Ekonomik Panorama
- Tarih:
Türk Dil Kurumu’na göre panorama kavramı, ‘yüksek bir yerden bakıldığında göz önüne serilen geniş görünüş veya genel görünüm’ anlamına gelmektedir. Bu yazımızda 2026 yılı ekonomi panoramasını ele alacağız. Osmanlıca ifadesiyle ekonominin manzara-i umumiyesinin, yani genel görünümünün, manzarasının ve durumunun fotoğrafını çekeceğiz.
Ekonominin fotoğrafını çekerken, 2023 vizyon hedefleri, Orta Vadeli Ekonomik Program ile dünya ekonomisinin ortalama istatistiklerini esas alacağız.
Ekonominin genel görünüme büyüme rakamlarından başlayalım. Uluslararası kuruluşların 2026 dünya büyüme tahminleri şöyle: Uluslararası Para Fonu (IMF) yüzde 3, Dünya Bankası (DB) yüzde 2.5, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) yüzde 2.8, Birleşmiş Milletler/UNCTAD) yüzde 2.7.
TÜİK’e göre Türkiye 2026 ilk çeyreğinde yüzde 2.5 büyüdü. IMF’nin tahmini ise yüzde 2.9. Orta Vadeli Programa göre büyüme hedefi yüzde 3.8’di. 2026 yılının ilk çeyreğindeki büyüme performansımız hem dünya ortalamasının hem de Orta Vadeli Programdaki hedefin altında kaldı.
Yıl sonu tahminini göre Çin yüzde 4.6, Hindistan yüzde 6.4 büyüyecek. Mısır başta olmak üzere birçok gelişmekte olan ülkede yüzde 3’ün üzerinde büyüme performansı gösterecek. Ekonomi yönetimi bu verileri dikkate alarak yükselen piyasaların gerisinde kalmamamız için büyümede gaza biraz daha güçlü basması lazım.
Enflasyonda durum çok vahim. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre 2026 yılı küresel enflasyon ortalaması yüzde 4.4 ile yüzde 4.7 aralığında tahmin edilmektedir. Bölgelere ve piyasalara göre 2026 yılı enflasyon durumları şöyle: Gelişmiş ülkeler ortalaması yüzde 2.8, gelişmekte olan-yükselen piyasaların ortalaması yüzde 5.5, Euro bölgesi yüzde 2.6, Orta Doğu ve Orta Asya yüzde 11.9, gelişmekte olan Avrupa ülkeleri yüzde 10.5.
Maalesef Türkiye’nin durumu pek parlak değil. 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa göre enflasyon hedefi 2026 yılı için yüzde 16, 2027 yılı için yüzde 9, 2028 yılı için yüzde 8’di. Ancak Merkez Bankası, zaman zaman bu rakamları revize etti. En son Ağustos 2026 tarihindeki revizyonla 2026 yılı sonu enflasyon tahminini yüzde 28, 2027 yılı tahminini yüzde 15, 2028 yılı sonu enflasyon tahmini yüzde 9 olarak güncelledi. TÜİK’e göre Temmuz 2026 enflasyon rakamı yüzde 31.07. İTO’ya göre yüzde 35.20, ENAG’a göre, yüzde 50.49.
Dünyadaki en yüksek enflasyona sahip beş ülke şöyle: ABD’nin liderini esir aldığı Venezuela’da yüzde 500’ün üstünde, iç çatışmalar yaşayan Sudan’da yüzde 75, ABD ve İsrail’le savaş halindeki İran’da yüzde 68 üstü, Güney Sudan’da yüzde 58 ve Türkiye’de yüzde 31.07. Savaş içinde olan Rusya, Ukrayna ve İsrail’de bile enflasyon düzeyi bizimkinin çok altında. Bu durum inanılır gibi değil. Ekonomi yönetimi, bu büyük çarpıklığın nedenlerini kamuoyu ile samimi olarak paylaşmalı, özeleştiri yapmalı. Gerçekçi ve yeni bir yol haritası belirlemeli.
İşsizlik rakamları da halimizin iyi olmadığını gösteriyor. Ağustos 2026 küresel işsizlik oranı Uluslararası Çalışma Teşkilatı’na göre yüzde 5.1 seviyesinde. TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre işsizlik yüzde 7.9. Ancak burada iki sorun var: Birincisi, 15-24 yaş grubundaki işsizlik halen yüzde 13.9. İkincisi ve en risklisi ise zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 29.9 gibi çok yüksek olması. Buna karşılık işsizliğin Japonya’da yüzde 2.5, Güney Kore’de yüzde 2.8, Almanya’da yüzde 6.4, ABD’de yüzde 4.1 ve Brezilya’da yüzde 5.4 olması, “Bizde neden düşük değil?” sorusunu sordurtuyor.
Üzerinden 3 yıl geçen 2023 vizyon hedeflerini hatırlayalım: 2 trilyon dolar milli gelir, 500 milyar dolar ihracat, kişi başına 25 bin dolar gelir, yüzde 5 işsizlik. Peki, bu hedeflerin neresindeyiz? Gayri safi yurtiçi milli gelir, 1.64 trilyon dolar, yıllık ihracat 278.6 milyar dolar, dış ticaret ve cari açık tavan yapmış durumda, işsizlik 7.9, kişi başına düşen milli gelir 18 bin 621 dolar.
Ekonomik panoramamızı, yatırımlarla bitirelim. Bu konuda çok konuşmaya gerek yok. Çünkü Bütçeden yatırımlara harcanan para miktarı yüzde 5.6, faize harcanan para yüzde 13.6. Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara’nın hesaplamasına göre 2026 yılının ilk yarısında net doğrudan yabancı yatırım tarihte ilk kez negatif bölgeye geçmiş. 2000’li yılların başlarında doğrudan yabancı sermaye yatırım 23 milyar dolarlar zirve yapmıştı.
Yine 2023 Türkiye vizyonunun en iddialı hedeflerinden biri de dünyanın en büyük 10 ekonomisinin içine girmekti. 16’ncı sırada patinaj yapıyoruz. Çıkış yolu var mı? Elbette var. Bir sonraki yazımda 20 maddeyle çıkış yollarını yazacağım.




