Picture of Osman Ünlü
Osman Ünlü

Hapı Yuttum

A+ A-

Kitap okuma alışkanlığının çok azaldığı bir dönem yaşıyoruz. Dikkatler uzun müddet bir konunun üzerinde duramıyor; artık dikkat süresi “reels” videoları kadar kısa. O nedenle fikir aktarımı çok zorlaştı. Kısaca anlatsanız konu bütünlüğü oluşmuyor, yeterince açıklama yapmaya kalksanız bu kez de sabırlar tükeniyor.

Milattan önce 3. yüzyılda Hindistan Hükümdarı Depşelim, dönemin büyük filozofu ve bilgesi Beydeba’dan, devlet yönetiminde adaleti ve zulmü anlatan bir kitap yazmasını ister. Kitabın en büyük özelliği, herkesin okumaktan zevk alacağı bir eser olması gerekliliğidir. Filozof Beydeba oturup bu kitabı yazar.

 Kitabın adı hepimizin malumu: Kelile ve Dimne. En aliminden en cahiline kadar herkesin rahatlıkla okuyabildiği bir kitap… Devlet adamları ve siyaset bilimciler bu eseri okurken, İbn-i Haldun’un devlet yönetimiyle ilgili yazdığı Mukaddime’yi okumuş gibi olurlar. Torun sahibi bir köylü, uyumadan önce çocuklarına okuduğu zaman ise ortaya tatlı bir masal çıkar. Kim ne kadar almak isterse, kitaptan o kadarını alır.

Hazreti Mevlana, bir tasavvufi ahlak öğretisi olan Mesnevi’sini kaleme alırken bu kitaptan alıntılar yaptığı gibi; Jean de La Fontaine de Masallar’ını yazarken bu kitaptan etkilendiğini itiraf etmiştir.

Çocukken hap içemezdim. Mecbur kalınca hapı bir lokmanın veya bir meyvenin içine gizlerdim. Çocukların içtiği şuruplarda da etken maddeyi tam da bu yüzden tatlı sıvıların içine koyarlar.

Her peygamber, kendi dönemindeki insanların en çok değer verdiği alanın mucizesiyle gönderilmiştir. Hazreti Musa (a.s.) döneminde sihirbazlık çok revaçta bir işti. Büyük peygamber, sihire benzeyen ama onu aşan bir mucize ile gönderildi; yüzlerce sihirbazla yarışmaya girdi ve hepsini altetti. Hazreti İsa (a.s.) döneminde tıp, insanların gözdesi bir meslekti. Allah, peygamberini bir tıp mucizesiyle gönderdi. Çamurdan bir kuş heykeli yapıp üfürüverince kuş canlanır; anadan doğma körleri ve alaca hastalığı olanları iyileştirirdi.

Hazreti Muhammed (s.a.v.) döneminde ise edebiyat insanların en büyük ilgi alanıydı. Herkes edebiyatçı, herkes şairdi. Panayırlar, bilhassa Ukaz Panayırı, dönemin adeta bir kültür ve edebiyat olimpiyatına dönüşmüştü. Ödül alan şiirler ve yazılar Beytullah’ın duvarına asılır, insanların dilinde dolanırdı. Allah, Peygamber Efendimizi de edebi bir mucize olan Kur’an-ı Kerim ile gönderdi. Elbette daha birçok mucize de verdi ama en büyük ve kalıcı mucizesi Kur’an-ı Kerim oldu.

 Yüce Rabbimizin merhameti işte buradadır. “Hakikat budur, ister kabul edin ister etmeyin” dememiş.

Toplumun yapısının kitleler halinde bozulmaya başladığı bir dönemde Nasreddin Hoca bir gün eşeğe ters biner. Herkes Hoca’ya güler ve sorar: “Hocam, neden eşeğe ters bindiniz?” Hoca, “Ben düz duruyorum, ters olan eşek” der.

Peygamberimiz (s.a.v.), “İnsanlara akılları ölçüsünde hitap edin,” buyurmuştur. Bu sözü, “Çok üst perdeden konuşmayın,” şeklinde anlayabileceğimiz gibi şöyle de yorumlayabiliriz: İnsanların aklında yer edecek, onların dünyasına dokunacak şekilde konuşun.

 Vesselam…