Ortak Turizm Koridoru Mümkün
- Tarih:
Ankara geçen hafta üç gün boyunca Türk dünyasının turizmcilerini ağırladı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ev sahipliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ortaklığıyla düzenlenen 8. Uluslararası Türk Dünyası Turizm Kongresi 25-27 Eylül’de yapıldı. Aynı zamanda Ankara bu yıl Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde “Türk Dünyası Turizm Başkenti” olarak ilan edildi.
Bildiriler Türkçe, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe ve İngilizce sunuldu. Oturumlar yüz yüze ve bir o kadar da çevrimiçi yürüdü. Başlıklara bakınca tablo çok sürpriz değildi: jeopolitik ve bütünleşme, destinasyon imajı, dijitalleşme ve yapay zekâ, kültürel miras rotaları, gastronomi, sağlık turizmi ve göçebe oyunları. Açılış oturumunun adı da meseleyi özetliyordu: “Türk Dünyası Turizminde Ortak Gelecek Vizyonu.”

Kongre boyunca kurulan etno tırda geleneksel okçuluk, güreş ve mangala gibi oyunlar katılımcılarla buluştu; büyükelçilik stantları ve Türk dünyası mutfağı da programın parçasıydı. Kapanış günü Gordion ve Sakarya rotasına gezi düzenlendi. Yani kongre, konuştuğu şeyin küçük bir provasını da yaptı.
Koridor fikri nereden geliyor?
2014’te Bodrum‘da toplanan ve gündemi turizm iş birliği olan zirvede, tarihî İpek Yolu‘nu tek bir destinasyon gibi pazarlama kararı alınmıştı. Modern İpek Yolu Ortak Tur Paketi böyle doğdu. “Türk Dünyası Turizm Başkenti” uygulaması Özbekistan’ın kadim kentlerinden Kokand‘la başladı, devamında Azerbaycan Şamahı bu ünvanı taşıdı. Bu yıl da Ankara bu misyonu üstlendi. Türk Müze Kartı, Türk Kayak Merkezleri Birliği ve Tabarruk Ziyarat da aynı çerçevenin parçalarıydı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, geçen yıl Ankara’daki TDT Turizm Bakanları Toplantısı’nda ortak rotaların ve vize kolaylıklarının Türk dünyasını “daha görünür ve cazip hale getireceğini” söylemişti. Teşkilatın Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ise aynı toplantıda İpek Yolu’nun bir ticaret hattından ibaret olmadığını, fikir ve kültür alışverişinin kanalı olduğunu hatırlatmıştı. Aslında bir bakıma ikisi de aynı yeri işaret etmekteydi: Ortak turizm koridoru.
Koridoru, haritaya çizilen bir çizgi olarak algılamamak lazım. Ulaşım, seyahat kolaylığı, veri, standart ve ortak tanıtım aynı anda çalışırsa bir koridordan bahsedilebilir. Bunlardan biri eksikse elde kalan şey güzel bir slayt olur. Ankara’daki kongre, tam da bu teknik başlıkların akademik düzeyde masaya yatırıldığı yerdi.
Seyahat kolaylığı en çok konuşulan başlıktı. Bazı araştırmacılar Türk dünyasındaki yapısal ve algısal mesafeleri “İpek Yolu vizesi” üzerinden ele aldı. Bazılarıysa kimlik kartıyla seyahatin ziyaret niyetini nasıl değiştirdiğini aktarmaya çalıştı. Koridorun gerçekleşmesinin önündeki ilk adımın; belki de insanlarımızın sınır kapılarında ve gümrüklerde harcadığı zaman ve maliyetin azalmasıyla atılabileceği düşüncesi baskındı.
Altyapısal sorunların görünmeyen kısımları da ele alındı. Araştırmacılar sınır ötesi akıllı turizm ekosistemi için veri yönetişimine dayalı bir model önerdi. Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan’ın veri koruma rejimleri karşılaştırılarak dijital güven sorunu masaya yatırıldı. Teşkilata üye ülkelerin rekabet gücünün uluslararası endeks verileriyle sıralanması da sunulan bildiriler arasındaydı.
Bir diğer gündem, koridorun içini dolduracak hikâyeleri konu aldı. Araştırmacıların sunduğu Dede Korkut Kültür Rotası, oryantiring güzergahları, gastrodiplomasi, jeokültürel bütünleşme çerçevesi gibi deneyim odaklı modeller bu koridorun içini dolduracak hikayeleri tek bir teoride toplamayı denedi.
Rakamlar ne diyor?
Turizm anlamında Türkiye 2024’te 56,7 milyon yabancı ziyaretçiyle dünyada dördüncü sıraya yerleşti; toplam ziyaretçi sayısı 62,3 milyonu buldu. Buna karşılık 2025’in ilk beş ayında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Macaristan ve KKTC’den gelen ziyaretçilerin toplamı bir milyon civarında kaldı. Yani bir akış var ama ne yazık ki tek yönlü. Bir turizm birliğinin asıl sınavı Türkiye’nin misafir sayısı değil, Bakü ile Bişkek, Semerkant ile Almatı, Konya ile Türkistan arasında kurulacak trafiktir. Koridor çift yönlü çalışmazsa koridor değil; sadece bir varış noktası olacaktır.
İngiliz sosyolog John Urry, turizmin özünde bir bakış meselesi olduğunu söyler: nereye, nasıl ve kimin gözüyle baktığımızı kültürel kodlar belirler.
Bizim açımızdan sahip olduğumuz ortak dil, ortak hafıza ve ortak estetik birikimi bu bakışı kurmayı elbette kolaylaştıracaktır. Ama bu potansiyel kendiliğinden harekete geçecek değildir; tercüme edilmesi, paketlenmesi, tanıtılması ve sunulması gerekmektedir.
Peki ne yapmalı?
Tüm bu söylenenlerin neticesinde somut olarak neler yapılabilir soruları ve pek çok kişinin ortak noktada buluştuğu fikirleri şöyle derleyebiliriz:
- Seyahat kolaylığı takvime bağlanmalı. Kimlik kartıyla seyahat ve ortak vize tartışması, niyet beyanı olmaktan çıkıp hedef tarihli bir programa dönüşmeli.
- Ortak ölçüm şart. Üye ülkeler birbirine kaç turist gönderiyor, ne kadar harcıyor, ne kadar kalıyor? Karşılaştırılabilir veri olmadan koridorun işleyip işlemediğini bilemeyiz.
- Koridor rotalarla doldurulmalı. Dede Korkut hattı, İpek Yolu şehirleri, mutfak rotaları ve göçebe oyunları takvimi birbirine bağlanırsa tek seyahatte birkaç ülke gezilebilir hale gelir.
- Kazanç yerelde kalmalı. Küçük işletme, yerel rehber ve zanaatkâr denklemin dışında kalırsa, koridor birkaç büyük şehir arasındaki bir hat olmaktan ve aşırı ticarileşmekten öteye geçemez.
Bu tür kongrelerin kaderi ne yazık ki etkinlik bittikten sonra dosyaların raflara kaldırılması oluyor. Temennim bu kez öyle olmasın. Ankara‘nın turizm başkenti olduğu bir yıl, ortak rotaların ilan edilmesi için en uygun zamandır.
‘Kalmış işi kar basar.’ -Kırgız Atasözü
Faydalanılan içerikler: 8. Uluslararası Türk Dünyası Turizm Kongresi’nin resmî programı ve kongreye ilişkin ajans haberleri; Türk Devletleri Teşkilatı’nın turizm iş birliği sayfaları ile Modern İpek Yolu Ortak Tur Paketi belgeleri; TDT 10. Turizm Bakanları Toplantısı’na dair Anadolu Ajansı haberi ve turizm sosyolojisi alanındaki genel literatür.



