Picture of Salih Akyüz
Salih Akyüz

Ümmi Bir Başlangıcın Büyüleyici Gücü

A+ A-

Her bebek ümmidir. Bilginin de her türlüsüne açtır, açıktır. Açlığı ve açıklığı, gözlerindeki tarifi imkânsız ama izlemesi bir o kadar da keyifli şaşkınlıkta gizlidir. Dünyada yenidir. Martin Heidegger de “insan dünyaya atılmış bir varlıktır.” demiştir. Anne rahminden kopuşun hemen ertesinde bulunur. Hesapsız rızıklanmanın gölgesi, henüz üzerindedir. Koruma kalkanı, sadece şekil değiştirmiştir. Bir diğer evre de denilebilir. Merhametin sağladığı o huzuru, hücrelerine kadar hissetmektedir. Her ne yaparsa yapsın, yine de affedilme potansiyelinin zirvesinde yer alır. Zor uyuması, ağlaması, huzursuzluğu… Davranışının sonucuyla neye sebep olduğuna bakılmaksızın, her şey hoş görülür. Çünkü aramızda yenidir.

Bu hayatı, henüz biliyor değildir. Vücudunda kas, neredeyse yok gibidir. Dünyaya kas gücüyle bağlı değildir. Tam da bu fiziki zayıflık, onu görünmez bir güçle çevrelemektedir. Gönüllü orduları vardır onun. Bizim görebildiğimiz veya göremediğimiz… Onlar tarafından her türlü ihtiyacı karşılanır. Bu gönüllü ordular; onun için bırakın bir adet gerçek ihtiyacına, ihtiyaç ihtimallerine bile duyarlıdır. Ufak bir işareti ile alarm durumuna geçilir. Asıl ihtiyacın yanında, olasılığı bulunan nesneler bile türevleri ile hazır duruma getirilir. Yeter ki o bir defa ‘gülsün’ dür. Bu ufak gülücük ikramı, ordunun bir sonraki sefere daha dinamik hazırlanmasını sağlayacaktır.

Bebek ayakta duramaz. Yüzüstü döndükten sonra emekleyerek ilerler. Hem kendi etrafında dönen hem de güneş etrafında deveran eden dünyanın hareketine henüz uyumlu değildir. Çünkü üzerinde durduğu zemin, çok hareketlidir. Zemindeki bu hareketi, yaşı ilerlediğinde hissetmeyecektir bile. Ama bu aşamadayken, ayakta duramaz. Hemen düşebilir. Toplumla henüz tanışmamıştır. Bu sebeple, onlar için önemli olan kalıplardan ve şablonlardan oldukça uzaktadır. İnsanlara, onların nesnelere verdikleri değeri yeniden düşünebilmeleri için harika bir fırsattır bu.

Bebek, harika bir hizmet sunmaktadır. Bu hizmet, unuttuğumuz değerleri yeniden tartma imkanıdır. “Bir daha düşünün isterseniz” der gibi yaklaşmaktadır! Üretemediği için, çılgınlar gibi tüketme hakkını da kendinde bulamaz. Fırsatını da bulmuşken, “nasıl olsa her talebim karşılanıyor” demez. Elbise, ayakkabı, suluk, emzik… Her ne olursa olsun, etrafındaki insanların onun için uygun gördüğü tercihle yoluna devam etme kolaylığındadır. Karşılaştığı her nesneyi, ilgili ilgisiz, sıkıca kavraması ve ağzına almaya çalışması ise manidardır!

Büyüklerine, “değer verdiğiniz bu araba anahtarının tadı, neye benziyor acaba!” diye sormaktadır sanki? Sonra da yüzünü buruşturarak atar. Halbuki büyükler onu sıkı sıkıya tutmaktadır! Oldukça sade yaşar. Herhangi bir şey talep etmez. Uygun görülen en basit bir nesne bile kifayet etmektedir, ihtiyacını karşılamak için. Herhangi bir şeyle oynayabilir. Hemen doyar. Çeşit aramaz. İlk günlerde neredeyse suyu bile ihtiyacına fazla görür! Büyüklerin ısrarıyla içtiği sütün 3-5 damlasını da geri çıkarır. “Bu kadarı bile yeterli” der.

Yaptığı her şey hoş görülür. “Mutlaka bir anlamı vardır” olarak bakılır, ortaya koyduğu davranışına. Ümmidir çünkü! Saf bir kendilik halindedir. Her hareketi sonuna kadar normal karşılanır. 0 masumdur çünkü. Ama herkes ona karşı sorumludur. Her şeyin sonucunu bütün ihtimalleri ile bilen bir profesyonel değildir. Zihni, bütün ihtimallere açıktır. Herhangi bir şey, her şey olabilir. Veya hiçbir şey! Bedeni gibi zihni de olabildiğince esnektir. Bilginin bütün potansiyel gücüne sahiptir. Adeta sıkıştırılmış bilgisayar dosyası gibidir.

Potansiyel gücü o kadar zengindir ki kelime detayıyla uğraşmaz. Çoğu zaman îmâlar yeterli olur. “Ne söylemek istediği”, toplumun büyük kalabalığının çözmeye çalıştığı bulmaca gibidir. Bebek, kelimenin tohumu mesabesinde olan seslerle ilgilidir. Ma…, ba… gibi sesler, “geliyor gelmekte olan” der gibidir. Az sesle çok şey anlatır. Çıkardığı bir iptidai ses, saatler boyunca uzayan doyurucu bir konferanstan daha ikna edici ve rahatlatıcı olur. Modern eğitim teorilerinden bir tanesi de kaliteli bir öğrenme için en önemli noktanın öğrenmeye açık bir beyin olduğudur. John Dewey de: “Eğitim; hayata hazırlık değil, hayatın bizzat kendisidir.” diyerek, bir ömür boyu bu açıklığı sürdürmemizin faydasını ortaya koymuştur.

Bebek, toplumca ağır bir beklenti yükünden ustalıkla sıyrılmıştır. Çünkü beklenti içinde olmanın, onu “taşıdığı değerden yoksun kılacağını” biliyor gibidir. “Mükemmel olma yanılsaması”, taşıdığı esnekliği neredeyse tamamen yok etme gücündedir. Dünyanın insanda oluşturduğu böyle bir duygudan oldukça uzaktadır. Neyse ki şimdilik rahattır!

Ümmi bir zihin yapısı, kök hücrenin taşıdığı bütün tedavi edici unsurlara sahip gibidir. Yenilenme, uyum sağlayabilme ve yeniden anlamak için topluma bir şans daha verme konusunda, oldukça mahir bir potansiyel barındırır. Bebeklik; bilginin yokluğu değil, bilginin henüz yük haline gelmediği bir zaman dilimidir. Ümmi oluş da tam burada, aynı durakta, durur. Ezberden, beklentiden ve yargıdan önce…

Bebek dünyaya dair neredeyse hiçbir şey bilmez, bu sebeple her şeye açık durur. Ümmî bir zihinle benzeşir. Kapalı değil, korunaklıdır. Bu yüzden bebeklik yalnızca biyolojik bir evre değil, insanın zihinsel ve ahlaki olarak tekrar tekrar uğrayabileceği bir imkandır. Belki de insanın olgunluğu, her şeyi bildiğini sandığı yerden değil; yeniden ‘ümmî” olmayı göze alabildiği yerden başlar.