Picture of Salih Akyüz
Salih Akyüz

Hassas Denge

A+ A-

Yabancılığın İnce İşareti

Gün içinde birçok defa yüzümüzü yıkarız. Sonra da havluyla bir güzel kurulanırız. Kurulanmanın ardından yüzümüzde bir hassasiyet hissederiz. Sonra aynaya baktığımızda, gözümüzden düşen bir kirpik tanesinin yanağımızda beklediğini görürüz. Hemen basit bir el yordamıyla bizi huzursuz eden bu durumdan kurtuluruz. Günlük hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz. Kirpiğin bize verdiği rahatsızlıktan böylece kurtulmuş olduk. Çünkü kirpiğin asıl bulunması gereken yer yanağımız değildi. Varlık amacına hizmet etmek istiyorsa gözümüzün etrafındaki hizmetini sürdürebilir. Zaten gözümüzün etrafında çokça bulunuyordu. Ama oradaki sayısı çok olmasına rağmen, yanağımızda sebep olduğu rahatsızlığa hiç sebep olmamıştı. Şimdi ise, bulunduğu yerde yabancı gibi duruyordu. Oraya ait olmadığı, her halinden belliydi. Belli olmasına bellidir. Ama böylesi küçük ve hafif bir yabancılığı bile fark etmemizi sağlayan sinir sistemimizin kabiliyeti karşısında ne diyeceğimizi bilemez oluyoruz! Böylesi küçük bir farklılıktan bile haberdar olmamızı sağlayan bu sistem, gerçekten müthiş bir başarı. Bu nasıl bir inceliktir böyle…

Gurbetteyiz

İnsanın gerçek vatanı da dünya değildir. Dünyada, kısa kelimesini bile utandıracak kadar kısa bir süre içinde bulunuyoruz. En küçük fırsatta ufka dalan gözlerimiz, aradığımız şeyin buralardan çok uzaklarda olduğunu fısıldıyor sanki. Bize söylenen kaba bir söze verdiğimiz tepki, içimizdeki hamurun bu söze hiç de yakışmadığını sessiz sessiz haykırıyor. Uzun bir koşturmacayla geride bıraktığımız günün gecesinde, kafamızı yastığa koyduğumuzda aklımıza düşen üzüntülerimiz ve pişmanlıklarımız, fabrika ayarlarımıza dokunan emsalsiz hatırlatmalarımız oluyor.

Hassas Terazi

Bu dünya hayatında, kısa olmasının yanı sıra davranışlarımızı güzelleştirmenin zorluğunu da yaşıyoruz. Çünkü Allah’ımız (CC) Zilzal sûresinin son iki ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onun karşılığını görecektir. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa, onun karşılığını görecektir.” Buradan anladığımız kadarıyla davranışlarımız, zerre ölçüsünde değerlendirilecek ve toplamdaki hesabımızı tahminlerin de ötesinde olacak şekilde etkileyecektir. Yani bu dünya hayatının değerlendirilmesi anlamında çıkacağımız terazinin hassasiyet derecesi, tahmin edemeyeceğimiz kadar yüksek düzeyde olacaktır. Öyle bir hassasiyetle karşı karşıyayız ki, hiçbir davranışın gözden kaçmayacağını düşünmek bile insanı hayrete düşürüyor. Hiçbir şey zayi edilmeyecek, her şey hak ettiği karşılığı bulacaktır. Bu arada hassas olan terazi, insana verilen değerin en bariz göstergelerinden bir tanesidir. Bu ince yaklaşımın taşıdığı anlamı, hassas bir ameliyat öncesinde doktorun ve ekibinin aldığı tedbirlerden biraz olsun anlayabiliyoruz. Böylesi hassas bir değerlendirmenin bizi de beklediğini düşünerek ümit ve korku arasındaki dengemizi korumaya gayret ediyoruz.

Zerrenin Şahitliği

Bütün tahminlerin şaşacak olması, dünya hayatında iyilik için gösterilen gayretin değerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Büyük hesabın yapılacağı günde bütün ağırlıkların dile gelecek olması, hafifliği sebebiyle altta kalanların asla ihmal edilmeyeceği şeklinde okunmalıdır. Eğer her şey konuşacaksa, farkında olmadan attığımız ambalajlar ve çöpler de onları yere bırakan elleri ele verecektir.

Kocaeli-Gebze sınırlarında yer alan Barbaros İlköğretim Okulu’nda okurken, Gökhan adında bir öğretmenimiz vardı. Yerde denk geldiği çöpleri ceketinin cebine koyardı. Ders için sınıfa girdiğinde de önce cebindeki çöpleri çöp kutusuna boşaltır ve ellerini yıkardı. Ardından da dersine başlardı. Onun bu hassasiyeti, şahit olan bütün öğrencilerin beğenisini kazanırdı. Bu vesileyle büyük bir hürmetle ellerinden öptüğümü, bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu hesap inceliği, dünyada çoğu zaman gözden kaçırdığımız ayrıntıların ilahî adalet karşısında ihmal edilmeyeceğini gösteriyor.

İşte o zaman, dünyanın sokaklarında yürürken bile yeri incitmemek için sessiz bir yürüyüşün hikâyesini yazanlar, ne kadar anlamlı bir yaşama imza attıklarını görmüş olacaklar. Belki de bu dünyadaki yürüyüşümüzün güzelliği, ne kadar uzağa gittiğimizden çok geçerken neleri incitmediğimizde saklıdır. Bir kirpiğin yerini fark eden bedenimiz, bir zerreyi bile ihmal etmeyen bir hesabın varlığını hatırlatırken bize de sessiz bir vazife düşüyor: Yeryüzünde yaşarken yalnızca kendimize yer açmak değil, başkalarının varlığına da incelikle yer açmak. Ardımızda büyük izler bırakamamak, küçük iyilikler yapmamıza engel değildir. Yeter ki kimsenin canını yakmadan ve hiçbir emaneti küçümsemeden yürümeyi öğrenelim. Belki de gurbette geçen ömrün en güzel karşılığı budur. Selam olsun, nefesi ile yeryüzünü mayalayanlara…