Memura Eşel Mobil Sistemi
- Tarih:
Memur Konfederasyonlarının bildiri ve basın açıklamalarını analiz ettiğimizde ortaya büyük bir talepler paketi ortaya çıkıyor. Neler var, neler… Bunların hepsi hükümet tarafından karşılanabilir mi, elbette hayır. Ancak müzakere kapısı açık olursa belli istekler çözüm bulur, hayata geçirilebilir.
Bu taleplerin çok azı hayata geçebilecekse o zaman sendikalar niye bu kadar talebi gündeme taşıyorlar. Tabanın gazını almak için tabi. “İsteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara” atasözünü devreye sokuyor sendikalar. Yani tabandan gelen yüksek baskıyı büyük bir bölümünü iktidara yönlendiriyorlar. Toplumsal baskıyı paylaşıyorlar.
Sendikalara, “İktidar çözüm makamıdır. Biz istedik, basın açıklaması yaptık, eylem yaptık. Daha ne yapalım?” deme kolaycılığı da veriyor talepleri gündeme taşımak. Memurların haklarını alamamasının büyük suçlusu/günahkarı iktidar olmuş oluyor.
Şimdi de taleplere göz atalım. Memur konfederasyonları, işçiler ve emekliler bayram ikramiyesi alıyor, memurlara niye verilmiyor, bu adaletsizlik, diyorlar. Haklılar mı, haklılar. Bu adaletsizlik mi, adaletsizlik.

Çünkü, işçiler toplumu sözleşme ile bayram ikramiyesi alabiliyor. Emeklilere de bayram ikramiyesi Ak Parti Hükümeti tarafından 2018 seçimlerinde sürecinde verildi, Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere yılda iki defa verilmeye devam ediliyor. Ancak 2018 yılından bu yana az da olsa ikramiyelerde artış yapılırken bu yıl 4 bin lirada sabit tutuldu.
Peki, hükümet memurlara bayram ikramiyesi verir mi? Bir kere 2026 bütçesinde böyle bir kaynak yok. Dolasıyla 2026’da bu talebin karşılanması mümkün değil. İkincisi, 2026’da seçim yok. Siyasi getirisi de yok. Dolayısıyla memurların bayram ikramiyesi başka bir seçime kalır…
Konfederasyonlar akaryakıt fiyatlarındaki artışı, gıda ürünlerindeki yükselişi gündeme taşıyarak kamu görevlilerinin satın alma güçlerindeki zayıflamanın giderilmesi için memur maaşlarının güncellenmesini istiyorlar. Bu hiç mümkün değil.
Hükümette para olsa 20 bin lira maaş olan emekli maaşlarında iyileştirme yapacak, onu bile yapamıyor. Bu konuda şartlı müjde verebilirim. 2027’nin Kasım’ında seçim olacaksa emekli maaşlarında ciddi bir iyileştirme mutlaka olur. Memurlar yeni bir toplu sözleşmeye kadar maaş artışı beklemesin, hükümet enflasyon farkı dışında bir artış yapmaz, yapamaz. Ancak hükümet şunu yapabilir: Enflasyon farkını altı aylık değil aylık verebilir. Bu da bir miktar kayıpları azaltabilir.
Memur Konfederasyonlarının taleplerinden biri de ücretler ile maaşlar arasındaki, maaşlarla maaşlar arasındaki adaletsizliklerin giderilmesi. Evet, konuşulabilir ve müzakere edilebilir bir talep. Kamuda en düşük işçi maaşı ile en düşük memur maaşı arasında ciddi fark varsa oturup konuşmak lazım. İkincisi, memurların maaşları arasında makas çok açılmışsa bu da müzakere edilmelidir. Herkese hak ettiği verilmelidir. Yoksa çalışma barışı inşa edilemez.
Memur konfederasyonların 1. dereceye gelen tüm memurlara 3600 ek gösterge talebi var. Bu talep konusunda teknik bilgim yok ancak sendikalar sürekli bu talebi gündemde tutuyor, toplu sözleşme masasına getiriyorlar. Hükümet bazen ‘bu talep adil değil ve haksız’ diyebilmeli. Sendikaların hiçbir talebine bu netlikte cevap vermiyor hükümet. Dolasıyla onlarda sürekli gündemde tutuyorlar. Herkese 3600 ek gösterge verilmesi ne kadar adil, tartışmak lazım.

Sendikalar “ Görevde yükselme ile unvan değişikliği sınavları keyfiyete bırakılmamalı” diyor. Bence haklılar. Bir yılda mı, iki yılda mı, üç yılda mı yapılacak net belli olmalı. İdareci keyfine göre karar vermemeli. Memurlar da ona göre hazırlık yapar. Sendikalar, 3 yılda bir yapılmasını istiyor. Tamam. O zaman üç yılda yapılsın, ne zararı var bunun.
Yine memur konfederasyonları, gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenerek maaş kayıplarının önlenmesini istiyorlar. Ben birçok toplu sözleşme görüşmelerine katıldım. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarının bu konuda ‘olmaz, şundan dolayı…” dediklerini hiç duymadım. Sorunlardan kaçmak, sorunları yok etmez. Yöneticilerin talep sahiplerini bir şeyin niye olmayacağını, olamayacağını ikna etme sorumluluğu da vardır. O zaman daha sağlıklı üçlü diyalog mekanizmaları oluşur.
Yazıyı bir soruyla bitirelim. Memurlar genellikle enflasyon kadar ya da altında maaş zammı alıyor. Toplu sözleşmelerde de bir ay boyunca maaş zammı konuşuluyor, tartışılıyor. Otomatik olarak enflasyon kadar memur maaşlarında artışı öngören eşel mobil sistemi hayata geçirsek daha iyi olmaz mı?.. Ne dersiniz?
Bir sonraki yazımda kamu personel rejimini ele alacağım…



