Picture of Oğuzhan Sivri
Oğuzhan Sivri

Yapay zeka, yapay sanat ve kaygılar

A+ A-

Malum, dünyada son iki üç yılın en gündem konusu yapay zekâ. Nereye baksak, neyi dinlesek, neye elimizi atsak bu mefhum ile karşılaşıyoruz. Bir dönem adını seyrek seyrek duyduğumuz, bir masal sandığımız bu şey artık neredeyse hayatımızın bir parçası haline geldi, bu, fazla iddialı bir söylem değil aslında. Teknoloji bizim müdahil olamadığımız süreçlerde gelişen, dönüşen ve bir oldu bitti ile içine çekilip orada hapsolduğumuz bir fenomen halini aldı, özellikle akıllı telefonlar ile birlikte. Akıllı telefonlar ve sosyal medyayı insanlık tarihinin kırılma noktalarından biri olarak değerlendirmek oldukça yerinde. İşte yapay zekâ da bu icatların peşi sıra hayatımıza girerek artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını altını çizerek anlatıyor ve yetmiyor, gösteriyor her önümüze çıktığında. Her alan etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor, fakat, özellikle sanat alanları yapay zekadan en çok dayak yiyenler arasında. Bugün, her ne kadar halen irili ufaklı kusurları olsa bile görsel (resim/fotoğraf), müzik ve film üretebilen, ürettiklerini gördüğümüzde yapay demeye dilimizin varmadığı, gerçek ile yapayın arasını muğlaklaştıran, geleceğe dair daha da endişelendiren bir “dijital büyücü” ile karşı karşıya olduğumuzu kabul etmek gerekiyor. Sanatçılar ne yapacağını şaşırmış vaziyette bu büyücü ile savaşıp onu yenmesi mi gerekiyor yoksa onunla ortak mı olması gerekiyor yoksa ona teslim mi olması gerekiyor sorularını kendilerine sorarken bir yandan her gün yeni gelişmeleri bir korku/gerilim filmi izler gibi takip etmeye devam ediyor. Bir yandan ona bileniyor, çok çalışarak ondan daha iyisini yapabileceğine kendini inandırıyor ve yapıyor da ama konu hız ve üretkenliğe geldiği zaman pes etmenin eşiğine geliyor. Şunu da belirtmek lazım: yapay zekâ konusundaki çalışmalar 1950’li yıllarda başladı, yani bu teknoloji aniden iki yıl içerisinde geliştirilip insanlığa sunulmadı. Bu hikâyenin ironik taraflarından biri de şu: yapay zekâ, insanlığın bugüne kadar hem internet aleminde paylaştıkları veriler hem de geçmişten kalmış, fiziksel halde olup sonradan sayısallaştırılan eserlerden ve izlerden beslenerek bize yeni şeyler üretebilmesidir. Bu işleyişte etik de ayrıca tartışılan ve hatta tartışılması gereken bir meseleyken büyüsüne kapıldığımız bu teknolojiyi izlemek ve kullanmaktan başka bir şey gelmiyor şu an için elimizden. Biraz üstte belirttiğim gibi yapay zekadan en çok etkilenenler de en başta sanatçılar olmuştur.

Bu konu özelinde 2024 yılında İnsanat Sanat Tasarım ve Mimarlık Araştırmaları Dergisinde yazdığım “Yapay Zekâ Çerçevesinde Görsel Sanatların Geleceği” isimli makaleye de göz atabilirsiniz.

YAPAY ZEKA ÇERÇEVESİNDE GÖRSEL SANATLARIN GELECEĞİ – İnsanat Sanat Tasarım ve Mimarlık Araştırmaları Dergisi