hareket Avrupa’da ortaya çıkmış olsa da tehditi Osmanlı Topraklarına olmuştur. Osmanlı Devlet yöneticileri uzun bir tarihten beri Yahudilerle yakınlık tesis etmişlerdi. Yahudilerin ehli kitap olarak görülmesi, bir devletlerinin olmaması dolasıyla tehdit olarak görülmemeleri, doktorluk, sarraflık gibi meslekleri dolasıyla bu yakınlık devam etmiştir. Siyonizm hareketi başladığında dahildeki Yahudiler buna iştirak etmediği için tehdit kolay anlaşılamamıştır. Bu sebeple 1900’lerin başında bu konuda fikir olarak çok fazla bir şey bulamıyoruz.

Yahudilerin Filistin’e yerleşimleri 1909 ve sonrası yıllarda Meclisi Mebusan’da gündeme gelmiş ise de bu konu önemsenmemiştir. Bu dönemde başkaca yazarların da bu konu üzerinde durduğu kaydedilmiştir. Filibeli Ahmet Hilmi ise uzunca bir yazı dizisiyle bu konuyu gündeme getirdiği görülmektedir. Bu yazının konusu Filibeli’nin Hikmet Dergisinde yayınladığı bu yazılar üzerine olacaktır.

Bu yazılara gelmeden önce daha önce tahlil ettiğimiz Yirminci Asırda Alemi İslam ve Avrupa Siyaseti kitabına gelelim. Filibeli bu kitabında Siyonizm’e bir başlık ayırır. Filibeli’ye göre Osmanlı Yahudileri her ne kadar belli bir ekonomik güce sahip olsalar da halk nazarında pejmürde insanlardır. Fakat Avrupa Yahudileri böyle değildir. Hem ekonomiye hakimdirler hem de fikir hayatında söz sahibidirler. Özgür ve serbest düşünce, din ve kültürlerin acımasızca eleştirisi bu fikir adamları yüzünden Avrupa kamoyuna yayılmıştır. Bu serbest düşünce propagandası yapmalarına rağmen aynı şeyi Yahudi fikir adamları kendileri için uygulamazlar. Kendi ifadesiyle “İçlerinde aleme hür-endişlik dersi verenler, herkesi dininden edenler bile kemal-i metanet ve taassupla Yahudiliğini muhafaza ediyor.” Konu kendileri olduğunda dayanışmacı ve cemaatçidirler. Bu sebeple Dünya’ya yayılmış Yahudileri bir noktaya toplamaya, dil ve kültürlerini canlandırmaya çalışmaktadırlar. Bunun için de Siyonist Cemiyeti kurmuşlardır. “Demek ki Siyonistler vatanımızın bir parçasını elimizden almak istiyorlar.” diyerek tehditin yönünü göstermiştir Filibeli. Şimdilik Osmanlı içinde yaşayan Yahudiler için böyle bir tehdit olmasa da asır Filibeliye göre “cinneti milliyet” asrıdır ve tehlikeye karşı uyanık olunmalıdır.

Filibeli’ye göre Masonluğun Siyonistlerle doğrudan alakası görülmese bile aynı amaçlarla çalıştığı hissi uyandırmaktadır. Masonluk Yahudi mistisizminden doğmuştur. Kendilerini her dinden insanın bir araya geldiği bir yapı olarak gösterseler dahi “Siyonistlerin bu mezhebi yaymak arzusunda oldukları rivayet olunmaktadır.” Gizli yapısı, sonu Yahudiliğe çıkan inancıyla Masonluğu bir tehlike olarak sunar.

Bu bölümden hareket ettikten sonra “Siyonistlerin Siyaseti Menhusesi” yazı dizisine gelebiliriz. Filibeli Ahmet Hilmi 1911 senesinde Hikmet Gazetesinde 11 bölümlük bir yazı dizisi yayınlar. Bu yazı dizisinin adı Siyonistlerin Uğursuz Siyaseti’dir. Ayrıca “Enzarı Millete”, millete uyarı başlığı taşır. Filibeli Ahmet Hilmi bu yazı dizisi ile milleti uyarmaktadır. Filibeli’ye göre insanlığı fikirlerine boyun eğdirmek isteyenler iki yoldan birini seçerler. Birinci yol ikna ve iyi örnek olmaktır. Bu yol zor ve sonuç alması uzun bir yoldur fakat doğrusu da budur. İkinci yol ise ifsad ve tamah ile insanları kontrol etmektir. Bu yola boyun eğmeyecek insan ise çok azdır. Siyonistler bu iki yoldan ikincisini tutmuşlardır. Filibeli adeta “Siyonizmin işi gücü ifsattır” demektedir.

Filibeli’ye göre siyonist siyaset dört kısımdır. Birinci kısım Türk Birliği siyaseti ile Türkleri diğer müslümanlardan ve diğer milletlerden ayırmak. İkinci kısım İslam Birliği siyaseti ile Müslüman gayri müslim çatışması yaratmak. Üçüncü kısımda bütün Osmanlı unsurlarının birliğini savunarak insanları kandırmak. Dördüncü kısım olarak da bütün bu işleri kendi emellerini gizlemek için kullanmaktır. Daha önceki yazıda örneklerle gösterdiğimiz gibi Filibeli Türk Birliğini de İslam Birliğini de Osmanlı unsurlarının birliğini de savunmaktadır. Fakat burada dikkati çekmek istediği bu fikirleri bir çatışma, fitne unsuru olarak kullanmaktır. Filibeli’nin burada daha çok önemsediği İslam’ı dışarıda bırakan, üstünlükçü bir bakış açısıyla gelmekte olan Türkçülük akımıdır. Bu akım yüzünden gayri müslimler ve türk olamayan müslümanlar arasında Türklüğe düşmanlık artmaktadır. Bu bir siyonist propagandadır. Türklük burada İslamdan uzaklaşma ve düşmanlık için alet olmamalıdır. Filibeli’ye göre meşrutiyet bir üstünlük siyaseti değil, bir eşitlik siyaseti olmalı, herkese aynı hukuk uygulanmalıdır. Unsurlar arasında çatışma oluşturacak fiillerden uzaklaşılmalıdır.

Siyonistler bir çok ifsad yöntemi uygulamaktadır. İnsanların içindeki tamah duygusu insanı kullanılabilir kılmaktadır. Bu usülle “ heyeti ictimaiyedeki açıkgöz, cesur, müteşebbis, hilekar ve kaydı ahlaktan azade adamları elde ederler.” böylece bu insanlar eliyle insanları iğfal, ikna, taltif ve hatta dehşete düşürüp korkutma ile elde ederler. Kullanılan bu insanlar maddi kazançlarla birlikte en büyük cinayetleri işlemeye zamanla hazır hale gelirler.

Ekonomideki tekel oluşturma çalışmalarını siyonistlere bağlar. Tekelcilik beşeriyetin haklarını gasptır. Şeklen medeni görünse de tesir olarak vahşi bir uygulamadır. Osmanlı iktisat sahasında geri olduğu için yeni oluşan sahalarda tecrübesizdir. Tekelciliğin Milli İktisatı felç ettiğini göremezler. Osmanlı merkezinde alım satımlar normalmiş gibi görünse de derin bakıldığında Siyonistlerin tekelciliği görülecektir. Dönemin İttihat ve Terakki yöneticileri devlet işlerinde tecrübesiz olduğu için bu gerçekleri görememektedir. Filibeli bu konuyla ilgili örnekler de vermektedir.

Siyonistlerin çalışmaları gizli ve açık teşkilatlar olarak yürütülmektedir. Gizli çalışmaları anlamak çok güçtür. Filibeli’ye göre devlet ve siyasette bir çok insan devletin menfaatine çalıştığını zannetse de aslında siyonizmin gizli emelleri için bilmeden çalışmaktadırlar. Osmanlı toplumunda en son oluşan milli his olan Türklüğü kullanmaktadırlar. Türklüğü yanlış bir yola sokarak kendi emelleri için kullanmaktadırlar. Osmanlı Türkler eliyle kurulmasına rağmen tarih boyu kendini diğer Müslüman milletlerle eş tutmuş ve aynı hukuku uygulamıştır. Fakat İttihat ve Terakki partisi diğer müslüman unsurları Türkleştirmek için çalışmaktadır. İstibdattan en çok çeken Türkler olduğu gibi yeni durumdan da en çok çeken Türklerdir. “Osmanlı İmparatorluğundaki Türkleri bir asır zarfında tamamen imha etmek için siyonist siyaset icabıyla Türkleri sevmek alkışlamak kafi idi.”

Filibeli’nin bu yazı dizisinin yedinci yazısında ilginç bir şey olur. Filibeli yazıya bir uyarı ile başlar. Daha önceki yazılarda kastettiği kişilerin tüm Yahudiler olmadığı, sadece siyonistleri kastettiği, devletine sadık Musevilerin olduğu ve onların bu yazılardan rencide olmaması gerektiği uyarısında bulunur. Anlaşılan o ki o zaman da Yahudilerden sen bizi mi kastediyorsun diye uyarı gelmiştir. Böyle bir ihtiyaç hissedilmesi şiddetli eleştirilerin geldiğini gösterir.

Filibeli’ye göre Siyonizmin kullandığı en önemli yöntem propaganda yöntemi. Elinde bulundurduğu basın araçları ve haber ağı ile bir insanı överek yükseltmek de eleştirirerek düşük göstermek de zayıf yönlerini öne çıkarıp aba altından sopa göstermek de siyonizmin kullandığı propaganda yöntemleridir. “Nice çapkınları erbabı fazilet, nice cahilleri alim, nice haydutları kanu,nice yalancıları sıddık, nice gaddarları adil, nice müstebidleri hür endiş zannettik.” Batırmak da çıkarmak da propagandacıların elindedir. Bir başka yöntemleri sorunların üzerine gitmekten ise onu göz boyama ve günlük çözümlerle gündemden kaldırmadır. Örneğin eğitimde ilk kademeden başlayarak bir temel ortaya koymak yerine eğitimin son kademesinde yapılan çalışmalar sadece oyalama hissi uyandırır. Siyonizm toplumun eksik yönleri ile uğraşır, onu kullanmaya çalışır. Sokakları karıştırmak, emniyet duygusunu ortadan kaldırmak, insanlara korku vermek, suikastlar ve saldırılar organize etmek, isyanlar çıkarmak bu yapının kullandığı yöntemlerdir. Bunu uygulamak için serserileri kullanırlar. Ayrıca bu serseri güruh istihbarat da sağlarlar. Bu gruplar menfaati icabı çalışırlar, aslında kime ve neye hizmet ettiklerini görmezler.

Sonuç olarak Filibeli Ahmet Hilmi siyonizm tehlikesini ilk görenlerden olmuştur. Siyonistlerin emellerinden haberdar biridir ve uyarılarını başlatmıştır. Sadece emellerine değil emellerine ulaşmak için uyguladıkları politikalara da hakimdir. Yukarıda vermiş olduğumuz açıklama, örnek ve çalışmalar gösterir ki bugün yapılan çalışmalar 100 yıl önce de vardı ve Filibeli de bu çalışmaları erken görebilmiştir. Filibeli’nin ani ölümü bir zehirlenme şüphesi yaratmıştır. Bu zehirlenme şüphesini siyonizm ve masonluk aleyhine yazılarının olduğu düşünülmektedir.