Picture of Mehmet Aycı
Mehmet Aycı

Benim Fasulyelerim

A+ A-

Bahçenin içine çadır kurmuştuk. Dedemden kalan evimizin üst katı yıkılmış, yeniden yapılıyordu. Babamın kulağının arkasında kurşun kalem olurdu. Bir marangoz kadar ustaydı babam, bir duvar ustası kadar ustaydı. Takıntılı değildi ama elinden çıkan iş düzgün olurdu. Babam damdan düştü, eğeleri kırıldı. Düştüğü günü hatırlamıyorum. Onu çadırın içinde yer yatağında hatırlıyorum. Yatarken bile şapkasının başında olduğunu hatırlıyorum.

Çadırın önündeki kara erik ağacına asılı kepçeler vardı, kendimi parmak çocuk gibi hayal eder, küçültür, o kepçenin içine oturur, sallanırdım. Bahçe genelde gece sulanırdı. Gece ay ışığında karıkların suları parlardı. Parmak çocuk daha da küçülür karığın başından sonuna yüzerdi. Çalılardan sarkan fasulyeler, ben senden daha uzunum diye böbürlenirdi. Fasulyelerin yüzüne yüzme bilmediklerini söylerdim.

Kuru genç ardıç ağaçlarından oluşan asma direklerinin (çoturum) budaklarına asılan at kafası iskeletleri de fosforlu gibi parlardı. O atları canlı halde hayal eder, kafalarını değiştirirdim. Kafaları bazen iskelet olurdu. Atımızın ve katırımızın kafatasını da iskelet halinde düşünür, hemen bu düşüncemden vazgeçer, hatta hayal ettiğim iskelet kafalı atlar görüntüsünü de aklımdan siler, onlara yeleleri yere değen boyunlar, alınlarının ortasında ayna tekeri kadar beyazlık olan kafalar eklerdim.

Hemen bahçenin dibindeki dereden kurbağa sesleri, başka böceklerin sesleri, su sesleri, gecenin uğultusu farklı bir ses deresi oluştururdu. Bahçeyle mezarlığın arasından geçen yoldan gece al karılarının geçtiğini, kara yılanların akıp dereye indiğini, anlatılan cin hikayelerindeki cinlerin kendi hikayelerini dinlemek için bahçe çitine yaslandıklarını düşünür, ürperirdim.

Bazen çadırda, çadırının önünde, yer yataklarında herkes uyurdu. Ben dışarıda yatıyorsam yıldızları seyreder kayan yıldızları aklımdan yakalar, onları eski yerlerine koyadım.

Bir şeyin olmasını istediğimde hemen olmasını isterdim. Meyvelerin ve sebzelerin hemen olgunlaşmasını/yetmesini, babamın hemen iyileşmesini, evimizin hemen bitmesini ister, ertesi gün uyandığımda her şeyin istediğim gibi olacağını düşünerek uykuya dalardım.

Çocuk aceleciliğidir belki, bütün çocuklarda vardır.

Babamlar atla bahçeyi sürüp, karıklayarak bahçeyi ektikleri zaman ben de bahçenin öbür köşesindeki yaşlı incir ağacının dibine fasulye ektim. Karığı kendim açtım, fasulyeleri diktim. O gün sayısız kez, toprağı açarak fasulyeler ışkınlamış mı diye baktığımı hatırlıyorum.

Babam, böyle yaparsam fasulyenin asla bitmeyeceğini, asla yeşermeyeceğini söylediği zaman ise her gün açıp bakarak baktım.

Diğer fasulyeler çıktı, benim fasulyelerim hep aynı kaldı. Onları rahat bırakmamıştım.

Bir gece düşümde ektiğim fasulyelerin önce derenin kenarındaki koca çınar gibi uzadığını, uzanan fasulyelerin çınarın tepe dallarından yükselip, yaylayı da geçip yıldızlara uzandığını, sonra fasulye yapraklarının yıldıza dönüştüğünü. Düşümü Koca Ana’ma anlattım.

Koca anam düşümün güzel olduğunu söyledi. Avcuma şeker mi koydu yoksa üzüm kurusu mu şimdi hatırlamıyorum.

O gün bir gece olsun aynı düşü göreyim diye havanın kararmasını iple çektim.