Picture of Fatih Dikmen
Fatih Dikmen

Bilinçli Okuma Ve Çevirinin Önemi

A+ A-

Okumak, hepimizin gün içinde yaptığı sıradan bir iş gibi görünse de bazılarımız için sıra dışı bir etkinlik haline gelebilmektedir. Çünkü insanoğlu yapmaya karar verdiği her eylemi istemli veya istemsiz şekilde gerçekleştirir. Yerden alınan bir kalem, bir kişinin yürürken bir şarkıyı mırıldanması, aniden dikkatimizi çeken bir kuş sesi veyahut bir bardak çayı yudumlamak, bunların hepsi her gün yaşadığımız durumlara birer örnek olsa da zihnimizde kalıcı olarak yer alabilen bazı etkileşimler bizi çevremize karşı duyarlı ve anlaşılır hale getirebilir.

Bu etkileşimlerden birisi de şüphesiz biz insanoğluna ilk emir olarak bildirilen okumaktır! Çünkü doğru yapılan bir okuma zihnimizi tazelemekle kalmaz aynı zamanda her gün yaşadığımız aşırı yorucu temponun zihnimize yüklediği kirliliği de temizleyerek bize harika bir nefes alma ortamı sağlar. Ancak bu tamamen bilinçli bir okuma ile gerçekleşebilir. Sıradan bir gazete haberi yada magazinsel bir dergiden elde edeceğimiz anlamsız bilgiler aksine bu durumu tersine çevirecektir. Çünkü sıradanlığı aşmanın yolu sıra dışı yolları aramaktan geçer.

Bu sıra dışılık, bazı eylemleri hayata geçirebilmek için tehlikeli enstrümanları zaruri kılma zorbalığını gösterse de okuma eylemi için tehlikeden hayli uzak ve masum bir çehreye bürünür.  Peki sıra dışı bir okuma nasıl olabilir? Nereden başlamalı? Kimi okumalı? Peki neden? Zihnimizi kurcalayan bu karmaşık soruların arasında doğru seçimi yapabilmek için elimize büyüteci alarak zihnimizin duyarlı isteklerine göz atmamız gerekecektir.

Dışarıdan bakan bir göz, bir okuyucunun tercihlerini tamamen kendi dünyasına yönelik subjektif bir yorumlama gibi algılayabilir. Ancak yakından ve dikkatle bakıldığında durum bilinçli bir okuyucu için tamamen farklıdır. Bilinçli bir okuyucu edebiyat dünyasının en uç noktalarına da gidebilir veya tam ortasında da bulunabilir. Bu tamamen onun tercihlerindeki nedenselliğinde yatan bir durumla bağdaşır.

Edebiyat dünyasının neresinde olduğumuzdan çok orada neden olduğunuzu sorguladığınız zaman sıradanlığı bir kenara bırakıp, sıra dışı bir yaklaşımın ilk adımını attığınızı bilmelisiniz. Evet, bilinçli bir okuyucu olmanın ilk adımı neden sorusu ile başlar. Bir şeyin nedenini öğrenmeniz aslında zihninizle yaptığınız müzakerenin size bir yansımasından başka bir şey değildir. Bu soru günümüz insanının çoğu zaman sormaktan kaçındığı ve görmezden geldiği bir fiil olarak yorumlanabilir.

Ancak bilinçli bir okuyucu, bu soruyu kendine sorduğunda zihnindeki çoğu kapıyı da aralar. Mesela bir kişi neden Don Quiote’ u yada Sefiller’i okur? Merak ettiği için mi, popüler olduğu için mi yoksa tamamen farklı bir tercih sebebi mi? Neden Balzac’ın o bohem hayatını yansıttığı bin bir karakterler arasında kendini kaybettikten sonra bulmak ister? Ya da Manzoni’nin orta çağdaki yozlaşmış ve bozuk düzeni anlattığı eserlerindeki dünyanın, zamanımızla neredeyse pek farkı olmadığını görebilmek için mi? 

Aslında bu sorulardaki cevabın yarısı okunan eser ve bize sunuluş biçimi ile alakalı iken, diğer yarısı da zihnimizde bir yerlerde saklıdır. Çünkü okunan eser ve zihin birbirini tamamlayan iki elmanın yarısı gibidir. Birbiriyle olan iletişimleri çok önemlidir. Bilinçli bir okuyucuda nedensellik yetisi haricinde kendisinde bulunan ikinci bir özellik de eserle zihinsel bağlantıya geçebilmesi ve sürekli bir diyalog halinde olabilmesidir. Bu tıpkı bir telefon konuşmasında olduğu gibi karşı tarafın bizi duyduğu ve bizim de onu duyarak karşılıklı bir diyalog halinde olmaya benzer. Karşılıklı olmayan bir diyalog boşu boşuna zaman kaybından başka bir şey olamaz. Bu diyaloğu eser ve okuyucuya sağlıklı bir şekilde sağlayan şey de eserin bizlere sunuluş şekli yani çevirisidir!

Bilinçli bir okuyucuyu birazcık yemek yemeyi seven birisine benzetebiliriz. Yemek yemeyi seven bir kişi yemeğin nasıl ve kim tarafından yapıldığını merak eder ve bunu araştırır. Ünlü şefler veya ünlü bestekarlar nasıl eserlerini ortaya çıkarırken titizlikle çalışıyorlarsa aynı durum edebiyat eserlerinin bizlere sunuluş şeklinde görülür. Bir çeviri ne kadar titizlikle yapılırsa tıpkı temiz ellerden çıkan bir yemek gibi lezzetli olur ve zihnimiz için son derece doyurucu nitelikleri de bünyesinde barındırır.

İşte tam burada zihninizin tat almaya başladığı yerde durun ve bekleyin. Elinizde tuttuğunuz esere tekrar bakın, eğer onunla gerçekten bir diyalog halinde olduğunuz eserden gözleriniz vasıtasıyla zihninize yansıyorsa çok doğru bir tercih yapmışsınız demektir.  Ancak bu diyalog eserden zihninize geçemiyorsa veya sayısız denemeler sonucunda zihniniz esere ulaşamıyorsa buradaki sorunu okuduğunuz eserden ziyade size sunuluş biçiminde yani çevirisinde ve çeviri kalitesinde aramanız gerekmektedir.

Bilinçli bir okuyucu bunun sağlamasını aynı eseri farklı şekillerde yorumlanan çevirilerde bulabilir, tıpkı bir yemeğin bambaşka ellerden çıkması gibi edebi eserin de usta ellerden zihinlere ulaşması incelikle ve titiz bir çalışmayla mümkün olur ve zihniniz size sanki bir şifa gibi gelen bir eseri bulduğunuzda bunun titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu hemen kavrar.

Sağlıklı ve doğru bir çeviri hem eserin inceliklerini hem de eserde sunulan dünyayı zihnimize olduğu gibi aktaracağı için, bilinçli bir okuyucuda bulunması gereken üçüncü nitelik olan seçiciliğin de normalden daha üst bir seviyede olması gerekmektedir. Bu nitelik hem bizlere keyifli bir okuma sağlarken aynı zamanda eserdeki dünyanın kapılarını bizlere açarak zihnimize doğru bir şekilde yansıtma imkanını sunar.

Aynı eserin farklı kalitedeki birden fazla çevirisi sizleri çok farklı dünyalara taşıyacağı gibi sanki çok kaygan ve bozuk bir zemindeymişsiniz hissiyatını zihninize ve bilinçaltınıza göndererek daha sonraki zamanlarda yapacağınız ileri seviye okumalar konusundaki tercihlerinizi gölgede bırakabilir. Bu doğrultuda yaptığınız tercihlerin doğru bir karar olduğundan emin olmak için zihninizle eser arasında geçen diyalogdaki satır aralarını gözden geçirmelisiniz. Eğer zihninizde akıcı bir diyalog eşliğinde güzel bir dünya tasviri de varsa tebrikler, bu yaptığınız seçimin doğruluğunu ispatlar niteliktedir.

Sözün özü, okumalıyız! Evet ama bu okuma belirli bir bilinçle yapılmadığı takdirde sadece bir zaman kaybından başka bir şey olmayacağı gibi, zihninizi soyut anlamda yoran ve edebiyat dünyasına karşı daha tavırlı bir hale getiren boş bir eylemden başka bir şeye dönüşmeyecektir. Bu doğrultuda yapacağımız her edebi seçimi tıpkı lezzetli bir yemek seçimi gibi düşünerek öncesinde yapmamız gereken kontrolleri bilinçli bir okuyucu olarak aklımızdan çıkarmamalı ve güzel bir yemek için ne yapıyorsak zihnimizi doyurmak için de aynı titizliği göstermeliyiz. Çünkü sadece dolu bir mide ve boş zihin ancak başkaları tarafından kullanılan bir aygıta dönüşecektir. Zihinlerinin başkalarının elinde kirli bir kumanda olmak istemeyen bilinçli okuyucular için bu konu hayati önem arz etmektedir.

Siz sevgili okuyuculara sağlıklı ve güzel okumalar dilerim..!