Picture of Ebru Yıldırım
Ebru Yıldırım

Kayıp Gidiyor Ellerimden Zaman Tutamıyorum

A+ A-

Zaman mefhumu üzerine ne çok konuşuyoruz aslında ama konuştuğumuz kadar farkına varabiliyor muyuz öneminin bilmiyorum.

Yalnızca saatler göstermiyor zamanın akışını bize, çocukların büyümesi, bazı evlerin eskisi gibi kalabalık olmamasından anlıyoruz nasıl geçip gittiğini. Asıl zamanı hayattaki değişimler gösteriyor bize bazen güzel bazen acı bir şekilde.

İnsan zamanı çoğu zaman kendisine ait sanıyor. “Vaktim var,” diyor. Oysa sahip olduğumuz şey zaman değil; bize verilmiş bir ömür. Ve ömür, insanın elinde tutabildiği bir şey değil. Geliyor, yaşanıyor ve farkına varmadan geçip gidiyor. İnsanın en büyük yanılgısı burada oluyor. Geçtiğini biliyor ama tükenmekte olduğunun farkına varamıyor.

Birçok şeyi erteliyor ve geçiştiriyoruz.

Birini aramak için erteliyoruz.

Bir özrü geciktiriyoruz.

Bir sevgiyi söylemeye çekiniyoruz.

Kendimize ayıracağımız zamanı sürekli başka şeylere bırakıyoruz.

Ve hayat tüm bu ertelemelerin yanında sessizce ilerliyor. Dönüp baktığımız zaman ne kadar hızlı geçtiğine şaşırıyoruz. Oysa zaman hızlı değil. Biz çoğu zaman onun içinde yeterince uyanık değiliz.  Belki de insanın zamana karşı en büyük sorumluluğu, onu çok şeyle doldurmak değil; yaşadığı anın farkında olmaktır. Çünkü her dolu gün, anlamlı bir gün değildir.

Bir gün boyunca yüzlerce şey yapabiliriz ama akşam olduğunda içimizde hiçbir iz kalmayabilir. Başka bir gün ise yalnızca bir insanın elini tutmak, bir annenin sesini duymak, bir çocuğun gülüşüne şahit olmak, sessizce dua etmek kadar küçük görünen bir an bütün günün anlamına dönüşebilir. Mesele ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır.

Zaman bize sürekli bir şey öğretir: Hiçbir şey olduğu yerde kalmıyor.

İnsanlar değişiyor. Şehirler değişiyor. Evler değişiyor.

Bedenimiz değişiyor. Hayallerimiz değişiyor.

Biz bile bir zamanlar olduğumuz insan olarak kalmıyoruz. Büyümek birazda budur aslında sadece yaşımızın artması değil farkında olmak. Burada şu ayet sarsar bizi; “Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr Suresi, 103/1-2) ayette anlatılan kayıp sadece zamanın geçmesi değil, senin o zamanı nasıl geçirip kaybettiklerin. Çünkü herkesin zamanı geçiyor ama herkesin zamanı aynı geçmiyor. Burada büyük sahabilerden Abdullah ibn. Mesud’un söylediği sözü aktarmak istiyorum; “üzerine güneşin battığı, ömrümün eksildiği, ancak amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar, başka bir şeye pişmanlık duymadım” demiştir. Elimizden akıp giden zamana pişmanlık duymak istemiyorsak hızlı geçtiği ile değil de nasıl geçtiği ile ilgilenelim.