Değişim Üzerine Notlar
- Tarih:
Günlük hayat sırasında çevremizde gördüğümüz nesnelerin, meyvelerin hikâyeleri ne kadar da hayret verici! Kim bilir kaç zorlu süreçten geçtikten sonra mevcut görünümlerini yakaladılar ve kaç kişi refakat etti bu uzun yolculukta onlara!
Araba, masa, bardak, kalem, elma, portakal, patates, erik… Zaman zaman hikayelerini belgesel tadında izliyoruz ama gördüğümüz değişime yine de hayret ediyoruz. Bu değişim nasıl gerçekleşiyor?
Madenden Maddeye
Madenin ham halinin görüntüsüyle son tüketici elindeki eşya görüntüsü arasında uzaktan yakından benzerlik bulamıyoruz. Yaşanan şey, bir değişim hikayesinden çok daha fazlası gibi görünüyor. Bu süreçte keşif, etüt, izin, çıkarma, öğütme, zenginleştirme, taşıma gibi yaklaşık 15-20 aşama yaşanıyor ve maden, mâmûl madde halini ancak alabiliyor. Ateş, su, basınç gibi türlü türlü zorluklarla başa çıkan maden, zorlu yolculuğuna devam ediyor. Hammadde olarak geldiği sanayide, ustanın maharetli ellerinde yeni şekline kavuşuyor. Böylelikle son kullanıcı olarak elimizde mamul madde olarak duruyor.
Elimizde tuttuğumuz cıvatanın, kablonun, masanın, halinin hikayesi bütün yolculuğu ögrenen kişiyi hayrete düşürmeye yetiyor. Sonuçta katlanılan onca zorluk, kat edilen onca mesafe var. Bu zahmetli dönüşüm süreci bize şunu gösteriyor: Her değerli şey, zamanla ve çabayla anlam kazanıyor. Sonucu güzel ve anlamlı olan şey, mutlaka zorlu bir süreçten geçiyor
Tohumdan Meyveye
Tarımda ise sanayideki aşamalardan çok ayrışan ama değişim hikayesi açısından çok benzeyen bir şey oluyor. Tohum toprakta çürüyor ve vakti geldiğinde bambaşka bir görüntü ile kendini gösteriyor. Her bitkinin tohumunda saklı olan bilgisine göre büyüme, olgunlaşma ve meyveye durma süreleri değişiyor. Elma, kayısı, erik, patates, dereotu…
Tarım ürünleri elde ettiği yeni şekille ve tatla, tohumken ki özellikleriyle mukayese bile edilemiyor. Tohum, doğanın tüm unsurları ile yoğrulduktan sonra şekil ve tat açısından muazzam bir değişime uğruyor.
Sebzenin ve meyvenin pazar tezgâhındaki şekli ve tadı, anlatılmaz düzeye ulaşmış oluyor. Esasında tohumun toprakta yaşadığı şey, çürümeden başka bir şey değil. Tohumun çürüme sonunda almış olduğu yeni şekil ve lezzet, ifade edilemeyecek boyutlara ulaşıyor.
Bir nesne, bir yardımla başka bir nesneye dönüşüyor. Tohum toprağa, maden sıcağa tutunuyor. Toprağın karanlığı ile gün yüzündeki aydınlık, aslında benzer bir dönüşüme teşne oluyor. Doğanın bu sessiz dönüşümünde görünmeyen ellerin sabrı ve düzeni var. Toprağın karanlığı, gündüzündeki aydınlığa zemin hazırlıyor.

Dönüşü Muhteşem Olan Canlı: İnsan
Sanayide ve tarımda yaşanan bu dönüşüm hikayesi, sosyal hayatta en üst seviyede kendisine yer buluyor. Manayı ve değeri aşağıdan yukarıya doğru taşıyan bazen toprak, bazen su, bazen gece, bazen gündüz oluyor…
Refakatçi, taşıdığı değere ve manaya göre değişiyor. Değişmesine değişiyor ama refakatçi, sanırım, neye ve neden refakat ettiğini bilmiyor. O sadece işini yapıyor. Davranışla filizlenemeyen bilgi, cümle ile kendine soluk arıyor.
Belki de en büyük gücünü, hayatını yaşamaktan ve olduğu gibi davranmaktan alıyor. Görünmek ve bilinmek için farklı bir kılığa girmeye ve -miş gibi yapmaya tenezzül etmiyor. Bulunduğu atmosferi yasayabilmek, söylendiği zaman çok kolay telaffuz edilebiliyor. Konu, o değeri yaşamaya geldiğinde ise olayın seyri değişiyor. Altın madeninin değerinin ayar ayar değiştiği gibi insanlar da hayata az veya çok değer kazandıranlar şeklinde sınıflandırılabiliyor.
Sosyal hayatta yaşanan dönüşüm hikayesi, diğer alanlarda yaşanan hikâyeye çok benziyor. Hikâyenin asıl kahramanı, nasıl harika bir kompozisyon içinde olduğunu ve inanılmaz derecede başarılı olduğunu kendi bilmediği gibi, iddia edildiğinde de inanmaz durumda kalıyor.
Sanayide ve tarımda dönüşüme maruz kalanları davranışlarından çözümleme şansımız olmadığı için bilemiyoruz. Ama mesele insanlara gelince, bazı şeyleri, davranışları çözümleyerek algılayabiliyoruz. Hayati anlamlı yaşamak, bir değerin taşınmasına yardımcı olmak, yerine göre paramparça olan cemiyeti birbirine yakınlaştırmak, mevcut bir yaraya merhem olmak ve toplumun bir bütün olarak ufuk kazanmasını sağlamak, bu kategorinin genel davranış karakterlerini oluşturuyor.
Bu noktada başarılı olanların davranış iklimine baktığımızda, benzer şeyleri görüyoruz. Kimsesiz bir hayvana su vermek, yardıma ihtiyaç duyan birinin yükünü kaldırmak, tanımasa bile insanlara tebessüm etmek, yolda kalmış birine yardımcı olmak, sürekli ikram ehli olmak, yaşadığı coğrafyadaki insanlara yaren olmanın ötesinde, yaşamadığı coğrafyalara da uzanabilmek …
Metin Eloğlu, insanlar arasında oluşan bu farkı gözlemleyerek kelimeleri itina ile seçmiş ve farkı şöyle ifade etmiştir: “Bunca yol yorgununa bir uzanımlık yer bile yok, / Ama nice Yunus’ların mezarı kaç dağda birden”Aynı kulvarda yolculuk yapmış ve aynıdeğerin anlaşılmasını sağlamış binlerceinsan arasında bile farkın olabileceğini çokgüzel dile getirmiştir.
Yolun uzun, yorucu ve zorlu olduğu doğru olabilir. Yolculuğun taşıdığı zorlukları başkasına fark ettirmeden yaşayan, gök kubbede hoş bir sada bırakan insanların yaşamlarına baktığımız zaman, yola dair hiç şikâyet etmediklerini görüyoruz. Zannedilir ki zorluk nedir hiç bilmemişler.
Önemli olan, yaşadığımız değil hissettiğimiz. Bu gibi insanların hissettikleri coşku, yaşadıkları üzüntüden çok ama çok büyük sanırım. Murathan Mungan ise, vitesi yükseltmiş ve duruma başka bir anlam daha katarak: “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla!” demiştir. Kuşlar ölmüş, bâki kalan ise uçuş hikayesi olmuş. Hikâye, insanlık tarihi devam ettiği için hâlâ sürüyor. Yaşanacak son zamana kadar bu anlamın peşinden koşacak insanlar olmaya devam edecektir. Değişim bazen madenin ateşte yoğrulması, bazen de tohumun toprağa gömülüp çürümesidir. En karmaşık ve anlamlı olanı ise insanın iç yolculuğudur. Her biri ayrı ayrı zamanın, emeğin ve fedakârlığın yoğrularak anlam kattığı bir hikâyenin parçası olmuştur. Önemli olan ise bu dönüşüm sürecinde yolda kalmaya devam etmek, her şeye rağmen yolda olabilmektir. Çünkü dönüşüm, sonuçtan ziyade sürecin kendisinde gizlidir. Bütün mesele yolun uzunluğuna ve yoruculuğuna rağmen yolda olabilmektedir.




