Picture of Halil İbrahim Uzun
Halil İbrahim Uzun

Ekolojik Enkazın Matematiği: Gazze’de Yıkımın Sayısal Bilançosu

A+ A-

Gazze Şeridi’nde yaşananlar, bir toplumun yaşam alanını kasten yok eden sistematik bir “ekosid” pratiğidir. Ekosidin hukuki ve etik çerçevesi çizilebilse de bunların yoruma açıklığı manipülasyonu da her zaman mümkün kılabilecektir. Dolayısıyla olanlara ve olacak olanlara matematiksel bir pencereden de yaklaşmak gerekir.

Savaşın sisi dağıldığında geriye kalan enkaz, sadece yıkılan binalardan ibaret değildir. Gazze’de bugün yaşananlar, insanlık tarihinin gördüğü en yoğun “ekosistem sıkıştırması” ve imhası olarak kayıtlara geçmektedir. Eldeki veriler, sadece bugünü değil, bölgenin gelecek on yıllarını ipotek altına alan bir yıkım tablosu çizmektedir.

Gökyüzündeki Görünmez İz: Karbon Maliyeti

Savaşlar genellikle yeryüzündeki kraterlerle ölçülür, ancak Gazze’deki yıkımın atmosferdeki izi çok daha korkutucudur. Askeri faaliyetler, barış zamanında dahi dünyanın en büyük kurumsal kirleticileriyken, Gazze’de yaşanan sıcak çatışma bir “karbon bombası” etkisi oluşturmuştur. Çatışmanın sadece ilk 60 gününde atmosfere salınan karbondioksit miktarı 281.315 metrik ton olarak hesaplanmıştır. Bu oranı somutlaştırmak gerekirse; sadece iki ayda, 26 ülke ve bölgenin yıllık toplam emisyonundan daha fazla sera gazı üretilmiştir. Bu, 150 bin ton kömürün aynı anda yakılmasıyla eşdeğer bir kirliliktir. Daha da vahimi, bu sadece başlangıçtır. Yıkılan altyapının yeniden inşası için gereken süreç, ekolojik bir “artçı şok” teşkil edecektir. Geleneksel yöntemlerle yapılacak bir yeniden inşa sürecinin, 30 milyon metrik ton ek sera gazı salımına neden olacağı öngörülmektedir. Bu miktar, İsveç veya Portekiz gibi gelişmiş ülkelerin yıllık emisyonlarına denktir. Yani Gazze’yi “onarmak” bile, paradoksal bir biçimde küresel ekosisteme ağır bir yük bindirecektir.

Toprağın Hafızası Siliniyor: Zeytin ve Beton

Gözler gökyüzünden toprağa indiğinde ise gıda güvenliğinin ve kültürel hafızanın nasıl kökünden söküldüğü görülmektedir. Birleşmiş Milletler Uydu Merkezi (UNOSAT) ve FAO’nun Eylül 2024 verilerine göre, Gazze’deki tarım arazilerinin %68’i hayatiyetini yitirmiş durumdadır. Bu sadece bir “arazi kaybı” değildir; bir kimlik erozyonudur. Ekim 2023’ten bu yana 1 milyondan fazla zeytin ağacının söküldüğü rapor edilmektedir. Tarih boyunca barışın sembolü olan zeytin, bugün stratejik bir hedef haline gelmiştir. Kuzey Gazze’deki ağaç mahsullerinin %71’e varan kısmı yok edilmiştir.

Fiziksel yok oluşun ötesinde, toprağın kimyası da bozulmuştur. Beyaz fosfor ve diğer mühimmatların bıraktığı ağır metaller, toprağı zehirlemiş, tarım arazisinin %5’inden azını ekilebilir halde bırakmıştır. Bu, bir halkın kendi toprağında bir daha asla gıda üretememesi riskini doğuran, uzun vadeli bir gıda egemenliği krizidir.

Susuzluk ve Mavi Ölüm

Gazze’de su, yaşam kaynağı olmaktan çıkıp bir hayatta kalma mücadelesine, hatta bir silahın parçasına dönüşmüştür. Savaş öncesinde bile suyun %97’sinin insan tüketimine uygun olmadığı bölgede, altyapının sistematik hedef alınması tabloyu “felaket” seviyesinden “yok oluş” seviyesine taşımıştır. Arıtma tesislerinin devre dışı kalmasıyla, günde yaklaşık 130.000 metreküp arıtılmamış atık su Akdeniz’e akmaktadır. Bu, hem bölgesel deniz ekosistemini öldürmekte hem de kıyı şeridini bir enfeksiyon havuzuna dönüştürmektedir. En acı verici istatistik ise çocuklar üzerinedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), acil durumlarda dahi kişi başı günlük 15-20 litre su önerirken, Aralık 2023 itibarıyla Gazze’de yerinden edilmiş bir çocuk, hayatta kalmak için gereken minimum 3 litrenin bile altında, sadece 1,5 ila 2 litre suya erişebilmektedir. Bu, biyolojik sınırların zorlandığı, susuzluğun kitlesel bir ölüm nedenine dönüştüğü noktadır.

39 Milyon Tonluk Mezar: Enkazın Ağırlığı

Gazze Şeridi bugün, modern tarihin en yoğun enkaz yığınına ev sahipliği yapmaktadır. Mayıs 2024 itibarıyla bölgedeki moloz miktarının 39 ila 50 milyon ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu, Gazze’deki her bir metrekareye 107 kg enkaz düştüğü anlamına gelir. Ancak bu yığın sadece beton ve demirden ibaret değildir. Enkazın içinde tahmini 800.000 ton asbest, patlamamış mühimmatlar bulunmaktadır. Bölge sakinleri, her nefeste bu zehirli tozu solumaktadır.

BM Çevre Programı’nın (UNEP) projeksiyonları, tablonun vahametini zaman ölçeğinde ortaya koymaktadır: 100’den fazla kamyonun aralıksız çalışması durumunda bile, bu enkazın temizlenmesi en az 15 yıl sürecektir. Bugün doğan bir çocuk, ergenlik çağına gelene kadar molozların gölgesinde yaşayacaktır. Sadece enkazın geri dönüşüm maliyetinin net 495 milyon dolar olması beklenmektedir.

Geleceğin İpotek Altına Alınması

Tüm bu veriler 18.5 milyar dolarlık altyapı hasarı, yok edilen tarım arazileri, zehirlenen su kaynakları şunu göstermektedir: Gazze’deki yıkım, çatışmalar dursa bile on yıllar boyunca devam edecektir. Ekolojik toparlanma süresi, insan ömrünü aşan bir boyuta ulaşmıştır. Gazze’de yaşananlar, “Çevresel Adaletin İhlali”nin ötesinde, bir coğrafyanın yaşanabilirliğinin matematiksel olarak sıfırlanmasıdır. Bu ekolojik enkazın temizlenmesi, yalnızca fiziksel bir inşaat faaliyeti değil; insanlığın doğayla ve vicdanıyla olan sözleşmesini yeniden tesis etme girişimi olacaktır. Matematik ortadadır ve insanlık tarihine kapkara bir bilanço olarak kazınmıştır.