Picture of Osman Ünlü
Osman Ünlü

Fil, Fil Midir?

A+ A-

Hayatlarında hiç fil görmemiş bir grup insanın gözlerini bağlamışlar ve bir filin yanına götürmüşler. Filin neye benzediğini anlamak için her biri devasa hayvanın farklı bir yerine dokunmuş:

​Hortumuna dokunan: Filin uzun, kıvrak ve güçlü bir “boruya” veya “yılana” benzediğini söyler.

​Bacağına dokunan: Filin sarsılmaz, kalın bir “sütun” ya da “ağaç gövdesi” olduğunu iddia eder.

​Kulağına dokunan: Filin geniş, yumuşak ve hareketli bir “yelpaze” olduğunu savunur.

​Gövdesine dokunan: Filin sert ve aşılmaz bir “duvar” olduğunu düşünür.

​Kuyruğuna dokunan: Filin ince bir “ip” veya “fırça” olduğu konusunda ısrar eder.

​Mecelle’de ve temel fıkıh kitaplarında bir kavram tanımlanırken “efrâdına câmi, ağyârına mâni olmalı” denir. Yani matematiksel ifade ile tanım kümesinde, kümenin elemanı olmayan hiçbir öge olmayacak; kümenin hiçbir elemanı da dışarıda kalmayacak.

​Bugün dünya üzerindeki toplumlara yön veren medya, hepimizin bildiği gibi genel olarak Yahudi sermayesinin elinde. Bu medya, toplumumuzu manipüle etmek için kurulmuş bir düzenek olarak çalışmakta. O nedenle bir haberi izlerken iki şeye dikkat etmek lazım: Birincisi, bu haber benden neyi saklıyor; ikincisi, beni neye ikna etmeye çalışıyor?

​Şimdi konuyu biraz açalım: Ben öğrencime “Aslansın!” dediğim zaman öğrencime “Sen hayvansın.” demiş olmuyorum. Ama biliyoruz ki aslan bir hayvandır.

​Malum, günah işlemek kötü bir şeydir. Kur’an’da dikkatimi çeken bir nokta; günah işleyince “Tövbe edin, tövbenizi kabul edeyim.” buyuruyor Rabbimiz. Hadis-i şerifte de “Günahından tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.” buyuruyor Âlemlere Rahmet Peygamber (sav). Sanki şöyle diyor: “Günahlara çok takılıp esası kaybetmeyin.”

​Dervişin biri yolda giderken bir kurbağaya basıp öldürmüş. “Eyvah!” demiş, “Ben helak oldum.” Ne yapayım diye düşünürken karar vermiş: “Ölünceye kadar bu kurbağayı sarığımın içinde taşıyacağım.” On yıl geçmiş, bu durumu bir âlime açıklamış. Âlim, dervişe, “Git,” demiş, “10 yıllık namazını tekrardan kaza et.” Teferruatta boğulup hayatın ana fikrini kaybetmek diyoruz biz buna.

​Mutim bin Adiy; Mekke’de boykot zamanında Müslümanların boykottan kurtulmasında büyük gayret göstermiş, Taif dönüşü Efendimizi (sav) himayesine almış olan bir müşriktir. Bedir Savaşı’ndan yaklaşık yedi ay önce ölmüştür. Bedir dönüşü esir edilen bütün müşriklere bakıp: “Eğer Mutim bin Adiy şu an hayatta olsaydı ve benden bu leşleri serbest bırakmamı isteseydi, hepsini birden serbest bırakırdım.” buyurmuştur. Gerçek bir vefa örneği.

​Dünya kurulduğundan beri insanlar hep ikiye ayrılmış durumda: Ezenler ve ezilenler; mağrurlar ve mağdurlar, zalimler ve mazlumlar. Siz ne derseniz deyin, Kur’an’ın ifade ettiği Firavunlar Medeniyeti isim değiştirerek günümüze kadar gelmiş durumda. Önce Yunan medeniyeti, sonra Roma medeniyeti, şimdi de Batı medeniyeti adı altında devam edegelmekte.

​Bütün dünyayı inim inim inleten ırkçı emperyalist Evanjelistler ve Siyonist Yahudiler, Gazze’de işledikleri zulmü genişletip şimdi de İran’a saldırdılar. Elhamdülillah, baltayı taşa vurdular. İslam dünyasından destek alamazlar ise burunları sürtülecek gibi görünüyor.

​Peki, ne olacak? Olacak olan belli. Yahudi’de oyun bitmez. Müslüman toplumlar kendi aydınları tarafından uyarılmazlar ise yavaş yavaş medya tarafından manipüle edilecekler. Ehl-i Sünnet dünyasında bir Şii-İran karşıtlığı başlatılacak. Müslüman toplumlar hazır olunca da göbeklerinden Siyonist sermayeye bağlı liderler İran’a karşı mücadeleye girecekler. Allah korusun; Allah bu oyuna bizleri getirmesin. Âmin.

​Şahsen İran’ın konumunda komünist Küba olsa, bana ister komünist desinler ister demesinler, ben Kübacıyım. Nerede kalmış ki İrancı olmayayım? Bırakın bana İrancı desinler; yeter ki Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin ordusuna yol gösterip kılavuzluk eden Ebû Rigal olmayayım.

​Son olarak, inşallah Kürecik kapatılır.