Picture of Osman Ünlü
Osman Ünlü

Ateşlenme Önemli

A+ A-

Psikoloji dediğimiz bilim daha çok ruhsal bir alanı ilgilendirmekle beraber temeli tamamen biyoloji ile ilgilidir. Düşünce yapımızdaki değişimler aslında biyolojik olarak nöronlarımızda oluşan değişimlerden ibarettir. Muhteşem ötesi bir şey.  Mesela biyoloji ve psikolojinin tam ortasında duran bir kural vardır. Hebb kuralı; Birlikte ateşlenen nöronlar, birbirlerine bağlanırlar.

Bir nöron diğerini sürekli ve tekrar eden bir şekilde uyardığında, aradaki iletişim yolu daha verimli hale gelir. Birden fazla nöron bu işi yaptığında iletişim yolu patika iken otobana dönüşür ve tamamen kalıcı hale döner. Yani edinilen bir bilgi ateşlenmenin çokluğu ve tekrarın sıklığı oranında kalıcı hale gelir. Zamanla bilgi iken kültüre dönüşür. Kültür zamanla sağlam bir inanca evrilir. Çocuğumuzu yetiştirirken veya öğrencimizi bir noktadan diğer noktaya taşırken ne kadar zorlanıyoruz. Hatta başaramamanın ızdırabını yaşıyoruz.

Teklif ettiğim bir davranış modelini çocuğum sadece benden duydu ise bir nöron diğer bir nöronu bir kez ateşlemiş gibi oluyor. 86 milyar nörondan bir tanesi. Duymakla beraber o davranışı bende görüyor ise birkaç nöron birkaç kez ateşleniyor. Çocuk biraz ikna oluyor gibi. Fakat ortam o kadar farklı ateşlemelere maruz ki bizim ateş sönük kalıyor. Bu durum sadece çocuklar için geçerli değil. İnsan kendini bile bir davranışa ikna etmesi için çok ateşlemelere ihtiyaç duyuyor. Hele ki mesaj o anki toplumda olmayan bir şey ise.

Peygamber efendimiz (sav) toplumdan uzaklaşıp kendini dağlara vurduğu anlarda Alemlerin Rabbi tarafından ilahi mesaja muhatap edildi. Yani müthiş bir ateşleme yapıldı. Efendimiz sav koşa koşa eve geldi ve korkudan yatağına sığındı. Artık o anda ne düşündü bilmiyoruz. Acaba hayal mi gördüğünü düşündü, yoksa cinlendiğini mi düşündü bilmiyorum.  Sonra Hz. Hatice annemiz onunla konuştu biraz ikna etti, sonra Varaka bin Nevfel ile görüştü. Ağaçlar taşlar onun peygamberliğini müjdeledi.  Zamanla yeni ortama ve yeni duruma alıştı. Belki şöyle diyebiliriz. Bunların hepsi ateşleme idi. Resulullah önce kendini tebliğ yaptı.

İlk Müslümanların kıymeti de buradan gelir. Az bir ateşlenme ile yaşam tarzlarını tamamen değiştirdiler. Daha sonra gelenler zaten her yerden ateş aldılar. O nedenle onların İslam’a bağlılıkları kendiliğinden oldu. Günümüzde de durum aynı. Çocuklarımıza teklif ettiğimiz hayat tarzını çocuğun benimseyebilmesi için hem tek seferden çok fazla hem de sürekli tekrar eden ateşlemeler gerekli.

Ferdiyetçiliğin zirve yaptığı günümüzde her yerden ateş almanın pek imkânı kalmadı. Bugün için ancak cemaatler dediğimiz toplumsal kurumlar, fertler arasında sinaps benzeri bağlar oluşturup kuvvetli iletişim hatları ile kültür ve inanç transferine imkân tanımaktadır. Böyle bir tespit yapınca, keşke bütün toplumun fertleri birer cemaat üyesi olsa diyesi geliyor insanın. Ama burada da bir konuya dikkat çekmek gerekiyor. Bir İslami cemaat bulunduğu toplumun bir parçası olup olmamak ile ilgili sorunlar yaşıyor.

Çok kestirme bir açıklama yapmak gerekirse toplumdan kendini soyutlanmış her cemaat, her dernek, her sivil toplum kuruluşunun akıbeti bir bedende oluşan ur’a dönüşmektir. Yani cemaat toplumdan hiç kopmamalı, sürekli iletişimde olmalı sosyal bağlarını sürekli aktif tutmalı. En basit örneği zekât paraları toplandığı zaman bunun dağıtımı cemaat içinde kalmamalı, bulunduğu toplumun her muhtaç derdine ulaştırmaya çalışmalı. Hakeza diğer çalışmaları da bu şekilde.

Halka hizmet, Hakka hizmet düsturundaki Halk toplumun bütününü oluşturmalı.

Diğer türlü ne mi oluyor?

Olup bitenler hepimizin gözü önünde oluyor vesselam.