Böyle Var Olamazsın Yok Hükmündesin
- Tarih:
Var mısınız?
Ne demek var mısınız? Etiyle, kanıyla, kalıbıyla, sözüyle, cüssesiyle; yetmezse makamıyla, rütbesiyle, forsuyla, imajıyla, itibarıyla karşınızda duran insana bu soruyu sormak insanın kendini yadsıması gibi değil midir?
Burada inkâr kelimesini kullanmayışım daha ağır, derinlikli dinî anlamı muhtevi olmasındandır.
Siz bunlarla mı, böyle mi varsınız? Var oluşunuzu, sahip olduğunuz maddi, nesnel değerlere mi isnat ediyorsunuz? Bu markalı olduğunu her fırsatta hissettirdiğiniz elbiseleriniz, hatırlatmaya çalıştığınız bürokratik konumunuz, araya koyduğunuz kademeler, mesafeler; sekreteriniz, belki korumalarınız, makam aracınız hani şu insan taşıyan parıltılı gaz tenekesi!… Arka sağ koltuğa kurulduğunuzda keyfinize, cakanıza diyecek olmayan. Vay be ben neymişim yahu! Sen neymişsin be abi! Bunlarla mı varsınız? Ruhunuzun, şuurunuzun derinliğinde esasen hep bunlarla var olmak vardı. Bunlarsız yaşamak yokluğu, yoksulluğunuzu büyütüyordu. Yarım kalmış duygular bir ukde olarak içinizde büyüyor, eşek kadar olduğunuz şu sözde olgunluk döneminde de sizi rahat bırakmıyordu. Bunlarsız var olduğunuz zaman, yoksunluğun derin boşluğu oyulmuştu içinize; bir uçurum gibi. Yoksul, eksik yanınızla bunlara imrenip durmuştunuz. İşin tuhafı şimdi ele geçirdiğinizi sandığınız bu mebzul zerzevatla sözüm ona yoksul yanınızı gidermek, eksik yanınızı tamamlamak istiyorsunuz. İstiyorsunuz ama bu yaşama biçimine uygun bir kültür ortamından gelmediğiniz için hanzoluğunuz, sığlığınız, hiçliğiniz, değersizliğiniz sizi her defasında ele veriyor. Gülünçlükleriniz üzerinizden akıyor da farkında değilsiniz. Zorlama nezaketler, yapmacık biliyor gözükme rolleri sahteliğinizi gizlemeye yetmiyor. Öyle kişiliksiz, öyle sahte oluyorsunuz.

Biliyor musunuz bu halinizle ot geldiniz saman gideceksiniz. Değer diye bütün bu ıvır zıvırları edindiniz. Doğrusu bu ıvır zıvırlardan başka da değeriniz yoktur. Fıkra bu ya, Timur bir gün hamamda göbek taşında ısınırken, aklına düşen Hoca’yı çağırtmış. Öfke insana neler yaptırıyor! Adamları gidip apar topar Hoca’yı getirmişler, çıkarmışlar hükümdarın karşısına.
“Hoca” diye sormuş Timur
“Senin gözünde benim değerim nedir?”
Hoca şöyle bir bakmış, ölçüp biçmiş “Altı yedi akçe civarında” demiş.
“Sadece şu üzerimdeki peştamal o kadar eder”
“Ben de peştamala değer biçtim zaten”
Hocanın verdiği cevap, değer yanılsaması içinde olan, hele hele az önce sıraladığımız para pul, mevki makam cinsinden değersiz kıymetlerle var olan insanlar için daha çok geçerli. Evet sizin değeriniz, sadece değer verdiklerinizin değersizliği kadardır. Hele o değersizliklerle gerçek değeri elde etmeye çalışmak, ilim, bilim, sanat, din, düşünce gibi alanlarda kıymet sahibi olduğunu sanmak daha feci bir durumdur. Niçin mi? Hakikat nezdinde bütün bu geçici ve boş olanlarla varoluşunuzu anlamlı, donanımlı kılamazsınız da onun için. Olsa olsa boş benliğinizin süfli arzularını acemi bir yansıtmayla gizlersiniz. Yani insanları aldatırsınız. Aslında bir numaranızın olmadığını en iyi kendiniz biliyorsunuz. Bu anlamda geçek manada var olmadığınızı. Yalandan, palavradan varsınız. Palavralarınızla, üçüncü sınıf çapulcu yöntemleriniz veya kasaba politikacılığınızla varlığınızı kanıtlamaya çalışıyorsunuz. Veya bulunduğunuz veya kullanmak için hep fırsat kolladığınız, menfaatiniz için onlara ait gözüktüğünüz çevrenize aldırmaksızın yaşamanın nimetlerinden daha fazla istifade etmenin hazzını yaşıyorsunuz.
Siz bizim gözümüzde 6-7 akçelik adamsınız, o kadar.
İnsana anlam, önem ve şeref bahşeden aklımıza, ruhumuza, benliğimize gelince bütün bu nesnel yönelişlerinizin, şan şöhret budalalığının oradaki boşluktan kaynaklandığı açık. İşin tuhaf, işin aşağılık yanı, o boşluğu gizlemek için arkadaşlarına yanlış, yalan söylüyorsun. Yalandan bir adamsın. Şaka gibi adamsın vesselam. Esasen sen yoksun. Daha namuslu ifadeyle saygı duyulacak bir benliğin, kimliğin, kişiliğin, saygı duyulacak bir çizgin yok. İyi de bunca müktesebat, bunca laf ne olacak? Bir şey olacağı yok. Hep gizli emeller doğrultusunda çıkarını gözettin. Bunun için en yakınlarını istismar ettin. Onlara şirin, sempatik gözükmeye çalıştın. Onların sözünü büyük bir laf ebeliğiyle evirip çevirip, futbol terimiyle ortada top çevirdin. Hesapların için ilk fırsatta omuzlarına basıp yükseldiğin insanlara omuz vurdun, kenara itmeye çalıştın. Kapıları kapattın. Sen zaten açmayı değil, kapatmayı bilirsin. Hayatta olduklarında yapmaya, söylemeye asla cüret edemeyeceğin haltları, şimdi onlar yokken yapmaya kalkıştın, kalkışıyorsun. Dosyan kabarık.
Böyle var olamazsın.
Var mısın?
Bana göre yoksun.
Bana göre olmadın, olamayacaksın.
Yok hükmündesin.




