Picture of Şahin Ali Şen
Şahin Ali Şen

Personel Reformu Başka Bahara

A+ A-

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Kamu Sen’in  8. Olağan  Genel Kurulu’nda  kamu personel reformunun fitilini ateşledi.

 Yılmaz,  kamu personel rejiminin mazisinin çok eski tarihe gittiğini, bu süreçte birçok değişime uğradığını hatırlatarak,  artık güncelleme ihtiyacının zaruri olduğunun altını çizdi.

 Yılmaz,  reformun  Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın öncülüğünde sendikalarla istişare kültürü, sosyal diyalog ve birlikte yönetim  anlayışı ile yürütüleceğini de deklare etti.

Bu açıklama uyku halindeki sendikal hareketi canlılık getirdi.  Konfederasyonlardan ve sendikalardan yağmur gibi peşi peşine beyanatlar geldi.  Kamu personel reformuyla ilgili raporlar,  bildiriler,  teklifler havalarda uçuştu.

 Ancak önce ABD-İsrail-İran savaşı, sonra ekonomik kriz tartışmaları ve  okullardaki silahlı saldırılar  reform tartışmalarının hızını kesti, gölgede bıraktı. Kamu personel rejimi tartışmaları saman alevi gibi parladı ve söndü.

Türkiye’de gündem hiçbir bir zaman sakinleşmez. Ancak yine de biraz sakinleşme olursa kamu personel reformu tekrar çalışma hayatı gündeminin baş köşesine oturur.

1960’lardan beri tartışılan kamu personel reformu bu sefer  bütüncül bir bakış açısıyla gerçekleştirilir mi? Zorun  zoru. Nedenlerini yazının sonunda açıklayacağım. Şimdi hükümetin kamu personel reformuyla neyi hedeflediğini, sendikaların ne beklediğini hukuki, ekonomik ve sosyal mercek altında inceleyelim.

Sendikal Hareket açısından;

Sendikalar,  liyakat ve kariyer ilkelerine dayalı, adil bir yükselme sisteminin kurulmasını istiyor.  Bu çerçevede, mülakat sisteminin tamamen kaldırılmasını talep ediyorlar.

Eşit işe eşit ücret verilmesini, maaş dengesizliklerinin giderilmesini yani ücret dengesinin sağlanmasını teklif ediyorlar.

Malum, Ocak’ta memur maaşlarına artış geliyor ancak daha Mart ayında vergi dilimindeki adaletsizlik yüzünden maaşlarda azalma oluyor. Vergi diliminden dolayı yaşanan kayıpların önlenmesini bekliyorlar.

Sendikalar, farklı istihdam türlerinin kaldırılmasında, statülerin sadeleştirilmesinde, sadece kadrolu istihdamın esas olmasında, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesinde ısrar ediyorlar.

Bu taleplere ilave olarak; memurlara bayram ikramiyesi verilmesi,  büyük şehirdeki memurlara kira yardımı yapılması, yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılması, 3600 ek gösterge düzenlemesinin tüm memurlara kapsayacak şekilde genişletilmesi de yer alıyor.

Sendikaların talepleri net. Ancak hükümet geçmiş hükümetlerde de olduğu gibi reformla neyi hedeflediğini tam olarak açıklamıyor. Reformla hangi alanlarda değişiklikler yapılacak,  bu değişiklikler neler olacak, bilmiyoruz mesela.. Sağlıklı bir tartışma için reformla ilgili  hedeflerini hükümet kamuoyu ile paylaşmalı. 

Hükümet kanadının açıklamalarından, genel olarak anlaşılan şu:  Performans sistemi gelecek, etkin kamu hizmeti sunumu ve  verimlilik artışına yönelik düzenlemeler olacak.

Tam söylenmese de  satır arası okumalardan anlaşılıyor ki, esnek çalışma düzenine geçilecek,  evden çalışma modelleri üzerinde çalışma yapılacak. Özellikle kadın çalışanların  part time-kısmi çalışma konusu masaya gelecek.

Hükümetin reform konusunda net  hedefler ortaya koymaması sendikaları endişelendiriyor. Esnek çalışmayla  iş güvencelerinin zayıflatılacağından,  taşeronluk sisteminin yoğunluk kazanacağından; performans sistemiyle keyfiliğin geleceğinden, ayrımcılığın baş göstereceğinden;  sözleşmeli personel uygulamasının yaygınlık kazanacağından endişeleniyorlar.

 Çalışma ve mesai saatlerinin idarenin inisiyatifine bırakılacağından,  sosyal ödemelerin daraltılacağından, kıdem tazminatlarının kuşa çevrileceğinden ve emeklilik haklarında gerileme olacağından korkuyorlar. Haksızlar mı? Haklılar. Çünkü, belirsizlik  korkuyu artırır.

Yazımın sonunda bu reformun niçin gerçekleştirilemeyeceğini açıklayacağımı söylemiştim. Bir, zayıf hükümetler kamu personel reformu yapamaz. Parlamento çoğunluğu tek partide değil. İki,  seçimlere yakın bir süreçte kamu personel reformu yapılamaz. Üç,  ekonomik kriz devam ederken ve bütçe imkanları sınırlıyken kamu personel reformu gerçekleştirilemez.  Dört, toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu siyasal zeminde kamu personel reformu başarılı olamaz. Beş, küresel ve bölgesel gerilimin  yaşandığı bir süreçte sağlıklı tartışma yapılamaz. Bugün az veya çok bunların hepsi var. Dolasıyla kamu personel reformunun çıkma şansını düşük görüyorum.

Peki ne zaman kamu personel reformu yapılmalı? Genel seçimler yapıldıktan hemen sonra ve güçlü hükümetler döneminde.

Unutulmalıdır ki, güçlü memur güçlü devlettir. Reform yapacak hükümet, kamu görevlilerine  mali, sosyal ve özlük haklarındaki kazanımları dokunmayacağını, hatta  memurların daha da güçleneceği garantisini vermeli. Zor ama.. O zaman kısmen belki..