Picture of Fatih Yılmaz
Fatih Yılmaz

Özel Okulların Özellikleri

A+ A-

Kurumsallaşma, bir sistem sahibi olabilmenin adıdır. Kişiler gelir geçer, sistem işlemeye devam ederse kurumsallaşma sağlanmış demektir. Türkiye’de kurumsallaşmanın gerçekleşemediği alanlardan bir tanesi de özel okullar. Özel okulların çoğunda hala kurucu odaklı bir yönetim anlayışı var. Kararlar kurucuların günlük ruh halleri doğrultusunda alınıyor. Böylelikle yetki karmaşası, bir türlü netleşip oturtulamayan kurallar, işten anlayan, tecrübeli ve gerçekten profesyonel yöneticilerin dışlanması gözlemleniyor. Dolayısıyla öğretmenler sürekli tedirginlik halinde güvensiz bir ortamda çalışmaya devam ediyor.

İşten anlamayan tüccarların, ikili ilişkilerle bir yerlere gelenlerin eğitim yöneticisi olarak çalışması gibi saçma bir örneği başka sektörlerde pek göremezsiniz. Kendi mesleğinde başarılı olsa bile eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan, insan kaynağı yönetiminden anlamayan, kandırılmaya müsait, uydum akıllı yöneticilerin elinde oyuncağa dönen eğitim kurumlarının sayısı oldukça fazla. Klasik eğitim öğretim metotlarının dışına çıkamayan bu anlayış, bir takım taktiklerle belli bir kitlenin evlatlarının kaydını almaktan başka bir başarıya sahip olamıyor.

Bu düzelmez, akıllanmaz anlayış genelde öğrenci memnuniyetini, akademik ya da sosyal başarının önüne koyuyor. Veli kaybetmeme adına belli bir disiplin kültürü geliştiremiyor. Eğitim öğretim süreçlerinin vazgeçilmez ama bir o kadar sert gerçeklerini yumuşatmak zorunda kalıyor. Bu durumun mağduru yine öğretmenler, öğrenciler ve veliler oluyor.

Burada temel sorun yine dönüp dolaşıp liyakatsiz yöneticilere geliyor. Özel okulların birçoğunda belli bir strateji ve vizyon sahibi yöneticilerden çok okulda ortaya çıkan krizleri çözen, velileri idare eden, kayıt peşinde koşan, tahsilatlarla ilgilenen yöneticiler boy gösteriyor. Oysa iyi bir okul yöneticisinin pedagoji, liderlik, insan ve insan kaynağı yönetimi gibi yeteneklere sahip olması gerekir. Kolektif çalışma kültürüne hâkim, zamanın ruhunu okuyabilen, yeni nesli tanıyan, onlarla iletişim kurabilen, stratejik planlama yapabilen, kayıt ve nakit odaklı olmayan, modern bir eğitim öğretim kültürü inşa edebilen, karakter sahibi bir duruşu olması gerekir. Bu özelliklerin yerini, yöneticilerle yakınlık ve samimiyet, üslerine olan sadakat, uzun yıllardır kurumda bulunma avantajı, siyasi manevra kabiliyeti ve dile getirmeye bile çekindiğimiz gayri ahlaki özellikler aldığında güzelim eğitim kurumları birilerinin ego savaşları verdiği cenk meydanlarına dönüşüyor.

Bütün bu sorunlar öğretmen değişimi hızını artırıyor. Aşırı iş yükü karşılığı düşük maaş, sürekli yüksek performans baskısı, yöneticilerden gerekli desteği, ilgi ve alakayı, anlayış ve takdiri görememe sorunu öğretmenleri içinden çıkılamaz bir tükenmişlik sendromuna itiyor.

Öğretmenlerin sürekli değiştiği özel okullarda doğal olarak bir eğitim öğretim kültürü ve okulun kendine has bir karakter gelişimi oluşmuyor. Öğrenci ve öğretmen aidiyeti oluşmuyor. Haliyle eğitim öğretim standartları da aşağı yönlü ilerliyor. Şüphesiz bir okulun kalitesini belirleyen en temel özelliklerden biri öğretmen istikrarıdır.

Özel okul yöneticilerinin velileri birer müşteri olarak görmesini, okulun ise eğitim öğretim kurumu değil de hizmet sağlayan ve para kazanılan bir işletme olarak görülmesini diğer sorunlardan sayabiliriz. Bu yaklaşım öğretmenlerin itibarının azalmasına, okulda asgari disiplin kurallarının dahi uygulanmamasına, öğrenci sınırlarının asla belirlenememesine sebep oluyor.

Bazı özel okulların aşırı derecede akademik başarı odaklı olup öğrencilerde kaygı, öğretmenlerde baskı oluşturması okulda sadece stresli, dengesiz bir hava oluşturuyor. Ya da bazı özel okulların akademik başarıdan yoksun olup, göstermelik ve sloganik cümlelerle sözde özel okulculuk yapması ise milli servetin hebasından, yanlış yetiştirilen öğrencilerden, pişmanlık yüklenen velilerden ve stres topuna dönüşen öğretmenler ordusu oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu okullarının genel özelliği, spordan, sanattan, ahlâktan, düşünme ve yorumlama becerisinden, çağın ruhundan ve yetkinliklerinden, karakter gelişiminden yoksun çocuklar yetiştirmesi.

Özetle, neden var olduğunu bilmeyen, eğitim öğretim felsefesi olmayan, nasıl bir insan yetiştirdiğinin farkında olmayan, kültür sanattan bihaber, sosyal medyada çok güçlü görünebilen ama esasen içi boş olan, öğretmen kalitesi oluşturamayan, istikrarsız ve sağlam bir kurum kültürü oluşturamayan özel okulların aslında hiçbir özelliği ve özgünlüğü yoktur.

Özel okul yönetmek, bir kültür geliştirmektir, bir strateji sahibi olmak, öğrenciyi veliyi tanıyıp özel hamleler geliştirmektir. Birebir çalışmalar yapmak, renk renk, ses ses, duyarak ve hissederek ilerlemektir. Uydurma hayalleri pazarlamak değil apaçık gerçekleri konuşmak, şeffaf ve samimi olabilmektir. Kısaca özel okul yönetmek, birçok özel okulun bugünkü izledikleri yola asla girmemek, girdiyseniz de o yoldan hızla ayrılmak demektir. Samimiyetle, özveri ile emek veren özel okulları ve yöneticilerini tenzih ederim.