Pizza ustası Antonio
- Tarih:
Almanya’daki üniversite hayatımın ilk yıllarıydı. Öğrencilik hayatımı devam ettirmem için haliyle çalışmam gerekiyordu. Bir gün Hakkı eniştem gel birkaç yere gidelim dedi ve yola çıktık. Tanıdığı bir pizza restoranına gittik. Kapıdan girdiğimizde yaşlı bir İtalyan bizi karşıladı. Eniştem benden ve iş aradığımdan bahsetti. Ayaküstü tanıştığımız Gerardo hemen işe başlayabileceğimi söyledi.
Eniştem gittiğinde Gerardo’ya ne iş yapacağımı sordum. O da bana pizza yapacaksın dedi. Arkada yanan odun fırınında pizza yapacakmışım. Önce şaka yaptığını zannettim. Dalga geçme benimle diye karşılık verdim. Aklımdan geçenler tuvalet temizliği, garsonluk ya da bulaşık yıkama falandı. Kendisine tekrar sorduğumda bu defa ciddi bir bakışla “pizza yapacaksın” dedi ve beni fırının önüne davet etti. Vakit kaybetmeden pizzanın nasıl yapıldığını anlatmaya başladı. Sonradan anladım ki, Gerardo restoranda eşi bayan Delia ile çalışıyordu. Mutfak kısmında makarna türü ürünleri yapıyordu ve pizza ustası yoktu. Sonraları o mutfağa ben de fırına baktım. Özet geçmek gerekirse bir hafta sonra pizza hamurunu açarken havaya fırlatmaya başlamıştım. Gerçekten hayatımda en çok zevk aldığım işlerden biriydi.
Gerardo bana hamur yapımı dışında her şeyi öğretti. Hamur bezeleme, malzeme hazırlığı, hamuru açma, malzeme döşeme, fırına sürme, pişirme, çıkarma, kesme ve servise hazır hale getirme. Hatta odun fırınını yakma, ateşi ideal seviyede tutma gibi bütün işleri ben yapıyordum.

Aradan haftalar geçti. Bir gün iyi giyimli bir müşteri geldi. Makarna yemişti. Hesabı öderken çok beğendiğini söyledi ve kendisinin Süddeutsche Zeitung’da idareci olarak çalıştığından bahsetti. Bir muhabir gönderip restoranın haberini yapmak istediğini söyledi. Gerardo bu teklifi kabul etti. Adam gittiğinde, bana dönerek muhabir geldiğinde sen hiç konuşma, her şeyi bana bırak dedi. Tamam dedim. Çalışma iznim olmadığı için oldukça tedirgindim ama başka bir şansım da yoktu.
Birkaç gün içerisinde muhabir geldi ve bir taraftan fotoğraf çekiyor diğer taraftan sorular soruyordu. Derken bir ara bana döndü ve “sizin isminiz neydi?” diye sordu. Soru biter bitmez bizim yaşlı kurt Gerardo öne atıldı ve “pizza ustası Antonio” dedi. Ardından seri cümlelerle beni tanıtmaya devam etti. İşte Antonio İtalya’dan yeni geldi, çocuk yaşlardan beri pizza ile haşır neşirdir, pizza ustalığı onun ruhunda var, İtalya’da onun pizzalarını şöyle beğenirler, o şöyle ustadır, böyle yeteneklidir derken ben fırında pizza yapmaya devam ediyordum. Muhabir ise sadece şaşkınlık ve hayranlık içerisinde bir taraftan Gerardo’yu dinliyor bir taraftan da beni izliyordu.
Bu İtalyanlar gerçekten tanıdığım en ilginç ırklardan biri olabilir. Gerardo’nun eşi bayan Delia her zamanki tebessümü ile eşinin abartılı hikayesini dinliyordu. Muhabir en sonunda bayan Delia ve benim pizza fırını önünde bir fotoğrafımı çekti ve teşekkür ederek restorandan ayrıldı. O gün akşama kadar Gerardo’nun kurgu becerisini kahkahalar eşliğinde defalarca konuştuk. Aklımıza geldikçe güldük. Hemen takip eden Çarşambanın sabahı Gerardo elinde gazete ile geldi. Adamlar bayan Delia ve benim fotoğrafımı yarım sayfa basıp haber yapmışlardı. Fotoğrafın hemen altında “Pizza ustası Antonio ve bayan Delia” diye devam eden kısa bir açıklama vardı.
O gazete sayfasını hatıra olarak alıp yıllarca sakladım. Öğrencilik yıllarımda evlerdeki panolara falan astım derken kaybettim. Nerdeyse çeyrek asır sonra pizza sektörüne girdim. Pizza hamuru ve fırınla tekrar buluştuğum günlerde yaşadığım heyecanı anlatamam.
Bu hikayeyi daha önceden anlattığımdan şimdilerde yakın çevremde bazen Şef Antonio diye anılıyorum. Gerçekten çok güzel, çok eğlenceli, çok heyecanlı ve mutluluk verici şeyler. İnsanın hayat hikayesinde karşılaşacağı sürprizleri tahmin etmek çok güç.




