Yeniden Büyük Düşünmek/Orta Kaliteli Düşünce Tuzağından Çıkmak…
- Tarih:
Siyasi ancak sevdiğim bir slogan vardı: “Sen Türkiye’sin Büyük Düşün”. Bu sloganı “Sen Türk’sün Büyük Düşün”, “Sen Müslümansın Büyük Düşün”, “Sen Üreticisin Büyük Düşün”, “Sen Çalışansın Büyük Düşün” … şeklinde çoğaltabiliriz. Buradaki temel hedef ‘büyük düşünmek’.
Hatırladığım kadarıyla bu slogan 2009 yerel seçimlerinde kullanılmıştı. Bu büyük düşünce ışığında 2011 yılında ‘2023 Hedefleri’ açıklandı. O hedefler gerçekten ‘Büyük Türkiye’yi inşa ve ihya edecek bir vizyona sahipti, hayata geçirilebilir, gerçekleştirilebilir hedeflerdi. Ancak iç cephedeki kutuplaşmalar, kutuplaşmaya bağlı gerilim ve istenmeyen ve beklenmeyen gelişmeler, dış cephede açılan gerekli gereksiz çatışma ve rekabetler, iyi yönetim ilkelerine uyma noktasındaki zafiyetler, ekonomi yönetimindeki sık değişimler bu hedefleri yakalamaya mani engellerdi.
“Yeniden Büyük Türkiye”, “Yaşanabilir Türkiye”, “Adil Bir Dünya” her zaman ülkemiz siyasetinin özellikle muhafazakâr siyaset yapıcılarının gündeminde olmuştur. Bu hedefler yanlış mıdır, elbette değildir. Bu hedeflere ulaşılabilmiş miyiz, cevap olarak evet demek isterdim ancak üzülerek hayır demek durumunda kalıyorum.
Cumhuriyet kurulduğu günden beri beş yıllık planlar kapsamında, bazen de seçim dönemlerinde ‘büyük Türkiye’ vaadinde bulunulmuş, somut vaatler verilmiştir. İki anahtar vaat edenler bile olmuştur: Bir ev, bir araba anahtarı.
En son ve en somut vaat 2023 hedefleridir. 2 trilyon gayri safi milli hasıla, 25 bin dolar kişi başına düşen milli gelir, 500 milyar dolar ihracat geliri ve dünyanın gelişmiş 10 ülkesinin içinde olma hedefleri vardı. Ekonomiden az çok anlayan biri olarak bu hedefler uçuk, ulaşılamaz, hayali hedefler değildi, diyebiliyorum.
2023 yılının üzerinden iki yıl geçti. Bugün bu hedeflerin neresindeyiz? Türkiye’nin gayri safi milli hasılası yaklaşık 1,4 trilyon dolar. 2025 yılı ihracat beklentimiz 279 milyar dolar. Şişirme itirazlarını saymazsak kişi başına milli gelir 16 bin 700 dolar… Türkiye, dünyanın 17 inci, Avrupa’nın 7 inci büyük ekonomisi.
2023 hedeflerinin uzağında olduğumuzu bu veriler açıkça gösteriyor. Gezi olayları, 15 Temmuz darbe girişimi, Suriye’nin karışması, Rusya-Ukrayna Savaşı… gibi onlarca mazeret sıralayabiliriz ancak maharet odur ki, birçok engele ve maniye rağmen hedefleri yakalamaktır.
Geçmiş geçmişte kaldı. Şimdi yeni bir sayfa açmak lazım. Ancak yeni şeyler söylemek değil yeni şeyler yapmak lazım. Şimdi ‘yeniden büyük düşünmek’ zamanı. Bu hedeflere ulaşılamamasında iktidarın ve ekonomi yönetiminin etkisi nedir, yönetimden kaynaklanmayan kendiliğinden gelişen olumsuz olayların etkisi nedir, bunun muhasebesini yapmak, yeni ufuklara yürümede yol gösterici olabilir.
Mesela, ekonomi bakanları, merkez bankası başkanlarında sık değişiklikler başta olmak üzere ekonomi yönetimindeki değişimlerin, EYT gibi seçim dönemlerinde popülist vaat ve uygulamaların, toplam faktör verimliliğinin zayıf kalmasının, ileri teknoloji ürünlerine yatırım yapılmamasının, yatırım ortamının istenen düzeyde iyileştirilmemesinin, teşviklerin az ve üretimin artmasına olumlu katkı yapmamasının vb. konuların üzerinde derin derin düşünmek gerekir.
Av. Selami Çekmegil’in yıllar önce ‘Kendimizi Tartışmak’ ismiyle kaleme aldığı kitabını okumuştum. Bu kitabın isminden ilham alarak, bugün ‘Yeniden Kendimizi Tartışmak’ durumundayız, diyorum. Nerede hata yapıyoruz? Gazetecilikte 5N1K formülü vardır: Ne, nerede, ne zaman, niçin, nasıl, kim.
Bu formülden yararlanarak birkaç soru soralım. Niçin koyduğumuz hedefleri genellikle yakalayamıyoruz? Neden işe iyi başlıyor, kötü bitiriyoruz? Niçin kendi koyduğumuz planlara uymuyoruz, neden kısa vadeli hedeflerimizde bile yüzde 100’e varan sapmalar oluyor, tahmin yapmasını mı bilmiyoruz? İstikrar, istikbal, istiklal diyoruz ancak niçin bir türlü ekonomik istikrarı yakalayamıyoruz? Kendimizi tartışmaktan korkmamak lazım ki, büyük düşünmenin yolunu açabilelim.
Bugün yeni sorular sormak lazım: Ekonomik krizi nasıl aşabiliriz, siyasal istikrarı nasıl sağlayabiliriz, iç cepheyi nasıl güçlendirebiliriz, düşmanlarımızı nasıl azaltabilir, dostlarımızı nasıl çoğaltabiliriz, ekonomik büyümeyi nasıl sağlayabiliriz?
Ekonomik büyüme demişken bir noktanın altını çizmem gerekiyor. Türkiye, yüzde 2.1, 3.2, 4.8 gibi büyümelerle gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatamaz, dünyanın ilk 10 ülkesinin arasına giremez. O zaman yapılması gereken, Çin gibi yüzde 7,8, 9’larda bir büyüme trendini yakalamak şart. Ekonomik planlarımızı, programlarımızı ve hedeflerimizi buna göre yapmalıyız. Küçük hedeflerle ancak yerimizi koruyabiliriz, bu da bizi tatmin etmez. Yüzde 29’larda seyreden atıl iş gücümüze iş bulamayız, yüzde 8.4’lerdeki işsizimizin derdine derman olamayız.
Hyman George Rickover’e atfedilen bir söz vardır: “Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler kişileri konuşur.”. “Yeniden Büyük Türkiye” hedefini ulaşacaksak “Yeniden Büyük Düşünmek” zorundayız. Bunun içinde siyasetiyle, medyasıyla, sivil toplumuyla, sendikasıyla, strateji merkezleriyle, odalarıyla, birlikleriyle topyekun kişileri konuşmayı, olayları tartışmayı bırakmalı, büyük fikirlerin peşinden koşmalı, mega projeleri hayata geçirmeliyiz…
Sözün özü: Orta kaliteli düşünce tuzağından çıkmalıyız…



