Ortak Türk Alfabesi Örneğinde Türk Dünyası Basını
- Tarih:
Bilindiği üzere 2024 sonbaharında, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesindeki Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu 34 harfli bir Latin temelli alfabede uzlaştı. Teknik görünümlü bu karar, aslında kökeni 1926 Bakü Türkoloji Kongresi’ne uzanan yüzyıllık bir tartışmanın en somut sembolü oldu.[1] Peki bu süreç kamuoyuna nasıl anlatıldı? Türkiye’nin devlet medyası ile diğer üye ülkelerin kamu haber ajansları aynı olayı aynı biçimde mi çerçeveledi, yoksa herkes kendi ulusal aynasından mı baktı? Türkiye’de sıkça gündeme gelen bu konu acaba diğer üye ülkelerin kamuoyunda nasıl etkiler bıraktı? Bu yazıda kısaca bu soruların cevabını arayacağız.
Öncelikle şunu bilmek gerekir ki; Türk dünyası hakkında yazılanların ve bilinenlerin büyük kısmı genellikle Türkiye merkezli bir bakışla şekillenmiş durumdadır. Oysa Kazak, Kırgız, Özbek ya da Azerbaycan devlet medyasının kendi söylemsel pratikleri bulunmakta, bu ülkelerin ajansları da kendilerince söylem üretmektedir.
Kuramsal Zemin: Çerçeveleme ve “Hayali Cemaatler”
Bu araştırmada kullanılan analizin iki direği var. Birincisi Robert Entman’ın çerçeveleme kuramı; aynı olgunun farklı medya kuruluşlarınca nasıl seçilip, öne çıkarılıp, farklı anlamlara büründürüldüğünü görünür kılar.[2] İkincisi Benedict Anderson’ın hayali cemaatler kavramı; ortak dil ve ortak haber dolaşımının bir aidiyet bilinci inşa ettiği tezi.[3] Bu ikili, ortak alfabenin neden salt bir yazı reformu değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu açıklar: ortak bir alfabe, aslında “hayali cemaat” sınırlarının yeniden çizilmesidir.
Nasıl İncelendi?
2022–2025 dönemine ait beş ülkenin (Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan) resmi devlet ajansları ve ana akım medyasından derlenen içerikler üzerinde dört aşamalı karma bir yöntemle, dijital arşivler incelenerek bir takım bulgulara ulaşmak mümkün.
Temel Bulgular: Herkes Kendi Aynasından Bakıyor
En çarpıcı sonuç şu: aynı olay her ülke medyasında başka bir baskın çerçeveye yerleşmiştir durumda. Bu çerçeveleri kısaca şu başlıklarda toplamak mümkün:
• Türkiye (AA, TRT): “Kültürel bütünleşme” — “tarihî adım”, “ortak rüya”, Gaspıralı’nın vasiyeti.
• Azerbaycan (AZERTAC, APA): “Ev sahibi gurur ve model ülke” — “Bakü’de tarihî karar”, Latin’e ilk geçen ülke vurgusu.
• Kazakistan (Kazinform): “Ulusal dilin korunması” — “her ülke kendi sesine uygun harfi seçer, dayatma değil”.
• Kırgızistan (Kabar, 24.kg): “Kararsızlık ve iç tartışma” — Kiril’e bağlılık, “siyasi karar bekleniyor”.
• Özbekistan (UzA, Daryo): “Teknik-bilimsel süreç” — fonem, harf önerisi, “kültürel kilometre taşı”.
İkinci büyük bulgu, asıl metafora — “karşılıklı ayna”a — dair. Atıf ağı analizi, Anadolu Ajansı’nın bölgedeki diğer ajanslar için merkezî bir kaynak işlevi gördüğünü gösteriyor: AA en çok alıntılanan kuruluş. Ama AA’nın diğerlerine verdiği atıf aldığının yarısından az. Yani ayna karşılıklı yansıtıyor gibi görünse de, yansıma eşit ve simetrik değil. Haberler daha çok Türkiye’den diğerlerine akmakta ve ters yön beklenenin altında.
Bunların yanı sıra incelenen haber içeriklerinin sayıları ve konuları haricinde takındıkları tavırla ilgili de inceleme yaparak bir sonuç elde etmek mümkün. Tutum analizi yardımıyla elde ettiğim sonuçlara göre şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz: Türk (%88) ve Azerbaycan (%85,2) medyası belirgin biçimde olumlu; Kazak ve Özbek medyası ağırlıklı nötr-olumlu (%53–55) bir denge tutturuyor. En dikkat çekici ayrışma ise Kırgızistan: %25 olumsuz oranla tüm ülkelerden açıkça ayrılıyor.[4] Bu, “erken karar” söylemi, Kiril’e bağlılık ve Rusya’nın bölgesel etkisinin bileşkesi olarak değerlendiriliyor.
Sonuç: Ayna Var Ama Simetrik Değil
Aslında çok daha kapsamlı olarak ele aldığım bu araştırmanın kısaca özetini paylaşmış oldum. Bu araştırmanın sonucunda elde edilen cevap oldukça net: TDT bölgesinde medyalar bir ölçüde birbirini yansıtan bir ayna oluşturuyor, ancak bu ayna eşit ve dengeli yansıtmıyor. Ortak alfabe gibi sembolik bir öğe bile, her ülkede farklı bir “hayali cemaat” tasarımına eklemleniyor. Gerçek anlamda karşılıklı bir “Türk dünyası kamusal alanı” henüz işlevsel biçimde kurulmuş değil. Yapılan çalışmalar ve görülen ilerleme doğrultusunda böyle bir kamusal alanın oluşturulması için yoğun bir gayret de görülmüyor.
Politika düzeyinde somut bir öneri sunacak olursak: TDT bünyesinde karşılıklı haber akışını destekleyen mekanizmalar — örneğin üye ülkelerin kendi anadillerinde ortak gündemi izleyebileceği yayın organları — kurulmadıkça, “ayna” asimetrik kalmaya devam edecek. Alfabe birliği ilan edilse de, anlatı birliği henüz uzakta duruyor.
Kaynakça
Anderson, B. (1983). Imagined Communities: Reflections on the Origin and Spread of Nationalism. Londra: Verso.
Anadolu Ajansı. (2024, 11 Eylül). Turkic states reach agreement on common 34-letter alphabet. aa.com.tr.
Entman, R. M. (1993). Framing: Toward Clarification of a Fractured Paradigm. Journal of Communication, 43(4), 51–58.
Jeong, K. T. (2025). A Study on the Common Turkic Alphabet and Kyrgyzstan. Slavic Studies, 30(1), 79–91.
Khudiyeva, V. (2025). 1926 Birinci Bakü Türkoloji Kongresi ile ilgili belgelerin araştırılması. Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 11(6), 4573–4579.
Radio Free Europe / Radio Liberty. (2024, Eylül). Turkic states agree on common Latin alphabet, but Kyrgyzstan happy with its Cyrillic script. rferl.org.
Semetko, H. A. & Valkenburg, P. M. (2000). Framing European Politics: A Content Analysis of Press and Television News. Journal of Communication, 50(2), 93–109.
Türk Akademisi. (2024, 16 Eylül). Declaration on Common Turkic Alphabet. turkicacademy.org.
Yanardağoğlu, E. (2014). Public Service Broadcasting and Minority Languages in Turkey: The Case of TRT. Middle East Journal of Culture and Communication, 7(2), 165–185.
[1]Robert M. Entman, “Framing: Toward Clarification of a Fractured Paradigm”, Journal of Communication, 43(4), 1993, s. 51–58. Çerçeveleme; bir gerçekliğin belirli yönlerini seçip öne çıkararak sorun tanımı, nedensellik yorumu, ahlaki değerlendirme ve çözüm önerisi üreten söylemsel bir pratiktir.
[2]Benedict Anderson, Imagined Communities, Verso, Londra 1983. Uluslar, üyelerinin birbirini tanımadığı halde aynı topluluğa ait olduklarını “hayal ettikleri” sembolik cemaatlerdir; ortak dil ve eş zamanlı haber dolaşımı bu hayal etme pratiğinin taşıyıcısıdır.
[3]11 Eylül 2024’te Türk Akademisi tarafından açıklanan mutabakat, 1991 İstanbul Sempozyumu’nun 34 harfli önerisinin gözden geçirilmiş hâlidir. Kökeni ise 1926 Bakü Türkoloji Kongresi’ne uzanır.
[4]Kabar, 24.kg ve AKIpress’te öne çıkan Cumhurbaşkanı Japarov’un “Latin’e geçiş için henüz erken” açıklamaları, Kırgız medyasındaki mesafeli tutumun ekseninde yer alır. Krş. RFE/RL, Eylül 2024.



