Picture of Ahmet Selim Ünlü
Ahmet Selim Ünlü

“Emeklilikte Esas Olan Ekonomik Bağımsızlıktır”

A+ A-

Röportaj: Çetin Olgun

Röportajı Yapan: Ahmet Selim Ünlü

Türkiye’de son yıllarda artan enflasyon ve hayat pahalılığı, özellikle sabit gelirle yaşamını sürdüren emeklilerin ekonomik koşullarını daha görünür hâle getirdi. Kamu görevlisi emeklileri, uzun yıllar süren hizmetlerinin karşılığında elde ettikleri emekli aylıklarının yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını dile getirirken; emeklilik sistemi, sosyal adalet, gelir dağılımı ve sosyal devlet anlayışı yeniden tartışılmaya başlandı. Bu tartışmalar, emekliliğin yalnızca çalışma hayatının sonu değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır bir yaşamın güvencesi olması gerektiği yönündeki beklentileri de güçlendiriyor.

Emekli Memur-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Olgun ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, kamu görevlisi emeklilerinin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan emekli aylıklarının belirlenme sistemine, aktif yaşlanma politikalarından sağlık hizmetlerine, dijitalleşmeden sendikal temsile kadar birçok başlığı ele aldık. Olgun, emeklilikte esas meselenin sosyal yardımlar değil ekonomik bağımsızlık olduğunu vurgulayarak, emekliliğin kazanılmış bir hak olduğu anlayışının sosyal devlet politikalarının merkezine yerleştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Son yıllarda artan hayat pahalılığı karşısında kamu görevlisi emeklilerinin en temel sorunu sizce nedir? Bu sorunun çözümü için öncelikli olarak hangi adımlar atılmalıdır?

Emeklilerin en temel sorunu yoksulluk değil, emekliliğin yoksulluğa dönüştürülmesidir.  Çalışma hayatını tamamlayan bir insanın yeniden geçim derdine düşmesi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Bugün emekliler için hazırlanan birçok proje, ekonomik sorunu çözmek yerine onları psikososyal faaliyetlere yönlendirmekte, sosyal yardımlarla ayakta tutmaya çalışmaktadır.  Oysa insan onuruna yakışan çözüm yardım değil, hak edilen gelirin verilmesidir. Öncelikle;

– Seyyanen zam emeklilere de yansıtılmalıdır.

– Emekli aylıkları insanca yaşayacak seviyeye çıkarılmalıdır.

– Enflasyon karşısında alım gücünü koruyacak kalıcı bir sistem kurulmalıdır.

– Sosyal yardım değil, sosyal adalet esas alınmalıdır.

Emekli aylıklarının belirlenme yöntemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugünkü sistem, prim ödeyen ile ödemeyeni, uzun yıllar çalışan ile kısa süre çalışanı aynı noktaya yaklaştırarak adalet duygusunu zedelemektedir. 5510 sayılı Kanun sonrasında bozulan maaş bağlama sistemi yeniden düzenlenmeli, ödenen prim, hizmet yılı ve kazanılmış hak esas alınmalıdır. Emeklilik bir sosyal yardım sistemi değil, kazanılmış hak sistemidir.

Aktif yaşlanma politikalarını yeterli buluyor musunuz?

Bugün “aktif yaşlanma” adı altında emeklilere sunulan birçok proje, ekonomik gerçekliği perdelemektedir. Bir emekli isterse spor yapar, kültürel faaliyetlere katılır, gönüllü çalışmalar yürütür. Ancak bunların hiçbiri yoksulluğun yerine geçemez. Ekonomik bağımsızlığı olmayan insana psikolojik destek sunmak, sorunun sebebini değil sonucunu tedavi etmeye çalışmaktır. Gerçek aktif yaşlanma;

– Ekonomik özgürlüğünü kazanmış,

– Kimseye muhtaç olmayan,

– İsterse çalışan,

– İsterse dinlenen,

– İsterse bilgi ve tecrübesini topluma aktaran emeklidir.

Aynı kamu hizmetini vermiş kişilerin farklı maaşlar almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu durum hukuk devleti ilkesine ve sosyal adalet anlayışına aykırıdır. Aynı unvanda, aynı süre çalışan insanların farklı emekli maaşı alması kabul edilemez. Bunun yanında; 25 ve üzeri yıl çalışan kişinin aynı maaşı alması da emeğin karşılığını ortadan kaldırmaktadır. Sistem; “Eşit işe eşit emekli aylığı” ve “Fazla prim ödeyene daha yüksek emekli aylığı” ilkeleri üzerine yeniden kurulmalıdır.

Sağlık hizmetleri konusunda hangi düzenlemeler yapılmalıdır?

Emekli, ömrü boyunca sağlık sistemini finanse etmiş kişidir. Bu nedenle;

– İlaç katkı payları tamamen kaldırılmalıdır.

– Özel ve kamu sağlık kuruluşlarından ücretsiz yararlanabilmelidir.

– Yaşlı bakım hizmetleri devlet güvencesine alınmalıdır. Sağlık hizmeti bir ayrıcalık değil, kazanılmış haktır.

Genç işsizliği ile emeklilerin ekonomik sıkıntısı arasında nasıl bir ilişki vardır?

Bu iki konu doğrudan bağlantılıdır. Geçinemeyen emekli yeniden çalışmak zorunda kalmaktadır. Oysa emeklilikten sonra çalışma, zorunluluk değil tercih olmalıdır. Emekli çalışacaksa;

– Bilgi ve tecrübesini aktarmak,

– Üretime gönüllü katkı vermek,

– Akademik, danışmanlık veya eğitim faaliyetleri yürütmek,

– Kendi ilgi alanlarında üretmek amacıyla çalışmalıdır. Aç kalmamak için çalışan emekli, gençlerin istihdam alanını da daraltmaktadır. Önce emekli ekonomik güvenceye kavuşmalı, ardından isterse üretmeye devam etmelidir.

Emeklilerin bilgi ve tecrübelerinden nasıl yararlanılabilir?

Önce emekliye itibar verilmelidir. İtibarsızlaştırılan insanın tecrübesinden toplum da yararlanamaz. Devlet;

– Emekli danışman havuzları oluşturmalı,

– Okullarda,

– Belediyelerde,

– Üniversitelerde,

– Meslek kuruluşlarında emeklilerin bilgi birikiminden sistemli şekilde faydalanmalıdır. Ancak bu çalışmalar ücretsiz emek sömürüsüne dönüşmemelidir.

Dijitalleşme konusunda emeklilerin yaşadığı sorunlar nasıl aşılabilir?

Sorun teknoloji değil, ekonomik yetersizliktir. Bugün birçok emekli;

– Akıllı telefon alamıyor.

– Bilgisayar alamıyor.

– İnternet ücretini karşılayamıyor.

Önce ekonomik bağımsızlık sağlanmalı, ardından dijital eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır.

Emekli Memur-Sen’in öncelikli hedefleri neler olmalıdır?

Emekli Memur-Sen yalnızca sosyal faaliyet düzenleyen bir yapı değil, emeklilerin hak mücadelesini veren güçlü bir temsil kurumu olmalıdır. Bunun için;

– 4688 sayılı Kanunda yer almalıdır.

– Toplu sözleşme masasında temsil edilmelidir.

– Emeklilerin resmî muhatabı olmalıdır. Hak mücadelesi, sosyal etkinliklerden daha öncelikli hale getirilmelidir.

Son olarak iletmek istediğiniz mesajınız nedir?

Emeklilik çalışmanın ödülüdür. Ömür boyu devletine hizmet etmiş insanın emeklilikte yeniden geçim mücadelesi vermesi sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz. Devletin görevi; Emekliyi sosyal yardımlara muhtaç etmek değil, ekonomik olarak bağımsız yaşamını sürdürebilecek gelir seviyesini sağlamaktır. Emeklilikten sonra çalışma; zorunluluk değil, özgür iradeyle verilen bir karar olmalıdır. Çalışan emekli; geçinmek için değil, üretmek için, öğretmek için, tecrübesini paylaşmak için, bilim, sanat, eğitim ve gönüllülük faaliyetlerine katkı sunmak için çalışmalıdır.

Gerçek sosyal devlet; emeklisini yardım bekleyen birey hâline getiren değil, ekonomik özgürlüğünü güvence altına alan devlettir. Bugün yapılması gereken mücadele yalnızca maaş artışı talep etmek değildir. Aynı zamanda emekliliği “yardım alan yaşlılık” olarak tanımlayan örtülü anlayışa karşı fikrî ve toplumsal bir mücadele yürütmektir. Kamuoyu, emekliler ve karar vericiler nezdinde şu ilke yerleştirilmelidir: “İnsanca emeklilik, sosyal yardım değil; kazanılmış hakkın eksiksiz teslim edilmesidir.”

Çetin Olgun Kimdir?

1956 yılında Tarsus’ta doğan Çetin OLGUN, ilk, orta ve lise öğrenimini Tarsus’ta tamamlamıştır. 1979 yılında İstanbul Spor Akademisi Spor Yöneticiliği Bölümünden mezun olmuş; voleybol, basketbol, badminton ve judo branşlarında antrenörlük belgeleri almıştır.

17 yıl beden eğitimi öğretmenliği, 23 yıl okul yöneticiliği ve Dumlupınar Üniversitesinde öğretim görevliliği yapan OLGUN, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Yönetim ve Organizasyon alanında tezli yüksek lisansını tamamlamıştır.

Hâlen Emekli Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ile Emekli Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Komisyon Başkanı olarak görev yapmakta olup, sivil toplum kuruluşları ve sendikacılık alanında uzun yıllara dayanan yönetim ve temsil tecrübesine sahiptir.

Yetenek keşfi, kariyer planlaması, eğitim yönetimi ve stratejik insan kaynakları alanlarında çalışmalar yürütmekte; kurucusu olduğu Onan Danışmanlık bünyesinde eğitim, yönetim ve stratejik yetenek geliştirme alanlarında danışmanlık hizmeti sunmaktadır.