Hürriyetle İmkânlı, Özgürlükle İmanlı Olmak
- Tarih:
Çok mu önemli özgürlük?
Önemli azizim, en önemlisi özgürlük.
Hürriyet kelimesinin de ayrı bir sosyolojisi var. İki kelime veya kavram arasında bariz bir ayırım yaptığımı anladınız. Zaten biliyorsunuz biri psikolojik daha doğrusu ruhsal ondan da doğrusu ontolojik muhtevası olan bir kavram. Hürriyet ise daha çok nesnel dünyayla ilgili ve daha çok hukukî bir statüyü ifade ediyor. Eskiden iki kelime de birbirinin anlamını taşıyacak şekilde kullanılıyordu. Mesela hür kelimesiyle ilişkili olarak ‘muharrir’, özgür yazarı ifade eder. Ben bu kelimeye bayılırım; muharrir; özgür düşünen, özgür duyan, ama bundan da önce kendine mahsus ve yoğun bir öz sahibi. Yani esaslı özgün bir kişilik.
Biz ikisini de birbirinin anlamını destekleyici, zenginleştirici muhtevasıyla kullanalım. Evet, hür ve özgür olmak çok önemli. Esir, tutuklu veya köle olanlar hür olamazlar. Hür olmayanlardan kimi ibadetlerin yükümlülüğü de kalkar. Yani Allah’la bir insan ve kul olarak ilişkinizi düzenlemek için hür olmaya ihtiyacınız var. Burası çok önemli. Kulluğu Allah’a kölelik diye anlayan kıt akıllıların tersine hakkıyla ve şuurlu kul olmak için önce hür olmanız gerekir. Hürriyet insanca var oluşun ilk şartıdır. Hür olmayanların insan varlıkları çözülür, aşınır, erir, yozlaşır ve sonunda hür olmayanlar özgür olma kabiliyetlerini de yitirirler. Bu olumsuz etkilere dayanmak için varlık cevherimizin çok sağlam ve güçlü olması gerektiğini söyleyenlere itirazsız katılırım.
Özgürlüğün insanın duygu zenginliği, düşünce çeşitliliği ile doğrudan ilgili olduğunu söylemiş olduk. İnsan hür olur da özgür olamaz. Nasıl mı? Hür olmak evvela zincirlerden, nesnel bağımlılıklardan kurtulmayı yani bağımsız olmayı gerektirir. Birçokları bağımsız olmayı ipini koparmak şeklinde anlıyor. Oysa bu bağımsızlık insanın anlam dünyasını tarumar ediyor. Eriyiş, yok oluş hayattan zevk almak adına salyasını akıtan sarhoş kahkahalarla kutlanabiliyor.
Gelişigüzel, hiç kimseye, hiçbir şeye sorumlu olmayan savrukluğu, aylak uçarılığı hür veya bağımsız olmak sanabiliyorlar. Bu insanlar hür oluyor ama bir iç disiplin, olgunlaşmayı ideal edinmiş bir benlik sahibi olma amaçları olmadığı için en iyi ihtimal boşlukta gibi yaşarlar. İçlerinde boşluk, dışlarında boşluk. Bazen bu boşluk hayatın sert sınamalarına dayanamayınca fena patlayabiliyor. Şiddetli ankisiyetelerden intiharlara kadar giden hiçlik, var oluşunu umutsuzluğun kucağında yakalanmış olarak hissedince, kendisine bir kurtuluş yolunun kalmadığı vehmine kapılabilir, kapılabiliyor. Bir ölümcül hastalık olan umutsuzluğu besleyen temel ruh durumu, tükenmiş bir çaresizlik, çaresiz bir çıkışsızlık değil mi? O nedenle hür olmakla birlikte özgür ve inanmış olmak çok önemli.

Hür olarak dış baskılardan soyutlanıyor, nesnel çatışmalara girmiyorsunuz. Ne çevreniz, ne devlet, ne rejim varlığınızı tehdit eden sınırlamalarla hayatınıza müdahale etmiyor. Özgür olarak da rahatlıkla ve kendi tercihleriniz doğrultusunda gelişmenizi sürdürüyorsunuz. Peki ya yanlışta iseniz? Çok basit yanlışınızı fark edince en azından yeni bir doğruyu veya doğrunun yeni boyutunu keşfetmiş gibi heyecan duyarak ondan vazgeçiyorsunuz. Bana sorarsanız sizi az sonra doğruya götürecek yanlışınızın da kıymetini bilin derim. Bu sizin için düşünmenin son derece olağan gerekliliği. Ayrıca değiştirdiğiniz düşüncelerinizden, değiştirdiğiniz yolunuzdan, yordamınızdan dolayı kimse tarafından kınanmıyorsunuz. Niçin mi? Çünkü hür ve özgür toplumlarda insanın kendini arayışı, inşa ve ihya etmesi imrenilecek bir süreçtir. Bu süreci öz güveni, öz saygısı yüksek ve samimi insanlar sıkıntısız geçebilir. Bu tip insanlar takdir edilir.
İnsanların hür ve özgür olmadığı toplumlarda öfkeler, dayatmalar, emirler, talimatlar kol gezer. Ve siz hayatı çekilmez kılan bu baskılardan, kokuşmuş, yıkılmış anlam dünyalarına tanık olmaktan, çaresizce bütün bunlarla birlikte, iç içe yaşamak durumunda kalmaktan bunalırsınız. Siz yine de zatınıza emanet edilen anlamın onurundan, nezahetinden taviz vermeyin. Yani tamam, dışınızda birçok maddi, nesnel amacınız, ilişkiniz olabilir. Bunda bir sakıca yoktur. Birçok dünyalık sevginiz, sevdanız olabilir; bu eğilimleriniz de insanın fıtratına ve tabiatına aykırı değildir. Ama dışınızda bir kazanım elde etmek için iç dünyanıza uzak ve gafil yaşıyorsanız işiniz çok zor. Kolay ve zevkli olanı zora sokmayın.
Önemli olan hürriyetle imkânlı, özgürlükle imanlı olmaktır.



