Çocuk, Okul ve Aile
- Tarih:
Önümüzdeki günlerde yaz döneminin dağınık, düzensiz, verimsiz günleri geride kalacak. Okulların açılmasına yakın yatma ve kalkma saatleri düzene girmeye başladı. Hazırlıklar aile ekonomilerinin el verdiği kadarıyla devam ediyor. Kademe geçişlerinde olan ailelerin okul arayışları, özel okullarda çözüm arayanlar, öğretmen araştıranlar derken tam bir curcuna havasındayız.
Ara sınıflardaki öğrencilerin stresi daha az olsa gerek. Anaokuluna, ilkokula ya da ortaokula başlayanlar, liseye geçenler ve hatta lise hayatı için şehir değiştirme durumunda olanların durumu çok daha başka. Kısacası her evde, öğrencilerin durumuna göre farklı bir atmosfer hâkim. Anne babalar bir taraftan okula hazırlık zorlukları ile boğuşsa da diğer taraftan tekrar düzenli hayata geçmenin getireceği keyfi iple çekiyor.
Ekonomik açıdan zorda olan aileler için ise durum çok başka. Nereden bakarsanız bakın bunaltıcı ve üzücü bir dönem. Hem ekonomik hem de psikolojik zorluklarla dolu. Bitmeyen masraflar, çocukların yaş grubuna göre karşılaması zor istekleri, yapılması gerekenler ile gerçekler arasında geçen can sıkıcı bir çıkmaz sokağa girmiş gibi.
Türkiye’de eğitim ne kadar ücretsiz?
Evet Türkiye’de devlet okullarında eğitim ücretsiz. Bir çocuğun standart masrafları dışında okuluna, öğretmenine, sınıfına göre değişen masrafları da var. Bazı okullarda belki de haklı sebeplerle el altından toplanan aidatlar, bağışlar var. Bir çocuğun başarılı olması için artık gidilmesi gereken kurslar, alınması gereken özel dersler, çözülmesi gereken test kitapları var. Yani eğitim öğretim öyle bir noktaya geldi ki, artık ekonomik açıdan darda olan ailelerin çocukları ile imkânı olan ailelerin çocukları aynı şartlarda hayata ve sınavlara hazırlanamıyor. Bir test kitabının 400-500 liralara satıldığını düşünürsek, mücadelenin ne kadar zor olduğunu anlamak çok da zor olmasa gerek.

Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcamaları aylık ortalama 36 bin lira. Yani bir çocuğun sadece yemesi içmesi 9 bin lira. Bir çocuğun okula hazırlık maliyeti de ortalama 9-10 bin lira. Bu maliyetler hem beslenme hem de okula hazırlık açısından çok da kapsamlı değil. Yani biraz daha iyisi, kalitelisi, lezzetlisi dediğinizde bir çocuğun okula başlama ayındaki maliyeti 25-30 bin lira gibi düşünülebilir. Gerisini siz düşünün.
Eğitimde ne kadar fırsat eşitliği var?
Artık sadece çocuğun zeki, çalışkan ve gayretli olması yeterli olmuyor. Ailesinin ekonomik durumu, yaşadıkları bölge, gidebildikleri okullar çocukların eğitim hayatını çok etkiliyor. Hatta aynı sınıftaki çocuklar arasında bile önemli farklar olabiliyor. Bazı çocukların kendi odaları, her türlü teknik imkânları varken bazıları ise ancak temel okul masraflarını karşılayabiliyor. Sadece özel ders alabilme imkânı olan çocuklarla diğerleri arasında bile ciddi farklar olduğunu söyleyebiliriz.
Sistem öyle bir noktaya geldi ki, artık imkânı olmayan öğrencilerin imkânı olanlarla yarışabilme şansı yok denecek kadar az. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında bu sorun nereye doğru evrilecek onu da zamanla hep birlikte göreceğiz.
Maarif model mantık olarak çok iyi duruyor. Yani öğrencilerin sadece sınava değil aynı zamanda hayata hazırlanması çok değerli. Bilgiye ulaşmanın önemini yitirdiği bir dönemde farklı becerilerin, değerlerin, sosyal ve duygusal gelişimin ele alınması çok önemli. Çocuklarımızın matematik problemlerini çözmesi, sınavlarda başarılı olması önemli ama aynı zamanda kendine güvenmeleri, kendilerini ifade etmeleri, iletişim becerilerine sahip olmaları da önemli.
Teknik olarak her şey yolunda gibi gözükse de sahada işler biraz karışık gibi. Öğretmenler tam olarak ne yapacağını bilmiyor. Bazı öğretmenler yeni modeli çok beğenirken, bazıları eleştirel yaklaşıyor. Kimileri de kendilerine göre hibrit bir model geliştirmişler bile. Neler olacak, hep birlikte göreceğiz.
Çocuklarımızın dünyasının ne kadar farkındayız?
Bugün çocuklarımız geçmiş dönemlere göre çok daha fazla uyaranlı bir dünyada yaşıyor. Dijital dünyanın karanlık hakimiyeti, sosyal medya mecralarında ve oyunlardaki bilinmezlikler, hızla akan ve değişen gündemler gibi sorunların arasında ayrıca kendisinden beklenenlerle mücadele eden çocuklarımızın belki de biraz olsun anlaşılmaya ihtiyacı olabilir.
Çocuklarımızla ne kadar ilgileniyoruz, onları ne kadar dinliyoruz, onları gerçekten ne kadar tanıyoruz, onları anlıyor muyuz? Bu soruları gözden geçirmekte fayda var. Çocuklarımızı gerçekten tanımıyorsak, onlardan yanlış beklentiler içine giriyor olabiliriz.
Çocuklarımızdan beklentilerimiz gerçekten onların akıl ve ruh dünyalarına uygun mu yoksa kendi arzularımızın gölgesinde sahte bir geleceğe doğru mu yürüyoruz? Artık sorular önemli, cevaplar değil.
Özetle.
Ana mesele aile. Anne babaların bilinç düzeyi. Çocuklarda oluşturulan karakter. Yaşadığımız çağda çocuklarımız için en önemli şey nedir diye sorarsanız. Ben aile derim. Eğer bir çocuğun en mutlu olduğu yer anne babasıyla birlikte olduğu evse, mesele büyük oranda çözülmüş demektir. Bizim iyi insanlara ihtiyacımız var. İyi insanlar ise mutlu ve huzurlu ailelerde, bilinçli anne babaların ellerinde yetişir.




