Picture of Ercan Yıldırım
Ercan Yıldırım

İslamcı Burjuvazi: Merkezin Taşeronu

A+ A-

Türkiye’de Osmanlı’dan beri burjuva gelişmediği için kapitalizmin de gelişmediği şeklinde yaygın bir kanaat var. Bu yüzden de burjuva imal etmek üzere devlet özel gayretlere girişmiş, yeni zenginler ortaya çıkarmış, İttihat Terakki’den bu yana, milli sermaye korunup gözetilmiş fakat tüm çabalara, yetiştirilen zenginlere rağmen hâlâ burjuva sınıfı tam manasıyla belirmemiştir. Türkiye’deki kapitalizm uygulamaları kendine komprador yarı sömürge zengin sınıfı oluşturmuş, bu seçkinci burjuva da montaj sanayinden ileri gidememiştir. 

Türkiye’de batılı anlamda bir burjuvanın olmadığı yargısı peşinden ülkenin tam kapitalistleşemediği gibi bir iç çekişi, öykünmeyi de getirir. Burjuvanın gelişimi ile kapitalizmin yaygınlık ve kök kazanması arasındaki ilişki belki orta sınıf dindar eşraf kesimin daha çok Anadolu’da gelişmesi buna karşın İstanbul’da biraz da ideal kapitalist burjuva sınıfının artık iyiden iyiye egemenliğini ilan etmesi, kobilerle birlikte Anadolu’daki sermayenin İstanbul karşısında güç olup olmadığı bilhassa son yıllarda tartışılmaya başlanmıştır. Anadolu’daki sermayenin burjuva kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesi bir yana bu sermayenin kendini “ülke yönetimi ve kaderi”nden sorumlu tutmaya matuf uygulamaları İstanbul sermayesinde ufak bir tehdit algısı oluşturdu. 


İstanbul sermayesinin Anadolu sermayesi karşısındaki ezici gücü, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşüm kabiliyeti Anadolu Kaplanları’nın öykündüğü burjuva tavrına denk geldiği için, Anadolu sermayesi sadece yeni fabrikalar kurma, yeni tesisler, işletmeler açmanın ötesine geçerek küresel sermayeden, pazardan ve piyasalardan pay alma yarışına da girmiştir. İstanbul büyük sermayesinin 28 Şubat’ta hesaplaştığı bu anlayış elbette Türkiye’deki potansiyel kar hacminden faydalanmanın ötesinde Anadolu sermayesinin uluslararası finans gücüne, dünya sistemine yani neoliberal işleyişe artık katılmak istediklerini, merkez ve çevredeki iş gücünden, finans bakiyesinden pay alma talebinde bulunduklarını, bunun karşılığında Türkiye’deki kapitalist dönüşümde etkili olabilecekleri mesajını vermeleriyle ilgilidir.1   

Anadolu kaplanları ibaresi Güneydoğu Asya’daki sermayeyi anlatırken Türkiye’de İstanbul büyük burjuvazisinin devletle olan bağından farklı bir durumu göstermek için kullanılsa da aslında Anadolu Kaplanları bir biçimde uluslararası sermayenin desteğiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kavram devletin ortaya çıkardığı değil sonradan mecburen desteklediği ekonomileri ifade eder.  İstanbul büyük sermayesinin kaygısı sistemin kendi yerine Anadolu sermayesini geçirmesi olmadığı aşikârdır. Fakat sistemin çevredeki bu tür talepkâr yeni kapitalistleri yedeğinde tutması, yerleşik burjuvayı daha fazla çalışmaya, gayrete itmeye sevk etmesi, asıl büyük rahatsızlığı oluşturmuştur.

Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.