Millet Nedir? Türk Kimdir?
- Tarih:
Türkiye, her millet ve devlette olabileceği gibi, kendine mahsus belli konularla muhatap olmaya devam etmektedir. Büyük devlet geleneği içindeki tutarsızlıklar, uygulama yanlışları, söylem düzeyindeki belirsizlik ve karışıklıklar, günümüzde belli sorunları içinden çıkılmaz göstermektedir. Bu durum, sorun yumağının bir yanını oluştururken, diğer yanını ise bunlarla yüzleşememek oluşturmaktadır. Bütün bunların, yani kördüğümlerimizin çözülme aşamasında ise, birbirine karşı duran tarafların yanlışlıkları keskinleştirdikleri ve bunun üzerinden mevzi inşasına giriştikleri görülmektedir. İnsanların birbiriyle kurdukları iletişimde olduğu kadar, insanların kavramlar veya olaylarla da kurduğu iletişimde anlama ve dolayısıyla hakikate/gerçeğe ulaşma temel amaç olduğunda çok şeyin olumlu yönde değiştiği de görülecektir.
İnsanlar arasındaki anlama ve anlaşmanın en önemli yolu ve yöntemi kavramlar üzerinde mutabık olmaktan geçmektedir. O halde kavramlarla kurduğumuz doğru münasebet insanla, toplumla, düşünceyle, siyasetle ve diğer sayısız alan ve konuyla da sağlıklı bir anlama çabasının, künhüne vakıf olmanın, hakikatine ermenin de temelini teşkil etmektedir.
Öteden beri Türkiye’de toplum içinde, insanlar arasında kavramlar konusunda sorunlar veya uzlaşmazlıklar var olagelmiştir. “Millet” kavramı, belli bir dönemden itibaren, en fazla tartışılan kavramlar arasında başlarda yerini almıştır.
“Millet” ve “Türk” kavramları, tuhaf bir şekilde, iki uç milliyetçilik noktasına yerleşenler açısından aynı anlamdadır: Bir çevreye göre, etnik çoğunluğun egemen olduğu yapı ve bir ırkın adı. Kavramlara muarız olanların, etnik anlam yüklemeleri kendi zeminlerini oluşturan başka bir etnik milliyetçiliği sağlama alma çabasıyla doğrudan ilgili. İkinci çevreye göre durum daha karışıktır. Her iki kavramın etnik temele dayanmadığı ve bir “milli kimlik” ve vatandaş(lık) tanımı olduğu ifade edilirken, eş zamanlı olarak, dinî bir yönü ifade eden tarihî realiteyi göz ardı eden “hâkim millet” (millet-i hâkime) vurgusu yapılır. Yine eş zamanlı olarak etnik bir gönderme ile “ana unsur” yönünde düşünceler, “Orta Asya”daki “soydaş”larla ilgili vurgular ortaya konulur. Türk’ün vatandaşlık olduğu söylenirken, kısa bir zaman ve uzak olmayan mekân değişiminde etnik ve soy göndermelerine dönüştüğü görülür. Geçmişten bugüne sadece siyasetin ve devletin değil, toplumun tüm katmanlarında yaşanan genel bir durum olarak bu tespit yapılmalıdır.
Yüzyıldan fazla bir zaman önce “Türkçülük”ün önemli teorisyeni kabul edilen Ziya Gökalp’in kafasının hiç de karışık olmadığı ortadadır. Gökalp meşhur kitabı Türkçülüğün Esasları’nda (Son baskılarından birisi ve atıf yaptığımız baskısı için bkz.: Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Haz.: Nusret Gedik, Ataç Yayınları, İstanbul, 2023) “Türkçülük Nedir?” başlıklı yazıda önce milleti tanımlamanın imkânlarını ortaya koymuştur. Bugün bile belli çaptaki eserlerde karşımıza çıkabilecek nadir bir düşünme biçimini ortaya koymuştur Gökalp. Yazarın millet tanımlarını tasniflemesinde belli bakış açılarını/nazariyatları merkeze aldığı görülmektedir.
Buna göre tasnifler şu şekildedir:
(1) Irkî Türkçülere göre millet, ırk demektir. Gökalp esasen ırk kavramının hayvan fenninin ıstılahlarından olduğunu ifade etmiştir. At türü içinde Arap ırkı, İngiliz ırkı, Macar ırkı. İnsanlar arasında da beyaz ırk, siyah ırk, sarı ırk, kırmızı ırk olarak dört ırk kullanılmıştır. Bunlara benzer fiziki ayrımların toplumsal karakterler üzerinde hiçbir etkisi olmadığını aktaran yazara göre “ırkın, bu suretle, içtimai hasletlerle hiçbir münasebeti kalmayınca, içtimai karakterlerin toplamı olan milletle de bir bağı kalmaz.” (s.26-27)
(2) Gökalp’e göre bir diğer millet tanımı, kavmî (etnik) Türkçülerin tanımladığı ve milleti kavimle karıştıran anlayıştır. Kavmin, aynı ana-babadan çoğalmış, içine yabancı karışmamış kandaş zümreler olduğunu ifade eden yazar, “kavmi safvet”in (etnik saflığın) hiçbir cemiyette olmadığını ama yine de kavmiyet mefkuresinin takip edildiğini yazmaktadır. Gökalp, bunların sebeplerini de izah etmiştir. (s. 26-27)
(3) Gökalp’e göre üçüncü tanım coğrafi Türkçülerin tanımıdır. Buna göre, millet aynı ülkede oturan ahalilerin toplamı demektir. İran, İsviçre, Belçika, Britanya milletleri örneklerini veren yazara göre, İran’da Fars, Kürt ve Türk’ten ibaret olan üç millet vardır. İsviçre’de de Alman, Fransız ve İtalyan olmak üzere yine üç millet vardır. Belçika’da ise Valonlar ile Flamanlar; Britanya’da ise Anglo-Sakson, İskoç, Galli, İrlandalı dört millet olduğunu döneme göre izah eden Gökalp “Bu muhtelif cemiyetlerin lisanları ve harsları [kültürleri] birbirinden ayrı olduğu için genel yapılarına millet adını vermek doğru değildir.” şeklinde bir sonuca varmıştır. (s. 28)
(4) Gökalp’e göre dördüncü tanım, Osmanlıcıların millet tanımıdır; Osmanlı İmparatorluğunda bulunun bütün tebaayı kastetmektedir. Burada ise Osmanlıyı tek millet olarak görmenin zorluğunu ifade eden Gökalp’e göre, bu karışımda birbirinden bağımsız kültürlere sahip çok sayıda millet vardır. (s. 28)
(5) Gökalp’in beşinci tanımı, İslam ittihatçılarının millet tanımıdır; bu da bütün Müslümanların toplamını millet gören bir tanımdır. Yazar, aynı dinden olanların toplamına ümmet denildiğini ifade ederek, Müslümanların toplamının ümmet olduğunu yazmıştır. Dilde ve kültürde ortak olan millet zümresinin bundan farklı olduğunu ifade etmiştir. (s. 28-29)
(6) Gökalp’in altıncı tasnifini “fertçiler”in tanımı oluşturur. Bir insanın kendisini mensup kabul ettiği herhangi bir cemiyettir. Gökalp’e göre bu bir zandır; zira fertlerde böyle bir hürriyet ve istiklal yoktur, çünkü ruh duygularla fikirlerin birleşimidir. (s. 29)
“O halde millet nedir?” der sonra Ziya Gökalp. Ona göre millet, “ne ırkî, ne kavmî, ne coğrafî, ne siyasî, ne de iradî bir zümre değildir. Millet lisanca, dince, ahlâkça ve bediiyatça (estetikçe) müşterek olan, yani aynı terbiyeyi [eğitimi] almış fertlerden mürekkep bulunan bir zümredir. Türk köylüsü onu “dili dilime uyan, dini dinime uyan” diyerek tarih eder. Filhakika, bir adam kanca müşterek bulunduğu insanlardan ziyade, dilde ve dinde müşterek bulunduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü şahsiyetimiz, bedenimizde değil, ruhumuzdadır. Maddi meziyetlerimiz ırkımızdan geliyorsa, manevi meziyetlerimiz de terbiyesini aldığımız cemiyetten geliyor. (…) İnsan için maneviyat, maddiyattan mukaddemdir.” (s. 30)
Modern milletin bir kenarında yine homojen/tek tip bir yapı arayışı dikkatten kaçmaz. Almanlar dili, Fransızlar kültürü, İsviçre ve Belçika coğrafyayı öne almıştır. Yine ana yapılar olarak öne çıkan İngilizler, Fransızlar ve Almanların etnik ve dil göndermelerini gözden kaçırmamak gerekiyor. Mezheplere kadar homojenlik dayanağı aramakta ve bulmaktadırlar.

Gökalp’in sorduğu soruyu yüz yıl sonra yeniden sormak zorundayız “O halde millet nedir?”. Cevabımızın, Avrupa’nın yeni millet anlayışına kayıtsız kalmayan ama bütünüyle ondan hareket etmeyen, kendi tarihi tecrübemizi yüklenen, şartlara ve duruma göre değişmeyen, tutarlılık silsilesi sağlam örülen bir yapıda olması zorunluluk olarak görülmektedir.
Tartışmaya girişmeden önce, özetle soralım[1]:
Millet, Renan’ın tarif ettiği geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan topluluk mudur?
Millet, Vedel’in geçmişte yaşayanlar, bugünde yaşayanlar ve gelecekte yaşayacak olanlardan oluşan bir yapı mıdır?
Fransızlar’ın “ortak yaşama isteği” anlayışı mı? Almanlar’ın millet-ırk anlayışı mı?
Anderson’un kurgulanmış toplulukları mı, yani hayali/muhayyel cemaatleri mi?
Milli karakter ortaklığına dayanan sosyolojik bir olgu mu?
Daha da netleştirelim: Millet etnik birlik yani tek tip olma hali midir? Millet aynı dinden olanların oluşturduğu bir yapı mıdır? Millet aynı coğrafyada yaşayanlar mıdır? Millet aynı coğrafyada yaşayanlar ile bu coğrafyada yaşamış olanların bu coğrafyada yaşamayan çocuklarının toplamı mıdır? Millet bir ideal birliği veya gelecekte de bir arada olma isteği taşıyan insanların oluşturduğu yapı mıdır? Millet, vatandaşlık kimliği midir? Millet, aynı düşmana karşı savaşmış insan topluluğu mudur? Millet, aynı dili konuşanlar topluluğu mudur?
O halde Türk kimdir? Bahse konu milletin adı mıdır Türk? Bir “milli kimlik” midir? Bir etnik yapı mıdır Türk? Vatandaşlık kimliğinin adı mıdır Türk? Resmi devlet ideolojisinin ideal insanı mıdır Türk? Bir siyasetin veya ideolojinin temel motivasyonu ve değeri midir Türk?
Ziya Gökalp’in yüz yıldan fazla bir zaman önce yaptığı tasniflemeyi, günümüz şartlarında yeniden yapmamız gerektiği görülmektedir. Türk’ün kim olduğundan önce milletin ne olduğu sorusunu netleştirmemiz gerekmektedir. Burada ise modern millet tanımının artık klasikleşen Renancı düşüncenin günümüzdeki soru ve sorunlara cevabının yeterli olup olmadığı konusunun da dâhil olduğu genel bir tartışmayı zorunlu kılmaktadır.
“Türk kimdir” sorusuna Mehmet Akif, Kemal Tahir, Yahya Kemal ve diğer entelektüellerin tarihin seyrini bozmadan ortaya koydukları çerçevelerle mi bakacağız; yoksa geçmiş zaman siyasetinin resmi içerik olarak sunduğu çerçeve ile mi bakacağız; yine yoksa günümüz siyaset ve düşünce dünyasının eklektik yani biraz da karışık hareket noktalarına mı odaklanacağız? Bütün bunların dışında sonradan farklı anlam katmanları eklenmiş Türk kavramını bir yönüyle Tek Parti döneminin resmi söylemindekinden farklı olmayan “resmi” akademisyen çevrelerinin söylediklerine mi dikkat kesileceğiz?
“Bin yıllık kardeşlik” söylem olarak bir yerler için çok fazla anlamlı gelmese de, “bin yıl” ve “kardeşlik” o kadar kıymetli ki, bunun üzerine yeni cümlelerden oluşan yeni teoriler düşünülmeye değerdir.
“Türkiye’nin Kimliği”ni düşünmek gündelik söylemler çerçevesinde ele alınacak bir mesele midir? Hayal edilmiş/kurgulanmış, icat edilmiş, Fransız İhtilali sonrası soyut bir hal almış, subjektif ve objektif unsurlarla sınırları çizilmiş yeni “millet” anlayışına karşı; tarihî, kültürel, dinî, edebî, iktisadî, askerî açıdan ve hatta subjektif ve objektif unsurları birbiriyle kavga ettirmeden ve kavga nedeni haline getirmeden millet olma tecrübesine sahip olan bir birikim “Türkiye’nin Kimliği”nin düşünüldüğü bir dönemde büyük imkânlar sunacaktır. Tam da bu birikim üzerinden yeniden düşünmek gerekliliği karşımızda durmaktadır.
[1] Meseleyi genişçe tartışmıştık. Bkz.: Murat Erol, Anayasa ve Milliyetçilik (Siyasiyat Yayınları, Ankara, 2025).
Fotoğraf Kaynak:
Bilinmiyor – http://www.biyografya.com/biyografi/4084https://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/ulbbnioa/periodical/pageview/7080570, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=63566929
Vezirtonyukuk – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=44739097




