Picture of Ditar Kabashi
Ditar Kabashi

Kosova-Sırbistan Sorunu Üzerine 5: 2006 Sırbistan Anayasasında Kosova

A+ A-

Viyana’da Kosova’nın gelecekteki nihai statüsüne ilişkin müzakereler devam ederken Sırbistan, kendi anayasal düzeninde Kosova’nın statüsünü ayrıca belirleme yoluna gitmiştir. Bu iki meselenin aynı dönemde gündemde bulunması yalnızca tarihlerin çakışmasından ibaret değildir.

Sırbistan’ın Yeni Anayasa Süreci

12 Eylül 2006’da Sırbistan Meclisi, Viyana’daki görüşmelerin o tarihe kadarki seyrini ele almış ve müzakere heyetinin faaliyetlerine ilişkin raporu kabul etmiştir. Aynı oturumda yeni anayasa çalışmalarının süratle tamamlanması ve Kosova’nın, egemen Sırbistan içinde “esaslı özerkliğe” sahip bir parça olarak tanımlanması istenmiştir. Meclis kararında ayrıca devlet organlarının Kosova’daki Sırbistan devlet çıkarlarını iç ve dış siyasi ilişkilerde korumakla anayasal olarak yükümlü hâle geleceği belirtilmiştir. Dönemin Başbakanı Vojislav Koštunica’nın sözleri, anayasa ile Kosova müzakereleri arasındaki irtibatı daha da açık hâle getirmiştir. Koštunica, Kosova’nın Sırbistan’ın ayrılmaz bir parçası olduğu görüşünün yeni anayasaya vurgulanması gerektiğini savunmuş ve Sırbistan devleti açısından Kosova’nın hiçbir zaman bağımsız olmayacağını ifade etmiştir.[1]

Yeni Anayasa 30 Eylül 2006’da Mecliste kabul edilmiş, 28-29 Ekim’de yapılan referandumla onaylanmış ve 8 Kasım 2006’da yürürlüğe girmiştir.[2]

Anayasa yapım sürecinin başlatılması yönündeki tercihin, müzakereler bakımından dikkate değer bir neticesi vardı. Sırbistan, Kosova’nın gelecekteki statüsünün uluslararası müzakerelerde ele alındığı bir sırada kendi hukuki konumunu anayasal düzeyde sabitlemiş oluyordu. Böylece Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılmasını öngören muhtemel bir çözüm, yalnızca siyasi tutumdan bir sapma değil, Sırbistan’ın kısa süre önce kabul ettiği Anayasa’ya da aykırılık teşkil edecekti.

Başka bir ifadeyle Anayasa, mevcut siyasi tutumu tezahür etmekle kalmamış, Sırbistan’ın müzakere konumunu iç hukuk bakımından da tahkim etmiştir. Bu tespit, müzakerelere katılımın şeklen anlamsız olduğu anlamına gelmez. Ancak Belgrad’ın, kendi anayasal tercihi dışında kalacak bir nihai statüyü kabul etme imkânının ne ölçüde mümkün olduğu sorusunu haklı olarak gündeme getirmektedir.

Diğer taraftan Viyana görüşmelerinin son toplantısı 10 Mart 2007’de yapılmış ve fakat taraflar Ahtisaari’nin çözüm önerisi üzerinde ilave bir ilerleme sağlayamamıştır.[3]

O tarihte Sırbistan’ın yeni Anayasası yaklaşık dört aydır yürürlükteydi. Dolayısıyla uluslararası müzakereler henüz nihai noktaya ulaşmadan önce Belgrad, Kosova’ya ilişkin temel anayasal tutumunu belirlemiş ve devlet organlarını bu tutumu savunmakla yükümlü hâle getirmişti. Bu kronoloji, Sırbistan’ın müzakere masasında statü meselesini tartışırken aynı zamanda iç hukukunda Kosova’yı kendi egemenlik alanının parçası olarak gören bir düzen kurduğunu göstermektedir.

Sırbistan Anayasası’nın Başlangıç Bölümü

Anayasaların başlangıç bölümleri, temel değerleri, devletin yönelimini ve anayasal felsefesini yansıtan metinlerdir. Her anayasanın mutlaka böyle bir bölüm ihtiva etmesi zorunlu olmasa da günümüzde birçok anayasa bir başlangıç metniyle açılmaktadır. Geçmişte daha çok sembolik ve deklaratif bir işlev taşıdıkları kabul edilirken, zamanla hukuki kavramlara yer veren ve anayasal yorum bakımından da dikkate alınan metinler hâline gelmişlerdir.

Ele aldığımız konu bakımından Sırbistan Anayasası’nın Başlangıç Bölümü özel bir yere sahiptir. Burada Kosova, açıkça Sırbistan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanmaktadır. Devletin bütünleştirici hedefleri veya ortak değerleri üzerinde durmak yerine şu ifadelere yer verilmektedir:

“…Kosova ve Metohiya Bölgesi’nin Sırbistan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu, egemen Sırbistan Devleti içinde esaslı özerkliğe sahip bulunduğu ve Kosova ve Metohiya Bölgesi’nin bu statüsünden, bütün devlet organlarının iç ve dış siyasi ilişkilerde Sırbistan’ın Kosova ve Metohiya’daki devlet çıkarlarını koruma yönündeki anayasal yükümlülüğünün doğduğu göz önünde bulundurularak…”[4]

Görüldüğü üzere Sırbistan Anayasası’nın Başlangıç Bölümü, ağırlıklı olarak devletin toprak bütünlüğüne ve Kosova’nın bu yapı içindeki özerk konumuna odaklanmaktadır. Üstelik 2006 yılında hazırlanmış olmasına rağmen Anayasa, geçmişte de kullanılan “Kosova ve Metohiya” adlandırmasını sürdürmektedir. Bu ifade, önceki dönemlerde şovenist Sırp siyasetçileri tarafından da geleneksel biçimde kullanılmıştır.[5]

Sırbistan Anayasası’nın Kosova’ya İlişkin Diğer Hükümleri

2006 Sırbistan Anayasası, Kosova’nın statüsüne ilişkin düzenlemeleri yalnızca Başlangıç Bölümüyle sınırlı tutmamaktadır.

Anayasaya göre Sırbistan Cumhuriyeti bünyesinde Voyvodina ile Kosova ve Metohiya olmak üzere iki özerk bölge bulunmaktadır. Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin esaslı özerkliği özel bir kanunla düzenlenmektedir.[6]

Dahası, Anayasa, göreve başlayan Cumhurbaşkanının Meclis önünde şu şekilde yemin etmesini öngörmektedir:

“Kosova ve Metohiya da dâhil olmak üzere Sırbistan Cumhuriyeti topraklarının egemenliğini ve bütünlüğünü korumak için bütün çabamı göstereceğime resmen yemin ederim…”[7]

Burada dikkat çeken bir husus vardır. Anayasa’nın 182. maddesinde yalnızca Kosova değil, Voyvodina da Sırbistan bünyesinde özerk bölge olarak tanımlanmaktadır. Öyleyse neden 114. madde uyarınca seçilen Cumhurbaşkanının yemininde yalnızca Kosova’nın adı zikredilmektedir? Bunun anayasa koyucunun sıradan bir “ihmali” olduğu elbette düşünülemez.

Normalleşmenin Önündeki Anayasal Engel

Kosova ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Sırbistan’ın Kosova’yı hukuken kendi ülkesinin bir parçası olarak kabul etmeye devam ettiği müddetçe mümkün görünmemektedir. Zira siyasi mahiyetteki hiçbir anlaşmanın, devletin en yüksek hukuk normu olan Anayasa’ya aykırı olması beklenemez. Bu nedenle Sırbistan Anayasası’nın Başlangıç Bölümü ile Kosova’ya ilişkin yukarıda ele alınan hükümler değiştirilmedikçe, siyasi teşebbüslerin iki ülke arasındaki ilişkileri köklü ve müspet yönde dönüştürmesi güçtür.

Normalleşmeye yönelik siyasal adımlar, belirli dönemlerde diplomatik bakımdan geçici sonuçlar doğurabilir. Ancak bunların kalıcı bir çözüm ve geleceğe dönük istikrar sağlaması aynı ölçüde imkân dâhilinde değildir. Dolayısıyla Kosova’nın hukuki statüsünü Sırbistan’ın anayasal düzeninin bir parçası olarak tanımlayan hükümlerin Anayasa’dan çıkarılması, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerçek anlamda normalleşmesi için aşılması gereken temel eşiklerden biri olarak durmaktadır.


[1]  Sixth Extraordinary Sitting of the National Assembly of the Republic of Serbia. https://www.parlament.gov.rs/Sixth_Extraordinary_Sitting_of_the_National_Assembly_of_the_Republic_of_Serbia.6371.537.html (18.10.2026).

[2] Bkz. 2006 Sırbistan Anayasası, https://www.paragraf.rs/propisi/constitution-of-the-republic-of-serbia.html (17.10.2026).

[3] Report of the Secretary-General on the United Nations Interim Administration Mission in Kosovo, UN Doc. S/2007/395, 29 June 2007, p. 1.

[4] Sırbistan Anayasası’nın Başlangıç Bölümü.

[5] Ditar Kabashi, Trajtime juridike për çështje publike, të drejtësisë dhe shtetit, Botime Artini, Prishtinë 2025, s. 355.

[6] Sırbistan Anayasası, m. 182/2.

[7] Sırbistan Anayasası, m. 114/3.