Şerbet Bisküvi Lokum
- Tarih:
Bebek Amca’nın bakkalı bisküvi kokardı. Sanırdım ki dükkandaki her şey bisküvi kokardı. Bebek Amca’nın oğlu Tuğrul’u çok şanslı bulurdum, istediği kadar bisküvi ve lokum yiyebileceğini, şanslı olduğunu düşünürdüm. Bebek Amca’nın eşi Fikret Abla, gözleriyle beni sever, “canım” diye hitap ederdi. Yanakları bisküvi sarısıydı, yanaklarında benleri vardı. Dükkânda Bebek Amca dururdu. Babamla sohbete gelen, gece yarısına kadar sohbet eden Aydın öğretmenin, hava karardığı için komşu köylere çıkamayan yatılı misafirlerin verdiği metal paralarla ertesi gün bakkala gider, bisküvi lokum alırdım. Çok tutmazdı. Lokumu bisküvinin arasına koyar, yerken sadece tadından değil, bisküvinin kırılma sesinden de büyük keyif alırdım.
Mevlitlerde bisküvi ve lokum dağıtılırdı ve ben mevlidi çok severdim. Amcam mevlidi veznine dikkat ederek, gaydalı ve ezberden okurdu. Sadece mevlidi değil, her şiiri öyle okurdu. Yine de olur ya şaşırırsam bakarım diye önünde eski yazı bir mevlit kitabı bulunurdu.

Mevlit okutacak kimse onlara genelde amcamla giderdim. Çocuklar da büyüklerle otururlar, diz çökerek bir ibadet vecdi içinde dinlerlerdi. Peygamberimizin adı geçtiğinde hepsinin sağ eli kalbi üzerine giderdi. Ben de onlara bakarak sağ elimin ayasını kalbime bastırırdım.
Mevlidin bir bölümünde ayağa kalkılırdı. Ben çocuk olarak arada sıkışırdım.
“Geldi bir ak kuş kanadıyla revan
Arkamı sıvadı kuvvetle heman” mısraları okunduğunda herkes yanındakinin sırtını sıvazlardı. Eller benim sırtıma kadar inmez, boynumu omuz başımı yahut boynumu sıvazlar gibi yapardı.
Bildiğim bütün kuşları ak kuş olarak düşünür, o anda kanatlarıyla sırtımı sıvazladıklarını hayal ederdim. “Kuvvetle heman” nedir anlamazdım. Aklım mevlitten sonra dağıtılacak arasına lokum konmuş bisküvilerde olurdu.
Mevlidin en sevdiğim kısmı şerbetli kısmıydı.
“Susadım gayet hararetten kati
Sundular bir cam dolusu şerbeti”
Kapı açılırdı
“Şerbeti karşımda tuttu huriler
Bunu sana verdi Allah dediler”
Elinde şerbet tepsisiyle/sinisiyle birisi kapıdan girerdi.
“Kardan ak idi ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi”
Tepsideki şerbetler mevlidi dinleyenlere dağıtılır, tepsi benim önüme gelince genelde “kırmızı” renkte olan bardağı alır, ağır ağır içerdim.
Kardan ak değildi, şekerden farklıydı, ancak yine de güzeldi.
Bazı mevlitlerde Bebek Amca’yı da görür, lokum ve bisküvi dağıtılırken onun almasına şaşırırdım. Satan kendisiydi çünkü.
Mevlüt akşamsa karayılanlardan, cinlerden, perilerden, al karılarından korkarak, amcamın büyük ayaklarından ve iri cüssesinden güven duyarak evimize dönerdim. Amcam, bir büyük adammışım gibi benimle sohbet ederdi. Onun konuşması bana ayrıca güven verirdi.
Bazen mevlitler rüyalarıma girerdi. O zaman şerbetler kardan ak olurdu. Şerbeti dağıtan kişi iki bardak almam için başımda beklerdi. Amcam rüyamda Merhaba faslını okurken yüzüme gülümseyerek bakardı.




