Status over substance
- Tarih:
Bir konunun özünden çok görüntüsüne, belli bir bilinçten çok şekle, gerçeklikten çok romantizme kapılıyorsanız içinden geçtiğiniz zamanın aldatıcı hakimiyetine uygun yaşıyorsunuz demektir. Doluya değil boşa, esasa değil sahteye yatırım yaptığınıza emin olabilirsiniz. Yani sizi asıl ilgilendiren, insanların ne yaptığı, nasıl bir değer ürettiği ya da ne kadar faydalı olduğu değildir. Daha çok nasıl göründükleri veya nasıl algılandıklarıdır. Ne kadar beğenildikleri, kaç kişi tarafından takip edildikleridir.
Etiketler derinlikten, vitrin her türlü üretimden, imaj karakterden daha önemli ise post modern, dijital ve kapital entegrasyon tamam demektir. Bu yaklaşım kısa vadede takdir ve alkış getirir, uzun vadede yaşadığı toplumu çürütür. Dolayısıyla mevcut dünyanın acımasız yöneticilerini ziyadesiyle memnun eder. Gerçekten bir şeyler üretmenin önündeki en büyük engellerden biri işte budur, sürekli görünür olma isteği.
Bu yazının başlığı 21. yüzyılın kilit cümlesi olabilir. 21. yüzyılda bir problem görüyorsanız bu problemi çözmeye başlayacağınız noktalardan biri bu cümle olabilir. Kendimiz olamadığımız, kendimizi bulamadığımız taklit ve yapay bir hayat yaşıyoruz. Bir kitabı okumaktan çok fotoğrafını paylaşmak, bir fikri geliştirmek, üzerine düşüp disiplinle geliştirmek yerine herhangi bir parçasını hikâye olarak atmak, bir derinlik ve anlam inşa etmek yerine popüler sahneler tasarlamak gibi. Herkes çok yoğun, çalışkan ve üretken, herkes çok başarılı havalarında ama aslında yaşadığımız çoğumuzu kuyruğuna takan popüler kültürün peşinden koşturmaktan başka bir şey değil. Belki de buna bir kültür demek yerine esaret diyebiliriz. Popülizm esareti.

21. yüzyıl insanı görünürde CV’sini geliştiriyor gibi ama maalesef kişilik ve karakterini güçlendiremiyor. Takipçi sayısı ve beğenileri artsa da dikkat süresi azalıyor. Her şey hız ve haz dolu ama birçok şey geçici ve anlamsız. Çünkü sistemin dayattığı şu, göster ama olma, paylaş ama yaşama, parla ama yanma. Oysa gerçek değer, arzu edilen disiplin ve idealizm, kimsenin görmediği yerlerde oluşur. Düşünerek, emekle, hissederek, adım adım ve zamanla.
Artık imkânı olanlar statü satın alabiliyor ama çok az insan anlam inşa edebiliyor. Her yanımız gösterişli hayatlarla doldu. Derin ve iz bırakan hikâyelere hasret kaldık. Bana sorarsanız bir hayale odaklanmak, disiplinle yol almak, sessizce gelişmek, çok fazla görünür olmadan büyümek ve gerçek bir değer ortaya koymak en anlamlısı.



