Picture of Mustafa Toprak
Mustafa Toprak

İnziva Kadar Uzakta

A+ A-

Bir köşede yaşamak, kaybolmuş bir gerçekliğin sancısı olarak kabul ediliyor. Göründüğümüz kadar anlaşıldığımızın kanıksandığı yerde, var olma çabasını olduğu gibi bırakanlar pek makul karşılanmıyor. Sessizliğinin içindeki ritimlerde hayat bulanları meydana çıkarıp uğultuyla bastırmak daha cazip geliyor. Oysa dünya, yolculuğun kalbimizi dinlemek için bırakılmış bir molası. Molada soluklanmak yerine koşmak, nefesimizi hakikatten hızlıca kaçırmaya çalışmak gibi.

Farkındalığını kimseye kabul ettirmek derdinde olmadan yaşayan insanların sadeliği rahatsız edici olmamalı. Bir çıkış kapısı gibi, sığınılacak bir aydınlık gibi aslında bu sadelik. Zoraki Komşu (The Lady in the Van) filminde anlatılanlar bu duyguların yansımalarındandır. Filmde kendi rutinlerinde sadık bir yazarın evinin önüne bir minibüs yanaşır, yıkık dökük bir minibüste yaşlı bir kadın yaşamaktadır. Yazarın evinin önünden minibüsünü hiç çekmeyen yaşlı kadın yavaş yavaş bir öğretinin de baş kahramanıdır. Yazarın rutinlerini altüst ederek içe dönük bir sorgunun fitilini ateşler. İşte böyle ansızın ortaya çıkacak ve bizi kendi halinde insanlardan öğrenecek şeylere itecek fırsatlara ihtiyacımız var. Kendi halinde olan insanlar normal kabul ettiğimiz bir ortalamaya çekilmek zorunda olmamalı ki ruhumuza nefes aldıracak duruşlar bir yandan geçiciliğimizin işareti olsun.

Belki de bir sanat inşa etmek de böyledir. İçinde kopan fırtınaları dizginleyemeyen insanların dışavurumları. Tabi burada asıl mevzu sanatı yaygın bir kitleye ulaştırıp takdir toplamak mı yoksa içinde tutamadığı sanatı görünür hale getirmek mi? Tartışılır bir konu bu. Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının dönemi içerisinde en çok satanlar listelerini alt üst ettikten bir süre sonra Salinger’ın inzivayı tercih etmesi bu tartışmaların açıklamalarındandır. Belki de sessizlik, yazılmamış en güzel öyküdür bir yazarı kendi halinde sonsuzluğa uğurlayan…