Küçük Dokunuşun Büyük Gücü
- Tarih:
Her işin mutlaka bir ustası vardır. Usta, uzmanı olduğu yapının iç düzenini gayet iyi bilir. Yapıyı çok iyi bildiği gibi, muhtemel bir arızayla ilgili de malumata sahiptir. Arızanın nereden ve ne şekilde gerçekleşeceğine dair sistem bilgisi, tamir sırasında işini çok kolaylaştırır.
Bu sistem bilgisi ona, müdahaleyi ne şekilde yapacağını bildirmenin yanında ne yapmayacağını da bildirir. Bu ise ustaya zaman kazandırır.
• Saat Ustası
Saat ustası da arızalanan saatle karşılaşınca asil dikkatini bozulan saatin saniye kadranını hareket ettirmeye yoğunlaştırır. Saniye kadranı, saatin belki en küçük birimi olarak değerlendirilebilir. Ama o çalışınca, saatin bütün ritmi düzene girmiş olur. Ona işlerlik kazandırılmasıyla birlikte, tamir işlemi büyük oranda tamamlanır. Usta saatin başka bir noktasına odaklandığında ise zamanı israf edeceği gibi, tamir işlemini de başaramamış olur.
Bu bize şu hakikati anlatır; “Bütün, çoğu zaman küçük bir unsurun düzene girmesine bağlı olabilir. “Yani; Usta bütünü yapmaya değil, bütüne işlerlik kazandıracak bu küçük noktaya odaklanmalıdır.
Bu da bir bakıma; Güneşin artık vazgeçtiği dün‘ den ve günün henüz doğmadığı yarın’ dan beklenti içinde olmamaktır. Bunlar arasında yer alan ve küçük göründüğünden odaklanmaya değer bulunmayan şimdi‘ yi işlevsel kılmaktır.
•Çünkü
Dün, tamir edilemez. Güneşi artık bitmiştir. Defteri dürülmüştür. Üzerinde durmanın ve herhangi bir noktasına odaklanmanın hiçbir faydası yoktur. Artık tek faydası, ihtiva ettiği zaman içinde yapılan yanlışı akledebilmektir.
Yanlışın hatırlanmadığı başlangıç, yeni bir pişmanlığın arifesi olacaktır. İnsanın ilk tercihinde isabet edememesi normaldir. Bu normalde inat etmek ise hatanın gerçek yüzüdür. Yarın da tamir edilemez. Çünkü beraberimizde değildir henüz.
Güneşle henüz buluşamamıştır bile! Geleceği veya gelmeyeceği birbirine eşit uzaklıktadır ve sadece bir ihtimalden ibarettir.
Şimdi’ de yapılacak bir tamir ise makinenin hayata tutundurulmasına fırsat tanıyacak yegâne fırsattır. Zaman, ancak bu şekilde akmaya başlayacaktır.
Seneca’da: “Geçmiş elimizden çıkmıştır. Gelecek ise bize ait değildir. Tek sahip olduğumuz ise şimdidir” demiştir. Şimdi’ nin küçük doğruları, büyük doğruların ayakta kalabilmesi için omurga olacaktır.
Onları dik tutacaktır.

•Büyük Doğrular
Sabır büyük bir erdemdir. Binlerce saniye boyunca tekrarlanan küçük davranışlarla birikir. İstikrar, taşınarak sürdürülmesi oldukça güç bir anahtardır. Kararlı bir duruş gerektirir. Dürüstlük, büyük bir kavramdır. Onu ayakta tutansa, sürekli tekrarlanan günlük ve küçük davranışlardır.
İnsan karakterini oluşturan erdemler; büyük sıçrayışlar yerine saatin saniyesi gibi küçük de olsa tutarlı tercihlerle doldurulan bir havuz gibidir.
Tâli noktaları meşgul eden parçalarla vakit kaybetmek, tamir işlemini başarısız kılacaktır. Sistemi ayakta tutan asli nokta, ihmal edilmemelidir. Saniye kadranı, hayatın çoğu zaman görünmeyen yüzüdür, fakat ritmin oluştuğu odak noktayı temsil eder. Ritim o noktada oluşur.
Ritmin oluşması için akort ayarı yapılırken de bütün çaba, tellerden gelecek o efsunî sese yönlendirilir. Beklenen o ses geldiğinde ise türkünün duygulara tercüman olması arasında engel kalmayacaktır. Böylece mikro bir dokunuş, makro bir sonuca ulaşmış olacaktır.
Muhyiddin Abdal’a ait olduğu kabul edilen “Zahid Bizi Tan Eyleme” ilahisinde geçen “Sakın efsane söyleme” dizeleri ile, bir bakıma, şaşalı büyük uğraşlar yerine küçük dokunuşlara yönlendirme yapılmıştır.
Böylece insan, efsanelerin gürültülü cazibesine kapılmak yerine, dikkati taşıyan küçük ama esaslı noktalara yönelir. Bu da onu sabır ve kararlılık deryasına buyur edecektir. Küçük dokunuşların istediği sabır, insani genellikle zorlamaktadır. Sonuç için beklemek ise, acele ile yoğrulmuş iradeyi darlamaktadır. Sabırla yapılan ve istikrarla yoğrularak ortaya konan isin kalitesi, başka bir tanımlamaya gerek bırakmayacak kadar anlamlı olacaktır.
Hakikatin ritmi, taşıdığı kalite ile belli eder varlığını. Davet eder insanı, bulunduğu hizaya ve anlama. Çünkü bir şey ne kadar zorsa, başarıldığında sebep olacağı mutluluk da o kadar fazla olacaktır. Pascal’ın söylediği gibi: “insanın en büyük eksikliği, kendi ile yalnız kalamamaktır.”
İnsan, hayatın karmaşık çarkları arasında çoğu zaman büyük hedeflere kilitlenir. Oysa hakikatin ritmi, çoğu zaman görünmeyen küçük bir yerde atar. Saatin saniyesi nasıl bütün düzeni harekete geçiriyorsa, insanın iç düzenini de küçük ama tutarlı tercihler ayakta tutar.
Dün geride kalmış, yarın ise henüz doğmamıştır. Elimizde olan tek sermaye ise ustanın dikkatle dokunduğu ve harekete geçirdiği şimdidir. Şimdiye gösterilen özen hem geçmişin tortusunu arındırır hem de geleceğin kapısını aralar. Böylece insan büyük doğruların yükünü değil, onları biriktiren küçük doğruların ritmini taşır ve kendi iç saatinin ustası olur.



