Patinaj
- Tarih:
Bugünlerde her mahfilde iki konu konuşuluyor, dünya kupasında oynayan Bizim Çocuklar. Maalesef bu yazıyı yazmaya başladığımda Türk Milli Takımımız Avustralya’ya 2-0 yenildi. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız. Diğer tartışma konusu ise Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durum. Tarlalarda, fabrikalarda, kahvelerde, parklarda, evlerde, yolculuklarda, kitapçılarda, sendikalarda, odalarda, birliklerde, çay ocaklarında ana gündem olarak ekonomik kriz ve toplumsal yansımaları tartışılıyor.
Alt gelir gruplarının buluşma yeri ve bir bardak çayın 15 lira olduğu bir çay ocağında ekonominin hararetle tartışıldığı bir sohbete dışardan kulak misafiri oldum. Rakamlar havada uçuşuyordu. Özel sektörde 35 bin lira maaşla çalıştığını söyleyen bir vatandaş “Türkiye ekonomisi mehter takımı gibi. İki ileri bir geri gidiyor.” dedi. 20 bin lira emekli maaşı alan emekli bir vatandaş bu tespite itiraz etti ve “Mehter takımı iki ileri bir geri yaparak ağır ağırda olsa yol alır. Türkiye ekonomisi patinaj yapıyor. Yerinde sayıyor.” dedi.
Söze yüksek okul mezunu olduğunu, altı aydır iş aradığını, asgari ücretle dahi çalışmaya razı olduğunu ancak iş bulamadığını ifade eden bir işsiz genç, biraz daha sert bir sesle “Siz ne konuşuyorsunuz? Ne mehter takımı, ne patinajı, ekonomi duvara toslamış sizin haberiniz yok, iş yok, iş yok. Sizin hiç olmazsa az da olsa geliriniz var.” serzenişinde bulundu. Çay ocağına komşu küçük esnaf ise “Al benden de o kadar. Vergiydi, sigortaydı, bankaydı bize bir şey kalmıyor. Kartlarla döndürüyoruz evin bütçesini.” diyerek tartışmaya katıldı.
“Siz ne diyorsunuz, ekonomi iyi gidiyor. Türkiye ekonomisinde destan yazılıyor. Şahlanıyoruz. Uçuyoruz. Avrupa bizi kıskanıyor.” diyen olmadığı için tartışmalar zevksizdi. Böyle diyecek kişilerin fakirler çay ocağında ne işi olur zaten..
Tartışmayı dinlerken emeklinin patinaj kelimesi kafama takıldı. Türkiye ekonomisi gerçekten patinaj mı yapıyor? sorusunu düşünürken ekonomik istatistikler gözümün önünde sinema şeridi gibi geçti.
Tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 32.61. Dünya üçüncüsüyüz. Savaşta olan ülkelerin enflasyonu bile bizden düşük. Şaşılacak bir durum. Geriye doğru baktım, uzun süredir enflasyon yüzde 30’larda patinaj yapıyor. Enflasyonda düşüş bir türlü gerçekleşmiyor.
Cumhurbaşkanı “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” diyor, “Faiz bereketsizlik.” diyor. Haklı da olabilir ancak faiz bildiğini okuyor. Tansu Çiller Başbakan’dı. Genelkurmay Başkanı da merhum Doğan Güreş’ti. Güreş Paşa’nın “Başbakan tak emrediyor, ben şak yapıyorum.” sözü gündem olmuştu o yıllarda. Bugünde Merkez Bankası Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanının faiz hassasiyetini emir telakki edip ‘tak şak’ yapmak ister ancak ekonominin şartları ‘tak emretme, şak yapma’ya müsait değil.
Maalesef hem ekonomi yönetiminin üretimi dışlayan uygulamaları, hem yanlış politik tercihler, hem de ABD-İran-İsrail çatışması başta olmak üzere küresel olumsuzluklar borçlanma gereğini artırıyor, bu da faizi körüklüyor. Bir ara yüzde 40 altına inen faiz, şimdilerde yüzde 43’ün üzerinde yapışık kaldı. Borçlanma gereği yüksek olunca Merkez Bankasının yapacağı bir şey yok. Merkez Bankası yönetimi de politika faizini yüzde 37’de sabit tutuyor, uzun süredir pas geçiyor.
Dediğim gibi rakamlar zihnimden akıyor. 2026 yılının ilk 5 ayında faize 1 trilyon 239 milyar lira ödeme yapılmış. Yıl sonuna kadar 3 trilyon lirayı bulması da güçlü bir tahmin. Dünyada ülkelerinin merkez bankalarının uyguladığı ortalama politika faizi yüzde 4 ile 5 arasında. Faizi, dünya ortalaması olan bu rakamlar seviyesine çekebilseydik çay ocağındaki o küçük esnafın, işsiz gencin, emeklinin, işçinin, çiftçinin, sanayicinin derdine derman olabilirdik.
Olamıyoruz. Çünkü ekonomi yönetimi özeleştiriden kaçıyor; muhalefetten, akademisyenlerden, gazetecilerden, sendikalardan, üreticilerden gelen eleştirilere kulak tıkıyor. Kış geldiği halde kar lastiği takmazsan olacak belli; en küçük buzlanmada patinaj. Pancar römorkuna pancarı yükledin, traktörün çekisini evde unuttun, traktör ıslak zemine saplanır, patinaj yapar. Gaza basmak istersin ancak patinaj yaptıkça daha da batar traktör.
Üzülerek söylemeliyim ki, ekonominin gaz basma imkanı da daraldı. Ekonomi, 2026 yılının ilk çeyreğinde ittire kaktıra yüzde 2.5 büyüyebildi. Bu büyüme sağlıklı bir büyüme değil çünkü sanayi yüzde 0.8 küçüldü.
Anadolu’da bir deyim vardır: Dilinde tüy bitmek. Bir şeyi defalarca, bıkıp usanmadan anlatmak anlamına gelir. Dilimizde tüy bitti söylemekten ancak tekrar edelim: Ekonomiyi yoluna sokmak için hukuk güvenliğini sağlayın, toplumsal barışı inşa edin, israfı önleyin, yerli ve yabancı sermayeyi ürküten kayyum uygulamalarına son verin, en önemlisi kaliteli üretime ve ihracatı ekonomi politikalarının merkezine, en merkezine yerleştirin.
Son uyarı: Patinaj yapan araba, önlem alınmazsa geriye kaymaya başlar.




