Picture of Ayhan Ünal
Ayhan Ünal

İmkanlar Ve Tuzaklar: Dikkatimiz Nerede?

A+ A-

Büyüklerimizden sıklıkla duyduğum ve sizlerin de duyduğuna emin olduğum bir ifade var: “Benim zamanında bu imkanlar olsaydı, şunları yapardım şu kadar ilerlerdim.” Bu cümlelerde kaçırılan bir nokta var. Sanki bilgiye erişim tek başına bir başarı garantisiymiş gibi konuşuluyor. Bugün tüm insanlık tarihinin bilgisi cebimizde duruyor. Peki sorun ne? Sorun aynı cepte bizi o bilgiden koparacak yüzlerce bildirimin, kısa videonun ve bir sonraki içeriğin de bekliyor olması. Yani bugünün “imkânı”, aynı zamanda bugünün en büyük dikkat dağıtıcısı. Eski kuşaklar bu tuzağı hesaba katmadan iddialarda bulunuyorlar. Bugünün gençleri imkanlar içinde yüzüyor gibi görünüyor. Ama her an dikkatlerini emmek üzere tasarlanmış tehditler de bir o kadar etraflarını sarmış durumda… Dikkat sorunları konusunda uzmanlaşan Profesör Joel Nigg, şu an dikkate zararlı bir kültürün içinde yaşadığımızı söylüyor. Yani sorun kaçınılması kolay birkaç şeyden ibaret değil, çok daha sistemsel…

Dikkatimize neler oldu?

Üniversite öğrencilerinin ortalama altmış beş saniyede bir meşgul oldukları şeyden başka bir şeye geçtikleri görülmekte… Tek bir şeye odaklanarak geçirdikleri sürenin medyanı on dokuz saniye… Sürenin kısa olması kendi başına durumu gösteriyor gibi görünebilir ancak dahası da var. Dikkatimiz dağıldığında aynı odaklanma durumuna geri dönmemiz ortalama yirmi üç dakika sürüyor.

Bunun nedenini tek başına “zeka” ile ya da “irade zayıflığı” açıklayamayız. Bildirimler, sonsuz kaydırma tasarımları, algoritmaların bizi platformda tutmak için sürekli yenilenmesi. Hepsi işin içinde… Adeta dikkatimizi daha önemli şeylerden alıkoymaya çalışan onlarca düşman var. Sonsuz kaydırmanın mucidi Aza Raskin bile bunu itiraf ederek endişesini dile getiriyor. Hesaplamalarına göre her gün dünyada 200.000 insan ömrü kadar zaman sonsuz kaydırmaya heba ediliyor.

Dikkatimiz dağılmıyor sadece, dikkatimiz sistemli bir şekilde parçalanıyor. Ve bu durum yetişkinler için bile zorlayıcıyken, beyni henüz gelişim aşamasında olan çocuklar için çok daha kritik bir hal alıyor.

Önlemler: “Pür Dikkat”

İşin güzel tarafı, bu meselenin artık sadece ebeveyn sohbetlerinde veya sosyal medya paylaşımlarında değil, kurumsal düzeyde de bir sorun olarak görülmesi. Millî Eğitim Bakanlığı, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla “PürDikkat” adında bir dijital öğrenme etkinliği geliştirdi. Bu uygulama, öğrencilerin seçici dikkat, sürdürülebilir dikkat, çalışma belleği, planlama ve tepki kontrolü gibi becerilerini kademeli görevlerle desteklemeyi hedefliyor. EBA’daki Özel Eğitim Materyal Platformu üzerinden erişilebilen uygulama, öğrencinin bu alanlardaki gelişimini de izlenebilir kılıyor.

Bunun anlamı şu: dikkat süresinin azalması artık bireysel bir şikâyet değil, eğitim sisteminin doğrudan müdahale etmeye çalıştığı bir alan haline geldi. Bakanlığın Türkiye’de ilk kez “dikkat becerisi” için pedagojik temelli ayrı bir dijital araç geliştirmesi, meselenin ne kadar ciddiye alındığının açık bir göstergesi.

Dijital detoks çözüm mü?

Ekran süresini takip etmek… Bildirimleri kapatmak… Sosyal medya hesabını dondurmak… Bunları düzenli aralıklarla bizzat deneyimleyen biri olarak olumlu etkilerinden söz etmem mümkün. Uyku kalitemin artması, detoks öncesine göre bir iş üzerinde sıkılmadan daha uzun süre devam edebilmem gibi… Johann Hari de “Çalınan Dikkat” kitabında bu deneyimine değiniyor ancak bireysel detoksun yeterli olmadığını ve kalıcı çözüm için teknoloji devlerine karşı kolektif bir uyanışın gerekliliğine vurgu yapıyor. Çünkü karşımızda, bizi piyasaya sürdükleri uygulamalarda daha uzun süre tutmaya odaklanmış bir mühendis ordusu bulunmakta. Tek başımıza direnmemiz pek olası görünmüyor.

Peki bundan ne çıkarmalı?

Nostaljik “eskiden daha iyiydi” söylemine kapılmadan, ama meseleyi de küçümsemeden ele almak gerekiyor. Evet, bugünün çocukları tarihin en zengin bilgi kaynağına sahip. Ama aynı zamanda tarihin en agresif dikkat dağıtma mekanizmalarıyla da büyüyorlar. Bu ikisi bir arada var oluyor ve birini görüp diğerini yok saymak, meseleyi anlamamak demek.

Belki de yapılması gereken, “bizim zamanımızda” nostaljisi yerine, bugünün çocuklarının hangi ortamda büyüdüğünü gerçekten anlamak. Ekran süresini tamamen yasaklamak değil mesele; dikkatin nasıl çalıştığını, nasıl yorulduğunu ve nasıl yeniden inşa edilebileceğini bilmek. PürDikkat gibi girişimler bunun bir parçası. Ama asıl değişim, evde, okulda, günlük rutinlerde dikkate gerçekten değer veren küçük alışkanlıklardan geçiyor — bir seferde tek işe odaklanmak, bildirimleri susturmak, “boşluğa” tahammül edebilmek gibi.

Çünkü mesele sadece “daha uzun süre ekrana bakabilmek” değil. Mesele, bir düşünceyi sonuna kadar takip edebilmek, bir kitabı bitirebilmek, bir problemi vazgeçmeden çözebilmek. Ve bu hem çocuklar hem de yetişkinler için, artık üzerinde bilinçli çalışılması gereken bir beceri.

Sistem böyle ise ebeveynler ne yapabilir?

Bunun için ebeveynlerin atabileceği küçük ama etkili adımlar var. Öncelikle çocukların sürekli bölünen bir dikkat ortamında yaşamalarını normal kabul etmemek gerekiyor. Yemek saatlerinde telefonların bir kenara bırakılması, ders çalışırken bildirimlerin kapatılması, evde günün belirli zamanlarının ekransız geçirilmesi gibi basit kurallar bile dikkatin yeniden güçlenmesine katkı sağlayabilir.

Diğer önemli nokta ise model olmaktır. Çocuklar söylenenlerden çok gördüklerini öğrenirler. Sürekli telefonuna bakan bir ebeveynin çocuğundan uzun süre kitap okumasını beklemek gerçekçi değildir. Dikkate değer veren bir ev ortamı oluşturmak, çoğu zaman kurallardan daha etkilidir.

Çocukların can sıkılmasına da biraz izin vermek gerekir. Günümüzde en küçük boşluk bile bir ekranla dolduruluyor. Oysa zihnin dinlenmesi, hayal kurması ve kendi kendine oyun üretmesi dikkat gelişiminin önemli parçalarından biridir. Her boş anı içerikle doldurmak yerine, zaman zaman sessizliğe ve sıkılmaya alan açmak çocukların bilişsel gelişimine katkı sağlayabilir.

“Bu yazdıkların kolay, gel bir de bizim çocuğa anlat” diyebilirsiniz, ancak bu vazgeçilmemesi gereken oldukça kritik bir konu…Sizler kararlı olursanız onlar da bunu alışkanlığa dönüştürmeye eğilimli olacaklardır. Evet!… Çocuk yetiştirmek hiçbir zaman kolay olmadı ama artık sorun, çocuğunuzun mahallenin yaramaz çocuğundan kötü alışkanlıklar edinmesinden çok daha karmaşık… Bu yüzden bugün koruduğumuz şey sadece çocuklarımızın dikkati değil, aslında gelecekleridir…