Bir Dikkat Biçimi Olarak Hediye
- Tarih:
Hediye; hayata ve hayatı oluşturanlara duyulan teşekkürün bir nişanesidir. Hediye olarak verilen nesne de hediye verilen kişi bağlamında değerli sayılmış olur. Hediye; yaşamın bir bölümüne karşı kişinin normalden fazla ilgili olduğunu gösteren, önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir. Oluşan bu değer verme hadisesini yansıtması ve tekrar görüldüğü zaman da hissedilen ilgiyi hatırlatması amacıyla hediye, kendisinden yardım alınan bir öğe olarak da değerlendirilebilir.
Hediye; insanın içinde çok derin katmanlara kadar dokunabilen esrarlı bir güce sahiptir. Zamanında yapılmış olan bir ihmalin giderilmesine ve bir kayıp sebebiyle hissedilen üzüntünün tedavisine yardımcı olması için de hediyeyi, kişiye uzatılan bir el olarak değerlendirebiliriz. Çünkü hediye, onarır ve tedavi eder.
Hediye, daha önce açılan bir yarayı sarmaya yardımcı olur. Yerine göre yaranın, daha fazla derinleşmesini önleyebilir. Kişinin yarasının; dış etkilerden muhafaza edilmesi bağlamında, tedavisine yardımcı olur. Böylelikle yara, daha hızlı iyileşmiş olur.
Hediyeleşmenin Odağı
Hediyeleşirken odak seçimi, çok önemlidir. Bu doğrultuda hedef bazen bir insan, bazen de bir kurum olabilir. Kimi zaman ise, odakta hediyenin bizzat kendisi bulunur. Hediye veriyorsanız; hediye vereceğiniz kişiyi ya da kurumu, normalin üzerinde bir değerde görüyorsunuzdur.
Bu durumda ise kişinin veya kurumun, sizin için ifade ettiği anlamı; kelimelerin tek başına taşımakta ve karşı tarafa yansıtmakta yetersiz kalacağını düşünüyorsunuzdur. Bu sebeple, bir nesneden yardım alırsınız. Çünkü o nesne; kelimelerin taşıyamayacağı ağırlığı, tek başına taşıyabilecektir.
İfadelerin yetersiz kaldığı böylesi bir iletişimi, hediyeleşmek kolaylaştırabilir. Sözcüklerin yapamadığını, iyi düşünülmüş bir hediye ile başarmak mümkün olabilir. Muhatabınızla aranızdaki iletişimin, bu vesileyle perçinleneceğini düşünürsünüz.
Bazen de hediyenin değeri, onu alan kişiden bağımsız bir biçimde oluşur. Çünkü bazı nesneler, taşımak istedikleri manayı başka hiçbir eşya gibi taşımazlar. Bunun için o kişiye veya kuruma; mutlaka o hediyenin verilmesi gerekiyordur. Bu durumda hediye, taşınan manayı tek başına üstlenir. Çünkü taşınmak istenen mananın başka bir eşya ile temini, mümkün görülmemektedir.
Kişiyi, hediyenin zamanına veya mekânına götürmek ister. Bu yönüyle sıradan bir eşyadan ayrılır ve bir eşyadan beklenmeyecek bir güce sahip olduğunu gösterir.

Hediye ve Sorumluluğun Yükü
* Hediyeyi veren el, alan elden üstün kabul edilir. Bu yönüyle; hediyeyi verene bir sorumluluk yüklenmektedir. Çünkü hediyeyi tespit etme ve hediyenin verileceği yönü gözetme yükü, ancak bir sorumlulukla açıklanabilecektir.
* Hediye; aktif bir zihin gerektirir. Veren elin ait olduğu zihin, vereceği hediye için sürekli arayışta olmalıdır. Hem hediyeyle ilgilenmeli hem de hediye vereceği kişiyi veya kurumu takip ederek uygun zamanı gözetmelidir.
* Hediyeyi veren, araştırmalarından doğan bilgisini eyleme dönüştürebilecek kudrete de sahip olabilmelidir. Gereken kudrete sahip değilse de olmak için mücadele etmelidir.
* Hediyenin zamanı, iyi gözetilmelidir. Zamanın gözetilmesinden maksat; hediyenin anlamını muhafaza etmeye çalışmak ve muhatabını incitmeyecek bir iklimin oluşmasını temin etmektir.
* İyi bir hediye, karşı hediyeyi mecbur bırakmamalıdır. Hediye, karşılık görmek için verilmemelidir. Böylesi, açık bir ticaret olur. Bu karşılığın, mutluluk ve şükran olmamasına bile dikkat edilmelidir.
* Hediyeleşmek, her şeyden önce bir idman ve sezgi gerektirir. Atılan adım, düşünülen hediye ve seçilen zaman yanlış olabilir. Zaman, muhatap ve hediyedeki renkler bir araya geldiğinde, ortaya çıkan manzara hiç de mutluluk verici olmayabilir. Bu bilinmezleri bir araya getirirken yaşanılan başarısızlık, şimdiliktir.
Tecrübe edilen başarısızlığı, faydalı bir kazanım olarak değerlendirmek gerekir.
* Hediye, bir anlamda da varlık teyidi gibidir. “Seni tanıyorum. Değerini biliyor, varlığını önemsiyorum. Benim için önemlisin.” mesajı, iletilmek isteniyordur.
Hediyeleşmek, bu mesajı dile dökmeden ifade etmenin önemli bir yoludur. Bu nedenle, iyi planlanmış bir hediyenin her iki tarafı da mutlu etmesi sebepsiz değildir.
* Hediye, çok boyutludur. Sadece bir nesneye indirgenemeyecek ve onunla doldurulamayacak bir değeri simgeler. İyi seçilmiş bir hediye, gözün görebileceği herhangi bir şey olmanın ötesine geçer.
* Hediye, bir ilişki biçimi olarak da hissedilir. Verende de alanda da bu yönde bir mantık oluşturmayı arzu etmektedir.
* Hediye, takdim edenin hayatında bir anlamı oluşturmalı ki verilenin hayatında da bir anlam oluştursun. Anlam oluşturmanın yanında bir de faydaya sebep olursa, çok daha esaslı bir hediye olur.
* Yapmak için yapılan işler gibi, hediye verirken sıradan davranılan ve özellikle hazırlanan kocaman paketler, aslında bir anlam ifade etmemektedir.
Wilhelm Schmid, “Hediye Vermek ve Hediye Almak Üzerine” isimli kitabında şöyle der: “Hediye vermekte cömert olmak iyi fikirdir. En nihayet bir defa da tasarruf etmek yerine büyük bir şeyler verdiğim için pek gururluydum. Aldığım karşılık gayet kısa ve sadeydi: ‘Buket ne kadar büyükse, vicdanın o kadar lekeli demektir!’ Ağzım açık kalakalmıştım. Tek bir laf söyleyemedim, çünkü doğruydu!”
İnsan hediye hazırlarken, kendisinde daha önce oluşan gurur, düşüncesizlik ve hodkâmlık gibi bir boşluğu doldurmaya çalışır. Hayatı yaşarken oluşturduğumuz ihmal ne kadar büyükse, hediyemizi oluştururken hazırladığımız paket de o kadar büyük oluyor.
Çocuğumuzu sabah uyandırma şeklimiz, gün içinde onunla bir defa dışarıda yuvarlanmayı ihmal edişimiz, koskoca bir hafta geçmesine rağmen komşumuzla apartman girişinde bile denk gelmeye çabalamamamız çok şey anlatıyor. Günler geçmesine rağmen aile büyüklerimizden esirgediğimiz bir selâm bile, içimizde oluşan boşluğu haykırmaya yetiyor.
Aristoteles, arkadaşlığı üç grupta değerlendirmektedir: “Bunlardan ilki; en sığ ve en bayağı olanı olarak, herkesin haz ekseninde bir araya geldiği zevk arkadaşlığıdır. İkinci olarak; insanların karşılıklı olarak birbirlerinden elde etmeyi düşündükleri çıkar üzerine kurulan arkadaşlıktır. Son olarak; hakiki arkadaşlıktır. Ötekinin faydası uğruna, kendi hakkından feragat etmeyi önceler. Hakiki arkadaşlık, bir sevinç hediyesidir.”
Sevginin ve ilginin hediye edilmesi gerçekten de sürekli aktif olacak bir zihin idmanıdır. Pratik bir irade, gözetici bir kalp, eksik gideren bir akıl ve veren el olmanın mahcubiyetini taşıyan bir yürek ister. Çünkü insan, bir başkasının kalbinde yer açabildiği kadardır. Rainer Maria Rilke: “Muhataba hasredilecek bir dikkat, sunulabilecek en kıymetli hediyelerden biridir.” diyerek, güzelliğin kokusunun daha hissedilir olmasına yardım etmiştir.
Belki de insanın karşısındakine verebileceği en büyük hediye; pahalı, büyük ya da gösterişli olan değildir. Asıl hediye; muhatabının varlığını fark eden bir dikkat, eksikliğini hissettiren bir yokluk, incitmekten sakınan bir özen ve zamanı geldiğinde uzatılabilen samimi bir eldir. Çünkü insan, çoğu zaman kendisine verilen eşyanın kendisini değil; o eşyanın içine yerleştirilmiş dikkati, düşünülmüş olmayı ve hatırlanmayı muhafaza eder. Bu yönüyle hediye, bir nesneden çok daha fazlasıdır.
İnsanın başka bir insanın hayatında “Sen benim için önemlisin.” diyebilmesinin en sessiz ve en güçlü yollarından biridir. Özdemir Asaf, ne de güzel söylemiş: “Bir insanı sevmekle başlar her şey.”




