Picture of Necmettin Evci
Necmettin Evci

Önlüklü veya Önlüksüz

A+ A-

-Öğretmenler çocuklarımıza kötü örnek olmamalıdır-

Millî Eğitim Bakanlığının 2026-2027 eğitim-öğretim yılı genelgesinde öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının önlük giymesine yönelik yaptığı düzenlemeye kıyafet konusu tekrar gündeme gelmiştir.

Biliyorsunuz, ben bu tarz konulara girmiyorum. Girmeyişim tartışan tarafların niyet ve amaçlarının kültürümüz içinde karşılığı olmayan saçmalığındandır. Sadece okullarda değil, kadın veya erkek, toplumun her alanında genel olarak nasıl giyinmelidir? Bu soruya muhatap olmak bile insanın canını sıkıyor. Neden mi? Eşek kadar adamlarsınız nerede nasıl giyineceğinizi, nerede nasıl giyinmeyeceğinizi bilemiyor musunuz? İşimiz gücümüz yok sizin dangalaklığınızla mı uğraşalım?

Bu toplumun binlerce yıldır süren bir kültürü, bırakınız bu kültürü bütün bir insanlığın kadim, köklü anlayışı var. İnsan giyinmeyle amaçlanan sınırlara riayet ederek, dürüstçe, ahlaklıca giyinir. Esas olan giyinmektir; giyinmemek değildir. Sanırım bizim gündemimize zorla dürtülmeye(!) çalışılan çıplaklığa ses çıkarılmamasıdır. Saçmalık burada başlıyor. Birçoğumuzun yatakta bile giymeye hicap ettiği kıyafetlerle sokaklara fırlıyorlar. En mahrem yerlerini teşhir etmekten, körpe duyguları tahrik etmekten başka hiçbir numaralarıyla kendilerini fark ettiremiyorlar. İşi sapınç noktasına getiren, bu rezaletten zevk alınması! Evet rezalet. A kızım, a kuzum eğer bir topluma, bir kültüre aitsen kendini bilgiyle, ilimle, ahlakınla belirgin ve değerli kıl. Sahip olduğun donanımla kişilik, kimlik, benlik ve elbette önem kazan. Değilse değersizliğinden dolayı kimsenin dönüp yüzüne bakmadığı varlığını sadece ilgi çeken acayipliklerle, daha çok da çıplaklıkla görünür kılmaya çalışma. Böyle bayağı şeylere ne gerek var? Bu bayağılıkla nasıl bir insani özellik ve güzellik kazanıyorsun?

Görünür olmak için olmadık şaklabanlıklar yapmak, görülmeyen veya gösterecek bir değeri olmayanların sefil zavallılığıdır. Devlet ve toplum tarafından gereken tedbir alınmadığı için bu tür olumsuzluklar toplumu bir salgın gibi işgal etmiştir. Çıplaklığın ulu orta yaygınlaşması ve medya organları tarafından özendirilmesi, ülke ve millet varlığımızı yok etmeyi amaçlayan en tehlikeli saldırıdır. Bu böyledir. Bu tehlike karşısında özgürlük, müsamaha gibi boş laflarla avunamaz, kendimizi kandıramayız. Gençlerimizi, çocuklarımızı bu mikrop saçan objelerden korumak gerekir. Çünkü çocuklarımız geleceğimizdir. Onları boşluğun ahlaksız uçurumuna veya ahlaksızlığın uçurum olan boşluğuna atamayız.

Ancak gel gör ki, bu tehlikeye karşı çocuklarımızı korumak durumunda olan kimi öğretmenler (maalesef bazı öğretmenler) bu necasetin failleriyse o zaman ne olacak? İşte o zaman iş vahim. Hayır, milli eğilimlere uygun olmakla anlam ve önem kazanan milli eğitim kurumlarında böyle bir sorumsuzluk olamaz, olmamalı. Milli eğitim, milli değerlere, milli ruha, milli ahlaka, inanca aykırı olamaz, olmamalı. Meseleyi dolandırmadan konuşalım: Hususen kimi bayan öğretmenler, toplumun kabul sınırlarını aşan tarzda neredeyse çıplak ve teşhirci bir durumla girdikleri derste öğrenciler, veliler ve okul yönetimi nezdinde tepkiye, infiale sebep olmuşlar. Milli eğitim de kıyafet özgürlüğü sebebiyle bunlara bir işlem yapamıyor veya yapmamış. Hayır, burada kıyafet özgürlüğünü kullanma hakkı yoktur. Konu çarpıtılmasın. Kimse kimsenin eteğine, pantolonuna, ceketine karışmıyor, karışmasın. Bize dayatılmak istenen çıplaklıktır, çıplaklığın kabulüdür. Bunu kabul edemeyiz. Hele çıplaklığa örnek olması gereken öğretmenler tarafından tenezzül edilmesi asla kabul edemeyiz. Tahammüle mecbur bırakılan çocukların olgunlaşmaları fena hasar almakta, psikolojileri bozulmaktadır.

Sadece okullarımızda değil, hiçbir yerde, kamuya açık hiçbir yerde bu ifsada müsamaha edilmemelidir. Bu insanlığı korumak için şarttır. Şimdi ben bunları söyleyince birileri hop oturup hop kalkarak özgürlükten, özgür dünyadan dem vuracak. Yalan söylüyorlar. Hiçbir özgür dünyanın hiçbir eğitim kurumunda bu saçmalığa izin verilmez. Sadece İngiltere’deki uygulamalara bakınız yeter. Ben şimdi bu konuya girmek istemem. İşte bu yanlış gidişin önünü almak için Bakanlık önlük genelgesi yayınladı. Doğru mu? Değil, Amaç hasıl olur mu? Olmaz. Neden? Kadın yarın boyu basenlerinde bir önlükle gelirse ne yapacaksın? Önlüğün ölçülerini tanımlasan ayrı bir dava. Çözüm, milli değerlere aykırı, genel kabul görmüş sınırlar dışına çıkmadan, isteyenin istediğini giymesidir. Yani özgürlük sorumsuzluk olarak yorumlanmamalıdır. Hiçbir yerde özgürlük sorumsuzluk olarak anlaşılmaz. Bilakis (özellikle Kant’ın üzerinde durduğu gibi) ahlak ve düşünceyle birlikte anlam kazanır. Ama bizde özgürlük, kimi soytarılar tarafından yozlaştırmanın, çürütmenin aracı olarak kullanıldığı için, donla ortalıkta dolanma iğrençliği, özgürlük olarak mı yorumlanır? Hayır, o felsefi, psikolojik, sosyolojik yorumlama yetenek ve kudreti bunlarda nerede? Anlamını bile bilmedikleri çağdaşlık, özgürlük gibi kelimelere bir de Atatürkçülüğü eklediler mi her haltı karıştıracaklarını sanıyorlar. Sonunda değersizlikle büyüttükleri değerleri, gelip rakı içme ve çıplak dolaşma bayağılığında ideolojik olgunluğuna erişiyor. Aferin size, ancak bu kadar olan sizden de bu beklenirdi.

Uzattım. Sonuç olarak, hiç önlük mönlük gibi çözümlere gerek yok. Milli eğitimde genel ahlak ve anlayışa muğayir giyinenler hakkında soruşturma açılmalı, milli eğitimin amaç, ruh ve felsefesine uymayan davranışlarından dolayı kulaklarından tutulup atılmalıdır. Bunu hem çocuklarımızı korumak, hem eğitimin ve öğretmenin saygınlığını artırmak için yapmalı.