Picture of Rukiye Balçın
Rukiye Balçın

Mesafenin Yakınlığı

A+ A-

İnsanlık, tarih boyunca birbirine yaklaşmak ve aradaki mesafeleri kısaltmak için hep bir arayış içinde oldu. Bunun için çeşitli icatlar yaptı; ömrünü bu çalışmalara adayıp, yıllarını feda edenler oldu. Yolları kısaltmak adına devasa tüneller açıldı; gemileri, bilinmeyen dünyaların özlemiyle meçhul kıyılara demirledi. İnsanoğlu, içindeki o bitmek bilmeyen merak ve özlem duygusuyla uçaklara binip en ulaşılmaz topraklara kanat açtı. Böylece mesafeleri aşmak, zamanla zorlayıcı bir kolaylığa dönüştü. Tabii bu dönüşüm, sadece fiziki sınırlarla da kalmadı; uzakları yakın etmek, artık oturduğumuz yerden kalkmadan bile mümkün hale geldi.

Dünyanın en ücra köşesinde yaşananlardan, yanı başımızda olmuş gibi anında haberdar olmaya başladık. Öyle ki uzaklara olan merakımız, bize yanımızda olanlara merakımızı ve hassasiyetimizi kaybettirdi. Teknoloji bizi dünyaya yaklaştırırken, yakınımızdan uzaklaştırmaya başladı. Dünyanın öbür ucundaki insanın anlık sevincine ve üzüntüsüne dahil olurken; aynı mahalleyi paylaştığımız, aynı apartmanı, aynı iş yerini paylaştığımız insanlardan uzak kaldık. Bir adım daha ileriye gidersek aynı sofrada oturduğumuz insanlarla bile aramıza görünmeyen duvarlar ördük.

Dijital dünyanın bize sunduğu sahte yakınlık, insani ve toplumsal bağlarımızı adım adım kopardı. Eskiden insan, merak ve özlem duygusuyla haber almayı sabırla beklerken içindeki hisleri büyütür, derinleştirirdi. Şimdi ise o bekleme zamanı yok. Belki de bu yüzden hislerimiz hızla köreldi. Oysa duygusal yakınlığın, fiziksel uzaklığı aştığı zamanlar vardı. Mesafeler çok uzaktı ama hissedilen duygular aynıydı. Anadolu’nun ince ve zarif mektuplaşma geleneğini hatırlarsınız. Mektup haberleşme aracı olmanın üzerinde bir anlam taşıyordu çoğu zaman. Hasret taşıyordu, sevinç taşıyordu, keder taşıyordu, bazen bir çocuk müjdesi taşıyordu, kelimelerin yetersiz kaldığı duyguları taşıyordu. Seçilen zarfın renginde bile bir anlam vardı. Ucu yanmış bir kâğıdın ve o is kokusunun verdiği duygu yoğunluğunu şu an hiçbir emoji ve söz karşı tarafın kalbine dokundurmaz.

Eskiden mesafeler ne kadar uzak olursa olsun, sevdiklerimiz hep bir adım ötemizde gibiydi. Şimdi ise en yakınlarımız bile uzağımızda kaldı; onları birer ekranın arkasına hapsettik. Öyle ki seslerini duymayı bile erteler olduk. Artık uzaklık fiziki mesafe olmanın ötesine geçti.  Bir araya gelip yakınlaştığımız bayramlarımızı bile tatile dönüştürerek, büyükler ve küçükler arasındaki olması gereken aidiyet bağına ve aile olmanın değer bilincine yabancılaşmaya başladık. Sonra vefasızlıktan, yalnızlıktan ve geçmişe olan özlem den dem vurduk.

Fiziki mesafeleri aşmadaki maharetimizi, duygusal mesafeleri aşmak için kullanmıyoruz.  İşte bu yüzden, yolları ne kadar kısaltırsak  kısaltalım, aramızdaki mesafenin kısalması için çaba göstermediğimiz sürece hep biraz uzak, hep biraz gurbette kalacağız.