1 Mayıs Bayramını Sabote Etmek
- Tarih:
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlandı. Ancak marjinal grupların ve partilerin patırtı gürültüsünden çalışanların ve sendikaların seslerini duyamadık, taleplerini öğrenemedik.
Bu konuyu tekrar geriye döneceğim. Önce Notlar Dergisi okuyucuları için dünyada ve Türkiye’de 1 Mayısların tarihçesini özetlemek istiyorum.
Çok sayıda işçi ve polisin hayatını kaybettiği, tarihe Haymarket Olayı olarak geçen işçi eylemleri çalışma hayatında yeni bir başlangıç oldu. 1889 yılında alınan kararla 1 Mayıs tüm dünyada İşçi ve Emekçi Bayramı ilan edildi.
İşçi Bayramı, Osmanlı Devleti sınırlarında ilk kez 1911’de Selanik’te, 1912 yılında İstanbul’da kutlandı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Sovyetler Birliği ile dostluk ilişkileri kapsamında Ankara’da 1 Mayıs 1922’de İş Bayramı kutlandı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1 Mayıs 1923’te resmi olarak bayram kutlaması yapıldı.
1924’te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasak getirdi. 1 Mayıs, Takrir-i Sükun yasası ile 1925 yılında yasaklandı. 1935 yılında yeni bir yasayla Bahar ve Çicek Bayramı adıyla kutlanmaya başlandı. Ücretsiz tatil günü ilan edildi.
1976 yılında on yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs Taksim’de kutlandı. 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı’nda yüzbinlerce katılımcı 1 Mayıs kutlaması yaptı. Ancak işçilerin üzerine ateş açılması üzerine 37 işçi hayatını kaybetti. Tarihe kanlı 1 Mayıs olarak geçen olayın arkasındaki güçler halen çıkarılamadı. Maocular yaptı, dendi; derin devlet planladı, dendi; darbe hazırlığı yapan güçler yaptı, dendi; gladyo planladı, dendi. Maalesef bu katliam faili meçhul kaldı.
1978’de yüzbinlerce kişi tarafından Taksim Meydanı’da kutlandı. Ancak 1979’da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul’da mitin yapılmasını izin vermedi. 1980’de 1 Mayıs kutlaması ancak Mersin’de yapılabildi.
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle yönetime el koyan milli Güvenlik Konseyi tarafından tüm gösteri yürüyüşleri ve mitinglerle birlikte 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı. “Bahar ve Çicek Bayramı” resmi tatil günü olmaktan da çıkarıldı.
SSCB’de Mihail Gorboçov 1989-1991 yıllarında Perestroyka-yeniden yapılanma, Glasnost- açıklık politikaları başlatmıştı. Bu politikalar soğuk savaşın sonunu getirmişti. Bu yumuşamanın ve özgürlükçü Turgut Özal’ın demokratikleşme hareketi başlatmasının etkisiyle sendikalarda hareketlenme başladı.
12 Eylül darbesinden sonraki yıllarda 1 Mayıs, gizli toplantılar, kapalı salon etkinlikleriyle kutlandı. Darbeden sonra ilk kitlesel eylem 1991 yılında gerçekleştirildi. 1996’da Taksim Meydanı’nın yasaklı olduğu gerekçesiyle Kadıköy’de düzenlenen 1 Mayıs kutlamaları gerçekleştirildi. Kutlamalarda üç kişi öldü. Kadıköy’de uzun yıllar yasaklı meydan listesine eklendi. 2006 yılında geniş katılımlı Kadıköy’de yeniden kutlandı.
2007 yılında Taksim’de kutlandı. Olaylar çıktı. 2009 yılında hükümet tarafından 1 Mayıs’ın Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması ve tatil olması yasalaştırıldı.
2010 yılında 1 Mayıs tüm işçi ve memur konfederasyonları ortak katılımıyla Taksim’de kutlandı. 2011 ve 2012 yılında da 1 Mayıs’ta kutlandı.
2013 yılında 1 Mayıs’tan 4 ay önce Taksim Yayalaştırma projesi çalışmaları nedeniyle 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin verilmemesi üzerine bazı grupları ile polis arasında çatışmalar yaşandı. O tarihten itibaren Taksim’de 1 Mayıs kutlamak yasak.
2020’den sonra pandemi nedeniyle kutlamalar yapılmadı. Daha sonra cılız kaldı. Konfederasyonlar ortak kutlamayı başaramayınca ayrı ayrı farklı mottolarla ve farklı illerde kutluyorlar.
Bu yıl;
Memur Sen “Paylaşımda Adalet. Dünyada Barış” sloganıyla Çorum’da kutladı.
Türkiye Kamu Sen “Ecdadın İzinde, 1 Mayıs’ta Çanakkale” mottosuyla Çanakkale’den ses verdi.
Hak-İş uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününü “Savaşa Hayır, Birlik, Mücadele ve Dayanışma” parolasıyla Bursa’dan haykırdı.
Türk-İş, serhat şehrimiz Edirne’den “Yüksek vergiye, gelir dağılımı adaletsizliğine, yoksulluğa, pahalılığa, kadına şiddete hayır, örgütlenmeye evet” mesajını verdi.
Disk, Kesk, TMM0B ve TTB’de “Emeğin Hakkı İçin, Adalet İçin, Barış ve Demokrasi İçin 1 Mayıs’a!” sloganıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda miting düzenlediler.
Birleşik Kamu İş, Ankara Tandoğan Meydanı’nda kutlamalara katıldı.
Bütün konfederasyonlar sembolikte olsa belli sayıdaki yönetici ve işçilerle Taksim Meydanı’ndaki anıta çelenk bıraktılar, basın açıklaması yaptılar. Ancak tek başına milletvekili çıkaramayacak kadar marjinal siyasi partiler ile üye sayıları bir elin parmağını geçmeyecek radikal gruplar Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak için polisle çatıştılar, karşı karşıya geldiler. 575 kişi gözaltına alındı, sonra tamamı serbest bırakıldı.
İşte yazının ana özü burası. Ben şahsen bu grupların 1 Mayıs’ı örgüt propagandası için kullandıklarını düşünüyorum. İşçi hakları, alın teri, emeğin talepleri umurlarında değil. Varsa yoksa örgütlerinin reklamını yapmak.. 1 Mayıs kutlamalarını muhafazakar geleneği nedeniyle pek sıcak bakmayan Ak Parti Hükümeti, 2009 yılında demokratik açılım için 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etti ve Taksim’i de mitinglere açmıştı.
Ve 1 Mayıs tarihinde hiç olmayan bir şey oldu. Üç işçi ve üç memur konfederasyonu, Türk-İş, Hak-İş, Disk, Memur-Sen, Kamu Sen ve Kesk 2010 yılında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlama kararı aldı. Bu büyük bir birlik ve dayanışma görüntüsüydü. Sosyalist, milliyetçi, muhafazakar-İslamcı, devletçi konfederasyonlar bir araya gelmişti.
Ancak bu marjinal gurupların sabotesi ile bu birliktelik dağıldı. Bir daha böyle bir geniş kitleri kapsayan kutlama gerçekleştirilemedi. Bu yılda olduğu gibi ayrı ayrı kutlamalar yapıldı.
Bu marjinal, adı sanı bile bilinmeyen gruplar nasıl sabote etmişti; hatırlayalım. 6 büyük konfederasyon Taksim’de yüz binlere toplamıştı. Tam konfederasyon başkanları konuşacaktı ki, bu gruplar eyleme geçti. Dönemin Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’yu saldırdılar. Bayrak ve flama sopalarıyla kürsüye yürüdüler. Konfederasyon başkanlarını pet şişesi yağmuruna tuttular. Kumlu, kürsüyü terk etmek zorunda kaldı. Kürsüyü bu radikal gruplar işgal etti. Konfederasyon başkanları ve milletvekilleri alanı terk etti. Öyle bir azgın bir gruptu ki, Memur Sen Genel Sekreteri ve Sağlık Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar’ı kürsüden attılar, ittiler. Kaçar’ın kolu kırıldı. Sanki kapitalizmin kalelerini fethediyorlar. Emekçilerin kürsüsünü işgal ettiklerinin farkında olmayacak kadar gözü dönmüş gruplardı bunlar. Öyle ki, sendika başkanlarını biber gazını sıkan bu sefer polisler değil sözde emekçilerin sesi olduğunu söyleyen radikal gruplardı.
İşte bu tarihten sonra konfederasyonlar bir daha bu kadar geniş katılımla 1 Mayıs’ı kutlamadılar, kutlayamadılar. 1 Mayıs adı üzerinde emeğin bayramı, barışın bayramı, birlik günü, dayanışma günü, kardeşlik günü. Ancak bu radikal gruplar her dönemde bu birliği, kardeşliği, dayanışmayı perdelemeye, gölgelemeye, zehirlemeye, sabote etmeye başardılar, başarıyorlar.
Elbette toplantı ve gösteri serbestisi olsun. Elbette 1 Mayıs’ta gözaltılar olmasın. Polisle emekçiler karşı karşıya gelmesin. Ancak bu marjinal ve radikal guruplarda sorumluluk sahibi olsunlar. İşçilerin, memurların, çiftçilerin haklı taleplerini gündeme taşımasını perdelemesinler, gölgelemesinler. Bu yılda sayıları binlere bulmayan grupların polisle çatışması akşama kadar medyaya yansıdı. Günlerce hazırlık yapan, büyük emeklerle milyonları alanlara toplayan işçi ve memur konfederasyonlarının gündeme taşıdığı hiçbir sorun ekranlara, sayfalara yansımadı, yansıtılmadı.
Sözün özü; bu marjinal ve radikal gruplar emek hırsızlığı yapıyorlar. Gündemi meşgul ve işgal ederek geniş kitlelerin sesinin duyulmasını engelliyorlar. Umarız, bu tavırlarından vazgeçerler ve Taksim’de tüm konfederasyonların kutlayacağı 1 Mayısları görürüz.




