Picture of Muhammet İkbal Küçükkösen
Muhammet İkbal Küçükkösen

“ÇARPIŞMA” ’20 DAKİKAMI GERİ VER’

A+ A-

Konusu farklı, hikayesi güçlü bir film ararken rastladım Changing Lanes “Çarpışma” filmine. Önce filmin ismi dikkatimi çekti. Kaderin rastlantısal bazı olaylara bağlı sonuçlarını izleyeceğim hissini uyandırıyordu ismiyle. Filmin 2002 yılında çekilmiş olması beni daha da heyecanlandırdı. O yıllarda çekilen filmlerin lezzetini hala alamıyorum. Birisi beni etkileyen bir film sorduğunda ya da izlediğim en iyi filmleri sıralarken kendimi o yıllarda çekilmiş iyi projeleri sayarken buluyorum; Seven, The Shawshank Redemption gibi. Bu düşünceler beklentimi de yükseltti. Amerika’nın o yıllardaki şahşahalı görüntüsünün, temposunun, kalabalığının ve ritminin resmedilerek gösterildiği ilk sahnelerde o filmlerin aklımda yer edişini daha net anımsamıştım.

Changing Lanes; genç, yakışıklı ve büyük bir hukuk firmasında avukat olan Gavin Black ile hayatının zor bir döneminden geçen 2 çocuk babası Doyle Gipson’un ilginç bir şekilde yollarının kesişmesiyle başladı. Gavin, geç kaldığı duruşmasına yetişmek için yoğun trafikte yol almaya çalışırken başka bir şeritte çocuklarını görme hakkını alabilmek için mahkemeye gitmeye çalışan Doyle’ın arabasına çarpması sonucu seyirciyi geren bir sahneyle başlamıştı Çarpışma. Kariyerinin zirvesine çıkmaya çalışan Gavin ile uçurumun kenarında kalmış ve yaşama tutunmaya çalışan Doyle’nin kazası, aynı yere giden fakat farkında olmadan birbirini engelleyen bir kaza ile sonrasında yaşanacak olay örgüsünün bir kesişmesiydi bu kaza. Filmin ismi ve henüz başlarken yaşananlarla bu çarpışmanın iki adamın hayatını etkileyecek bir karşılaşma olduğunu hissettirmişti daha ilk sahneden.

Kaza sonrası birbirine oldukça nezaketli davranan iki karakter Gavin’e mahkemeden beklendiği iletilen bir telefon almasıyla bozulur. Doyle sadece bu durumu olması gerektiği gibi yapalım polisi çağıralım dese de Gavin’in aracında bir şey olmaması onu bencil bir davranışın içine sürükler. Doyle kendisinin de acil işi olduğunu ve arabası kullanılamaz halde olduğu için onu da almasını rica etse de Gavin’in “Gelecek sefere şanslı ol” diyerek oradan uzaklaşması hiç şüphesiz seyirci olarak beni de üzdü. Birbirinden habersiz aynı yere gittiklerini seyirci olarak biliyor olmamız ve Doyle’nin yağmurun altında ıslanıp duruşmaya yetişememesi de seyirciyi haklının yanına çekivermişti.

Hayattan bir kesit gibiydi bu sahne. Aslında olaylar karşısında nasıl tepki verdiğimiz bizi biz yapan en önemli değerlerden birisi. Hayatta bazen Gavin bazen de Doyle durumunda kaldığımız olmuştur. Her şeyin üst üste kötü gittiği bir zamanda bile başımıza gelen olumsuz bir duruma karşı vakur bir duruş sergilemek ya da her şey yolundayken bile kişisel hırslarımızdan dolayı hata yapmaya müsait oluşumuz.

Gavin’in duruşmaya yetişmesinin üzerine vekaletnameyi bulamaması bir anda işleri karışık hale getirir. Kaza yerinde çek yazarken kullandığı evraklar artık bir başına bıraktığı Doyle’dedir. Hâkimin Gavin’e vekaletnameye ulaşması için kaza yaptığı adamı aramasını söylemesi, köşeye sıkışan avukatı yalan söylemeye yöneltir. Hata başka bir hatayı doğurmuştur ve bu ne ilk ne de son olacaktır.  Gavin gün sonuna kadar o vekaletmeyi bulmak zorundadır.

Doyle ise mahkemeye geç kaldığı için çocukların velayetini kaybeder. Hâkimin ona “Senin haricinde herkes zamanında buradaydı. Bir tek sen gelmedin. Bu benim evliliğim olsaydı zamanında burda olurum.” sözleri zaten yıkılmış olan Doyle için fazlasıyla ağırdı. Onun için gün kötü başlayıp kötü devam ediyordu. Mahkeme salonundan çıkar çıkmaz elindeki belgeleri ve vekaletnameyi çöpe atarak yağan yağmurun altında ıslanmaya başladı Doyle. Yağmur ağlıyor gibi üzerine damlıyor onun gözyaşları ise yere damlıyordu.

Ağlamak rahmettir, kimi zaman merhamettir. İnsanın yaşadığı yoğun duygular sonucu içinde biriktirdiklerini dışa aktarmasıdır. Sahi ağlamanın iyi bir kalple ilgisi olabilir mi? Zira kararmış bir kalp hangi olay karşısında ağlayabilir ki!

Bir yanda yağmur altında ıslanan Doyle, bir yanda arabanın içine sığınmış ve kazada hatalı olduğunu düşünen Gavin. Yollarının bir daha kesişmesiyle heyecanlanan Gavin çöküntü yaşayan Doyle’ye vekaletnameyi sorunca Doyle; “Bana zamanımı geri verebilir misin bana 20 dakikamı geri verebilir misin” der. Vekaletnameyi çöpe attığını söyler ve yoluna devam eder. Ne kadar gerçek ve geri dönüşü olmayan bir replik. Zaman geri alamadığımız, ya da geriye saramadığımız mutlak bir gerçek. Zaman belki de ömürden daha gerçek.

2. kez zor durum karşısında kalan Gavin yine bu durumu kötüye kullanmaya meyleder. Önce sahte bir vekaletname hazırlamayı düşünür, sonra patronlarına duruşmanın çok güzel geçtiği yalanını söyler. Haksızlık, merhametsizlik ve yalana bulaşan Gavin’in sonraki kötülük hamlesi seyirci tarafından merak uyandırır.

İnsan bu sahnede iyilik ve kötülüğün tabiatını sorguluyor. Her insan şüphesiz hataya, günaha ya da yanlışa meyledebiliyor. İlla kötü bir davranış kişinin kötü olduğunu da doğrulamaz fakat yaptığı davranışlarda süreklilik onun ruhunu yansıtıyor diyebiliriz. İnsan özünde neyi taşıyorsa dışarı onu veriyor. Seyirci içinde çarpışma filminin kırılma noktası Gavin’in sürekli kötülüğe meylederken Doyle’nin iyilikten hiç ayrılmaması. Doyle için ne kadar kötü bir zaman geçirilse ve haksızlığa da uğrasa günün sonunda birinin zor durumda kalması iyi insan için yardım edilesi bir mesele. Bu kişi ona haksızlık eden kişi dahi olsa.   

Olacaklardan habersiz Doyle ise içinde bulunduğu acıya rağmen vekaletnameye tekrar çöpten bulur ve çıkarır. Gavin’e ulaşamayınca ona mesaj bırakır vekaletnamenin kendisinde olduğunu anlaması için, “Gelecek sefere daha şanslı ol” yazılı bir mesaj gönderir. Bu mesajı yanlış anlayan Gavin bir adam tutarak yasa dışı yollarla Doyle’yi tehdit eder. Çocuklarının velayeti için alacağı evin kredisi iptal ettirir ve dahası onu çocukları üzerinden tedirgin ederek okulda yanlış hareketlerde bulunmasını sağlar.

Gözaltına alındığında onun yalnızlığını izleyici olarak hissediyorduk. Hem zor bir süreçten geçiyor hem de yalnızdı. Özellikle eşinin söylediği: “Böyle trajik olaylar hep senin başına geliyor.  Ve senin yanında olduğum sürece benimde başıma geliyor.” sözleri bıçak gibi yaralıyordu. Artık pes eden Doyle: “Tanrım bana değiştiremediklerimi kabul etme gücü ver.” diye yalvarır.

Sonuç olarak Çarpışma (Changing Lanes) iyi ve kötü üzerine keskin çizgiler çekip seyirciyi doğrular ve yanlışlar üzerine düşündürüyor. Çarpışma, modern toplumun sürüklediği ahlak kuramlarının yıkılışı üzerine güzel bir film izletiyor. Konusu itibariyle sıradanlıktan kurtulamasada, oyuncular Samuel Jackson’ın devleştiği, Ben Affleck’in kendini ispat ettiği performansı ve psikolojik alt yapısı ile seyir zevki yüksek bir film.