Gara lastik
- Tarih:
Ne yaptımsa köyde okumayı başaramadım. “Beni bırakın, ben nenemnen galcen, köy okuluna gitcen, okuldan soona arkıdeşleemnen oynacen, tatilleede sadeşleemnen mal gütcen” dedim, dil döktüm, ağladım, sızladım ama olmadı. Ne anamı, ne babamı, ne amcamı, ne ninemi ne de dedemi ikna edemedim. Beni bırakmadı ailem. Anne babanın evladını yanından ayırmaması güzel ama neden şehirlere göçtük ki? Neden beni takip etmediler, neden köyde kalmadık, neden köyde yaşamımıza devam etmedik bilmem!
Ne olurdu o üniversiteleri köylere yapsalardı, ne olurdu caddelerdeki dükkânlar köylere açılsaydı. Marketler, manavlar, fabrikalar, iş güç, para pul adına daha ne varsa hepsi köylere açılsaydı ya. Ne diye bolluk ve bereketten, uçsuz bucaksız arazilerden, yeşilin her tonundan,puslu, beton diyarlara göçtük. Ne diye insanın az olduğu yerlerden daha kalabalıklara gittik. Ben o küçücük aklımla huzur bulduğum yeri nasıl anlatamadım, en çok da kendime kızıyorum aslında. Belki biraz daha uğraşsam ikna olurlardı. Şimdi köyümüzde huzur içinde yaşardık. Ne deneyler yapardık, ne üretimler, ne buluşlar, ne okumalar, ne tefekkürler ardı ardına gelir gelişir, birleştikçe büyürdü. “Köyde hayat” deyince aklınıza sadece inek, dana, koyun, sıpa gelecek değil ya. İsviçreli bilim adamları köylere kurdukları enstitülerdendünyaya bilim adamlığı postası koymuyorlar mı?

Köy medeniyettir, köylü milletin efendisidir, köy kültürdür, tarihtir, geleneksel olandır, geleneksel olan, ağırlıkla doğru olandır, esastır. Bizim aklımızda olan her zaman hakikat olmuyor maalesef. Köyleri geliştirip ayağa kalkacakken, şehirleri doldurup yüzüstü kapaklandık. Ağzımız yüzümüz yara bere içinde toza belendik. Yaa işte böyle, köyle şehri ne kadar konuşsak az, ne kadar konuşsak zor. Anlatmak zor, anlamak zor, varmak zor, dönmek zor. Köy zor bir konu.
Dedem rahmetli Almancıydı, neler getirirdi bana neler. Mahmut dayıma ne zaman desem ve hatta demesem de marka ayakkabılar getirirdi Almanya’dan ama benim gözüm köydeki arkadaşlarımın giydiği gara lastiklerdeydi. Ne ettimse bir çift gara lastik aldıramadım. “Rahat olmaz, bak senin ayakkabıların daha güzel” dediler ve bir çift gara lastik babıcı çok gördüler bana. Hâlbuki ben rahat olanı değil, huzur bulduğumu istemiştim. Onlara göre güzel olan bana göre de güzeldi ama bence gara lastikler daha güzeldi. Gara lastik, köy, arkadaş, dam, eşek ve sıpa demekti. Gara lastik, yeşil çayırlar, mal güden sadeşler, buz gibi pınarlar, şeker tadında armutlar ve mis kokulu hıyarlar demekti. Anlatamadım. Gara lastik bir hayat felsefesiydi, gara lastik, gara lastikten çok daha fazlasıydı. Anlatamadım. Olmadı.





