Orta Vadeli Paradigma: Öğretici Başarısızlık
- Tarih:
Türkiye’nin görünen sorunları; enflasyon, işsizlik, gelir adaletsizliği, eğitim kalitesinin düşmesi, hukuka güvenin azalması, beyin göçü olarak sıralanabilir. Asıl sorun ise; “Türkiye’nin sorunlarını sürekli yeniden üreten görünmeyen kök sistem”dir. Bu açıdan “sorunlarını tek tek değil, birbirini besleyen bir neden-sonuç ağacı” olarak ele alınması gerekmektedir.
Kendini Bozan Kapalı Döngü
Kök nedenler incelendiğinde ilk sorun; “birey ile toplum arasındaki ilişkinin yeterince güçlü kurulamamış” olmasıdır. Bu durum “kendi çıkarını ortak çıkarın önüne koymak” ve “kısa vadeli kazancı uzun vadeli faydaya tercih etmek” gibi sorunları beslemekte, “fırsatçılık ve kişisel pozisyon alma”yı tetiklemektedir.
Bu durum güven eksikliği doğurur, kontrolü artırır ve ekonomik verimsizliğe dönüşür. Şikâyet üreten bu durumda herkes “sistemin yanlış olduğunu” görse de, “sistemin değişebileceğine inanmadığı” için “pasif vatandaşlık kültürü” de üretir. Mücadele, öneri ve sorumluluk azalır, herkes “kendi küçük alanını korumaya” çalışır.
Yönetici Değişince Sistemin Değişmesi
Kök nedenler incelendiğinde ikinci sorun; “sistem, sistem olduğu için değil, doğru kişi orada olduğu için” çalışmasıdır. “Uzun vadeli projelerin kişilerle birlikte sona ermesi”ne ve “sadakatin yetkinliğin önüne geçmesi”ne neden olan bu durumda, bir yönetim bir şey yapar, diğeri değiştirir, sonraki yeniden değiştirir. Toplum sürekli inşa etmek yerine, sürekli yeniden başlamak zorunda kalır.
Bu nedenle sorunlara “öngörücü değil tepkisel” yaklaşılır. Önce kriz çıkar, sonra çözüm aranır. Bir sektör çöker, sonra destek verilir. Şehir plansız büyür, sonra dönüşüm konuşulur. Krizden sonra çözüm üreten bu kültür ise; “günü kurtarma politikaları – seçim odaklı kararlar – sürekli politika değişiklikleri” ile sarmal oluşturur.
Eğitimli Fakat Zayıf Bireyler
Yaşanan bu sarmaldan çıkış için; düşünen, sorgulayan, yanlışını kabul eden ve topluma karşı sorumluluk hisseden bireyler yetiştirmek gerekir. Eğer eğitim sistemi bunları üretemezse, “yanlışta ısrar etme, farklı görüşe tahammülsüzlük, yetkinlik yerine diploma odaklılık” sebebiyle eğitim sorunu sistem sorununa evrilir.
Böyle bir sistemde; “yanlış yapmanın maliyeti” düşer, “yanlış kararın hesabı” sorulmaz ve “kötü davranış” ödüllendirilir. Stratejik kararlar; “veri, araştırma, uzmanlık”la alınmadığı için yanlış öncelikler, yanlış yatırımlar, insan ve kaynak israfı hızlanır. Sorumlu ve uzman insanlar sistemden uzaklaşır.
Ağacı Budamak Yerine Kökünü Sökmek
Görüldüğü gibi; “Türkiye’nin sorunları bir liste değil, bir sistem”dir! Bu nedenle sorunları tek tek çözmeye çalışmak, ağacın yalnızca görünen dallarını kesmek anlamına gelir. Bu yaklaşım toplumsal gerilimi düşürmediği gibi geleceğe güven de azalır. Orta vadeli programlarda açıklanan hedeflerle “sadece ekonomi, yalnızca eğitim, öncelik savunma” gibi parça çözümler de işe yaramaz.
“Türkiye’nin ihtiyacı; hedeflerden fazlası”dır. Bu açıdan gerçek çözüm “paradigma değişikliği” ile yakalanabilir. Bunun için “sorunları çözmeye çalışmak yerine, sorunları sürekli üreten sistemi yeniden tasarlamak” kaçınılmazdır. Gerçek çözüm, “doğru tespit, teşhis ve tedaviler” ile tatlı reçeteler üretmektir. Elimizdeki tek sermaye ise, “bu ağacın kökü çürük, kökü, kökü!” diyen müktesebata sırtını çevirerek elde edilen “öğretici başarısızlık!”tır.



